İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında şirket hisse devri ve müdür yetkilerini kötüye kullanma iddialarıyla ilgili istinaf kararı.
Özet: Davacı, eski ortağı olduğu şirketteki yüzde elli hissesinin, kendisi cezaevindeyken davalı diğer ortak ve şirket müdürü tarafından iradesi sakatlanarak usulsüzce ele geçirildiğini, bu süreçte davalının şirket varlıklarını kötüye kullandığını ve şahsını büyük zararlara uğrattığını iddia ederek tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise, davacının ortaklık dönemindeki zararlar için şirkete dava açması gerektiği, ortaklıktan ayrıldıktan sonraki devirler nedeniyle de aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, davacı vekili ise zararlarının araştırılmadığı ve kararın esas yönünden hatalı olduğu iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2025/1240 KARAR NO : 2026/1334T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 16/05/2018NUMARASI : 2017/1298 Esas - 2018/423 KararDAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: 15/01/2016İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/07/2026İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ile birlikte ... ..Ltd Şti nin 1/2'şer oranda ortağı olduklarını, davalının şirket müdürü olduğunu, şirketin inşaat işlerine başladığını, devam eden süreçte müvekkilinin 23.06.2008 tarihinde tutuklanıp, 20.04.2009 tarihinde tahliye edildiğini, 11 ay süre ile cezaevinde kaldığını, yargılama neticesinde beraat ettiğini, müvekkilinin cezaevinde kaldığı süreçte her şeyini davalıya emanet ettiğini, davalının cezaevine gidip işler hakkında bilgi verdiğini, aynı zamanda müvekkilinin başına bir şey gelirse şirkete tedbir konulacağını, işlerin sekteye uğrayacağını belirterek şirket hissesinin devri konusunda müvekkilini ikna etmeye çalıştığını, bunun sonucunda müvekkilinin davalının ismini bildirdiği ...'ye cezaevinde iken hisselerini devretmesi için vekaletname verdiğini, müvekkilinin sahip olduğu %50 hissenin %10'unun davalının akrabası ...'ye %40'ının da davalıya devir ve tescil edildiğini, vekaletnamenin verilmesinden sonra davalının müvekkiliyle olan ilişkisini kestiğini, cezaevinde iken Kuşadasında mevcut kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devredilip karşılığında daire ve para alındığını, diğer villa ve arazinin de satıldığını öğrendiğini, ortaklık dahilinde yaptığı harcamalar ve beklenen karda dikkate alındığında mevcut zararının 1.000.000.000-TL nin üzerinde olduğunu, davalının taşınmazların bir kısmını müvekkilinin hissesi devredilmeden müdürlük yetkisini kötüye kullanarak devrettiğini ve parayı şirket hesabına sokmadığını, eksik bildirdiğini, müvekkilinin cezaevinde olmasını fırsat bilerek şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinin hissesine düşen bedeli ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili; husumet itirazında bulunarak davacının ortak olduğu döneme ilişkin alacak iddiası ileri sürdüğünü, bu davanın şirkete yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca 6098 sayılı TBK 147/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında borçlandırıcı herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının yaptığını ileri sürdüğü tüm harcamaların müvekkili tarafından yapıldığını, hisselerin davacının özgür iradesiyle devredildiğini, davacının hisse devrinin karşılığını da aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı vekilinden dava dilekçesinde zarar olgusunu dayandırdığı devirlerin müvekkilinin şirket ortaklığı devam ederken yapılan devirler olup olmadığı hususu sorulmuş, bu konuda davacı vekili ibraz ettiği 28/02/2018 tarihli dilekçesiyle, zarar olgusunun 3 adet taşınmazın devri ve 1 adet kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devrinden kaynaklandığını, Aydın ili, ... ilçesinde bulunan 1 adet taşınmazın hisse devrinden önce 2 adet taşınmaz ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ise hisse devrinden sonra yapıldığını beyan ettiği, bir ortağın şirket yöneticisinin sorumluluğu davası açması durumunda tazminatın kendisine ödenmesini değil, şirkete ödenmesini talep etmesi gerektiğini,davacının ortak olduğu döneme ilişkin tazminat talebi yerinde görülmediğini, davacının zarar olgusunu dayandırdığı bir kısım devirler ise davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra yapılan devirler olduğunu, bu devirler yönünden ise davacının ortak olmadığı bir şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayanarak talepte bulunması mümkün olmadığından davacının ortaklıktan ayrıldıktan sonraki döneme ilişkin devirler nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin ortak olduğu dönemde hem şirketin hem kendisinin zarara uğratıldığı iddiasının araştırılmadığını, davalının müdür olduğu döneme ilişkin oluşan zararlar ve müvekkili zararı araştırılmadığını, müvekkili cezaevindeyken şirketle ilgilenmesi ve yapılan işlerle ilgili bilgisinin olması mümkün olmadığını, müvekkilinin hissesini devretmesi için davalı, ... ile işbirliği yapıp şirketi ve müvekkili zarara uğrattıklarını, müvekkilinin iradesi sakatlanarak kendisinden hisse devri için vekaletname alındığını, müvekkilinin uğradığı zarar hesaplanmadan verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: Dava, limited şirket müdürü davalının davacının cezaevinde olduğu sırada satarak veya devir ederek şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinin hissesine düşen bedeli ödemediğini belirterek zararların tesbiti 10.000-TL nin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.TTK nun 644(1) -a maddesi atfı ile yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin 553.madde hükmü limited şirketlerde de uygulanır.TTK 553/1 Kurucular, YK üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTKnın 555/1 maddesinde şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.Buna göre, şirketin uğradığı zararın tazminini şirket veya her bir pay sahibinin isteyebileceği ancak pay sahibi tarafından dava açılması halinde talep edilen tazminatın şirkete ödenmesinin istenebileceği düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı eldeki davada 2008 yılında tutuklandığını, 2009 yılında tahliye edildiğini bu dönemde şirketin zarara uğratıldığını, taşınmazların satış veya devir edilen sözleşmelerden dolayı zarara uğratıldığını payını alamadığını ileri sürmektedir.Şirketin malvarlığının zarara uğratıldığı iddiaları davacı yönünden dolaylı zarar niteliğindedir. Davacı cezaevinde bulunduğu dönemde paylarını davalı ve üçüncü şahsa devir ettiğini beyan etmektedir. Davanın davacıyı dolaylı olarak zarara uğrattığı iddiası ile şirket müdürleri aleyhine açılmış sorumluluk davası olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 555. maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açabileceği, yanında davacının dava tarihi itibariyle şirkette ortak olmadığının anlaşılmasına göre sorumluluk davası açan ortağın dava tarihinde ve davadan sonra da ortak sıfatını taşıması gerekmektedir.Davacının davadışı şirketin ortağı olmadığını, dava tarihinden evvel ki zamanlarda hisselerini davalıya devir ettiği, şirkete ödenmesi talebiyle de dava açamayacağı gözetilerek davanın aktif husumet yokluğundan reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/07/2026