Yargıtay, ticari taksi şoförü ile plaka sahibi arasındaki ilişkinin ekonomik risk şoförde olan hasılat kirası olup iş mahkemesinin görevsiz olduğuna hükmedilen istinaf kararını onadı.
Özet: Bir ticari taksi şoförünün, taksi sahibi hakkında kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, şoför ile araç sahibi arasındaki ilişkinin, şoförün ekonomik riski üstlenmesi, çalışma saatlerini kendi belirlemesi ve araç sahibine sabit bir kira ödemesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir iş ilişkisi olmadığına, aksine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda düzenlenen hasılat kirası ilişkisi olduğuna karar verilmiştir; bu sebeple iş mahkemelerinin görevli olmadığına hükmedilerek, davacının talepleri reddedilmiş ve kararlar Yargıtay tarafından onanmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1581 E., 2025/1567 K.DAVA TARİHİ : 04.05.2018İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 23. İş MahkemesiSAYISI : 2023/113 E., 2025/186 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait 34... plakalı takside 2005 yılı Aralık ayı ile 11.12.2016 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, davalının müvekkilini 2011 yılına kadar sigortasız çalıştırdığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ticari taksi plakasını aylık kira bedeli karşılığında davacıya kiraladığını, davacının davalıya bağlı olarak çalışmadığını, davacının vergi dairesine kayıtlı olduğunu, çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar taraflar arasında 22.06.2011 tarihli kısmi süreli iş sözleşmesi bulunsa da dinlenilen tüm tanıkların taraflar arasında kira ilişkisi olduğuna dair beyanda bulundukları, araç malikinin şoförden günlük sabit bir miktar aldığı, günlük kazancın kira ödemesi yapıldıktan sonra şoföre kaldığı, davacının belli bir ücret karşılığı çalışmadığı, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, somut olayda ekonomik riskin şoförde olup taraflar arasındaki ilişkinin hasılat kirası olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait ticari plakalı takside çalışma saatlerine ve şekline ilişkin ticari taksi plakası sahibi davalıdan talimat almadan çalıştığı, davacının kendi sorumluluğunda başka bir şoför de çalıştırdığı ve elde edilen hasılattan davalıya, kazanç miktarı ne olursa olsun sabit bir tutar ödemekle yükümlü olduğu ve hukuki ilişkide ekonomik riskin davacı üzerinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir iş ilişkisi bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299 ve devam eden maddelerinde düzenlenen kira ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğunu,2. Dava konusu takside dava dışı bir başka işçinin de çalıştığını, bu hâlde esnaf dâhil toplam işçi sayısının üçü bulduğunu, bu nedenlerle verilen görevsizlik kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ve buna göre davada iş mahkemelerinin görevli olup olmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.