İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin kambiyo senedindeki imza inkarına dayalı menfi tespit davasında bilirkişi raporu çelişkisi giderilerek davanın reddini onayan istinaf kararı.
Özet: Kambiyo senedindeki kefil imzasının kendisine ait olmadığı iddiasıyla davacının açtığı menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesi daha önceki kabul kararının bozulmasının ardından, davacının isticvap edilmesi ve mahkeme huzurunda alınan imza örnekleri doğrultusunda grafolog bilirkişi raporları ile imzanın davacının eli ürünü olduğunu tespit ederek davayı reddetmiş; istinaf incelemesinde ise, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, menfi tespit davalarında imza incelemesinin HMKya göre yapılacağı ve usulüne uygun alınan bilirkişi raporları ile imzanın davacıya ait olduğunun sabit olduğu belirtilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/898 Esas
KARAR NO:2026/934
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/02/2025
NUMARASI:2024/384 Esas, 2025/129 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:08/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhinde İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo takibi yapıldığını, takip dayanağı 23/03/2015 vade tarihli ve 832.000-TL bedelli senetteki müvekkiline atfedilen ve kefil hanesinin karşısına yazılan ismi altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ayrıca imzaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK'ya göre eş rızası olmadığından bu kefaletlerin de geçerli olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin bu senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davalının aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, davalının istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin 2023/89 Esas, 2024/1137 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda, istinaf incelemesi sonrası davacı asilin usulüne uygun şekilde isticvap edilerek Mahkeme huzurunda imza örnekleri alındıktan sonra düzenlenen 31/10/2024 tarihli grafolog bilirkişi heyet raporu dava konusu bonodaki kefil imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu rapor ile daha önce Adli Tıp tarafından düzenlenen rapor arasında çelişki oluşması nedeniyle çelişkinin giderilmesi için alınan 28/01/2025 tarihli grafolog bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda de; dava konusu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu haliyle adli tıp raporu ile grafolog bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu, düzenlenen son iki grafolog bilirkişi heyet raporları denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olup, dava konusu bonodaki imzanın davacı tarafın eli ürünü olduğu sabit olduğundan davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin İİK 72/4 gereği koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın imzanın inkarına dayalı menfi tespit davası olduğunu, incelemenin HMK'ya göre değil İİK'nın 170/3 maddesi yollamasıyla İİK'nın 68/a maddesine göre yapılması gerektiğini, mahkemece davada sadece üniversitelerden seçilen 3 kişilik bilirkişi heyetlerinden rapor alınmasının ve bunlara göre karar verilmesinin de usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, seçilen bilirkişilerin grafoloji uzmanı olmadığını, Yargıtay 12.HD.nin 2019/12233-15607 E-K.sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere fizik ihtisas dairesinin verdiği raporla başka bir bilirkişi raporu arasında çelişkinin, en az 7 (yedi) uzmanın katılımı ile oluşan adli tıp genişletilmiş uzmanlar kurulundan alınmak suretiyle giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, menfi tespit davası genel hükümlere tabi olup, imza incelemesinin de HMK'nın 211.maddesine göre yapılması gerektiği, ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı öncesi davacı isticvap edilmeden, mahkeme huzurunda davacının imza örnekleri alınmadan imza incelemesi yaptırıldığı, ATK rapounda ... Odası'nın celbedilen ve o ana kadar davacının herhangi bir itirazı bulunmayan emsal imzanın, görevi olmadığı halde ATK'nın müdahalesi sonucu emsal imza olmaktan çıkarılarak rapor hazırlandığı, dolayısıyla Dairemizin kaldırma kararı öncesi alınan raporların denetime elverişli olmadığı; Dairemizin kaldırma kararı sonrası davacı isticvap edildikten ve mahkeme huzurunda imza örnekleri alındıktan sonra alınan üçer kişilik heyetlerden oluşan 31/10/2024 ve 28/01/2025 tarihli raporlarda, davaya konu bonodaki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, her iki raporun da denetime elverişli olduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/06/2026