İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, icra baskısıyla üçüncü kişi tarafından ödenen borcun istirdadı talepli davada verdiği istinaf kararı.
Özet: Bir borçlu şirketle hiçbir bağlantısı olmadığını iddia eden davacı, haciz tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı 224.500 TLnin iadesi (istirdat) talebinde bulunmuş; davalı alacaklı ise ödemenin üçüncü kişi tarafından ihtirazı kayıtsız yapıldığını, davacı ile borçlu şirket arasında fiili, hukuki ve organik bağ bulunduğunu, kötü niyetli davacının istirdat davası açma hakkı veya hukuki yararı olmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi de borcu ödeyen üçüncü kişinin istirdat veya menfi tespit davası açamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/1042 Esas
KARAR NO:2026/1009
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/04/2025
NUMARASI:2023/517 Esas, 2025/269 Karar
DAVANIN KONUSU:İstirdat
KARAR TARİHİ:18/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.03.2022 tarihinde .... Şti. adına müvekkiline ait ... Beylikdüzü/İSTANBUL adresinde yer alan işyerine Bursa 18. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosya talimatı ile (Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyası) müvekkili şirket ile hiçbir bağlantısı olmayan bir borç ile ilgili hacze gelindiğini, haciz baskısı ve muhafaza tehdidi ile müvekkilinin ödeme yapmaya mecbur kılındığını, müvekkili ile borçlu şirket ... .... Şti. arasında herhangi bir organik bağ söz konusu olmadığını, davalı/alacaklının haciz ve muhafaza baskısı ile tahsil etmiş olduğu 224.500 TL'yi Bursa 18. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasından tahsil etmesi üzerine huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinin 11.08.2022 tarihinde yapılmış olup davalı/alacaklı ile anlaşmaya varılamamış olduğunu beyan ederek davanın kabülü ile müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 224.500 TL’nin ödeme tarihi olan 22/07/2022 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yetkili ve meşru hamili olduğu ... ... Şubesi ... Seri Numaralı 158.000-TL bedelli 10.03.2022 vade tarihli çek hakkında karşılıksız işlemi yapıldığını, buna istinaden taraflarınca Bursa 18. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasından takib başlandığını, icra dosyasından alınan talimatla Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyası ile 21.07.2022 tarihinde borçlu ... Şti. aleyhinde haciz işlemi için gidildiğini, mahalde hazır bulunan üçüncü şahısın davacı şirket tarafından dosya borcu ödediğini, icra dosyasının infaz edildiğini, davacı üçüncü kişi tarafından icra dosyası borcuna istinaden herhangi bir ihtirazı kayıt düşülmeksizin ve cebri icra tehdidi olmaksızın ödemede bulunulduğunu, davacı tarafın borcu kabul etmiş ve icra dosyasının banka hesabına ödemede bulunmuş olduğunu, 3. kişi konumunda olan davacı tarafından huzurda ikame edilen istirdat davasında istihkak davasının konusunu teşkil eden hususların ileri sürülemeyeceğini, ayrıca ilgili haciz işlemine yönelik davacının 3. kişi tarafından müvekkiline karşı ikame edilen herhangi bir istihkak davasının da söz konusu olmadığını, davacının taraf sıfatı olmadığından aktif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davalı müvekkilinin taraf sıfatı olmadığından pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davacının, işbu davayı açmasında hukuki yarar bulunmamasından dolayı dava şartı yokluğundan davanın reddine, mahkeme aksi kanatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, borçlu ... şirketin resmi ticaret sicil adresi olan ''... Arnavutköy/İSTANBUL'' adresine gerçekleştirilen haciz işleminde mahal adresin boş durumda olduğu ve kimsenin olmadığı görüldüğü, takip borçlusu ... şirketi Adana ilinde kurulduktan kısa bir süre sonra ticari merkezini İstanbul'a nakil aldırdığını, davacının haciz mahallinde takip borçlusu ... adına evrak araştırması yapıldığını, mahalde borçlu şirket unvanı ve bilgilerinin yazılı olduğu evraklar bulunduğunu, borçlu şirketin borç konusu malları davacı şirkete muvazaalı olarak fatura ederek mal kaçırdığını, müvekkili şirket tarafından ... şirketine düzenlenen hizmet teslim formunda belirtilen ürünlerin takip borçlusunun faaliyet alanıyla herhangi bir bağlantısı olmamasına rağmen davacı şirketin söz konusu malları kaçırmak amacıyla paravan şirket olan ... üzerinden müvekkil ile iletişime geçtiğini, malların kullanım alanlarının birebir davacının faaliyet konusuna uygun olduğunu, ürünlerin montajının yapıldığı adresin davacı şirketin Antalya ilinde açmayı planladığı otel olduğunu, davacı şirketin geçmişten bugüne alacaklılardan mal kaçırmak saikiyle 14'e yakın şirket açıp kapattığını, davacı şirket ile takip borçlusu şirket arasında fiili, hukuki ve organik bağ ortada olup davacı tarafın da bu hususu kabul ederek 3. Kişi sıfatıyla icra dosyasına ödemede bulunduğunu beyanla kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2022/648E, 2023/45 Karar sayılı, 19/01/2023 tarihli ilamında; "... Borcu ödeyen 3.kişi istirdat veya menfi davası açamaz. Bu nedenle icra dosyasında borçlu olmayan davacının bu davayı açmada aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 2023/682 Esas, 2023/1019 karar sayılı, 26/06/2023 tarihli ilamı ile; "...Somut uyuşmazlıkta davacı, icra dosyasında üçüncü kişi konumunda olmasına rağmen adresine hacze gelindiğini, haciz ve muhafaza tehdidi altında ödeme yaptığını ileri sürerek ödediği paranın davalı alacaklıdan istirdadını talep etmiştir.Bu durumda dava, İİK'nun 72.maddesine dayalı olarak açılmış istirdat davası niteliğinde olmayıp, üçüncü şahsın, davalı alacaklının sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak açılan istirdat davasıdır. Mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değildir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 Esas-2022/107 Karar sayılı kararı)" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına karar vermiştir.
DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2023/517, 2025/269 Karar sayılı, 15/04/2025 tarihli ilamında; "..Tüm dosya kapsamına göre; davacı üçüncü kişi şirketin ortaklarının dava dışı borçlu şirketin ortakları ile aynı olmadığı, şirketlerin aynı ticari faaliyette bulunmadığı, aynı sektörde çalışmadıkları, bu haliyle davacı üçüncü kişi ile dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ olmadığı, davalının savunmasına göre, ... şirketine düzenlenen ve teslim edilen fatura konusu ürünlerin borçlu ... şirketinin faaliyet alanıyla ilgisi olmadığı, ürünlerin tesliminin davacının oteline yapılması sağlanarak davacı şirketin dava dışı borçlu şirketi paravan şirket olarak kullandığı iddia edilmiş ise de basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalı şirketin ürün teslimini fatura borçlusu olmayan davacı şirkete yapmadan evvel şirketlerin İTO kayıtlarını incelemek suretiyle şüpheye düşmesi halinde dava dışı borçlu şirketten ödemesini almadan ürünlerin davacıya ait adrese tesliminden imtina edebilecek iken yapmadığı anlaşılmakla savunmasına itibar edilmemiş, neticeten icra takibine konu borçtan davacının sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmış, somut olayda, davacının işyerinde yapılan hacize dayanak teşkil eden icra takibinin kambiyo senedine dayalı olduğu, haciz için gelinen davacının borcu ödemesi nedeni ile sebepsiz zenginleşenin davalı alacaklı olduğu, davacının ödediği bedelin, davalının malvarlığına dahil olduğu anlaşıldığından açılan davanın kabulüne, Bursa 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davacı tarafça ödenen 224.500,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı (tahsili) ile davacıya verilmesine karar verilerek;
-Davanın KABULÜ ile, 224.500,00 TL alacağın 22/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;... Talimat sayılı dosyasında borçlu adresine haciz işlemi için gidildiğini, mahalde hazır bulunan üçüncü şahıs davacı şirket tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ancak daha sonra istihkak iddiasından bir anlamda vazgeçilerek dosya borcu ihtirazi kayıtsız olarak ödendiğini,Kararın eksik incelemeye dayandığını, savunmanın değerlendirilmediğini, delillerin toplanmadığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini,Davacının aktif husumet ehliyeti ve müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, iddiaya göre davanın hukuken sebepsiz zenginleşen takip borçlusu ... firmasına karşı açılması gerektiğini, davaya konu icra dosyasının ödeme nedeniyle infazen kapatıldığını,Bilirkişi raporu tek taraflı ve yanlı hazırlanmış bir rapor olduğundan hükme esas alınamayacağını, itirazların değerlendirilmediğini,haciz işlemi sırasında muhafaza işlemi söz konusu olmadığı gibi icra müdürlüğünün banka hesabına gönderilen tutara ilişkin düzenlenen tahsilat makbuzunda da herhangi bir ihtirazı kayıt bulunmadığını, davacının istihkak prosedürünü uygulamadığını, İstihkak yönünden değerlendirme görevi genel mahkemelerde olmayıp İcra Hukuk Mahkemelerinin görev alanında olduğunu, davacının ödeme yaparak organik bağ iddiasını kabul ettiğini,Borçlu şirket tarafından faaliyet alanıyla hiçbir alakası olmamasına rağmen kapı kilit sistemleri siparişi verildiğini, siparişin borçlu şirketin yönlendirmesi ile davacı şirketin Antalya'daki oteline teslim edilip kurulumu yapılmış olduğunu, ancak ... şirketi tarafından müvekkiline verilen çekin karşılıksız çıktığını, müvekkili tarafından oteldeki kapı kilit sistemlerinin yazılımları devre dışı bırakıldığını, davacı taraf parayı ödemesine rağmen kapı kilitlerinin bloke edildiğini ve yazılımların çalışmadığını beyan ederek delil tespit talebinde bulunmuş ise de bu hususun da muvazaalı hareket edildiğini gösterdiğini, borçlu firmanın ana faaliyet alanı ev tekstili olduğunu, Dava dışı borçlu ... şirketinin faaliyet konusunun hiçbir şekilde kapı kilit sistemleri ile alakalı olmadığını, raporda da bu hususun tespit edildiğini, raporunda dava dışı ... şirketi tarafından davacı şirkete "..." adıyla 192.024,94 TL tutarlı fatura kestiği görüldüğünü, müvekkiline borçlu şirket tarafından verilen sipariş üzerine davacı şirketin otelinde kurulumu yapılan siparişlerin bedeli ise 158.000 TL olduğunu, bu durumda aracı firma kullanarak daha pahalıya mal alınmış gösterildiğini, bunun ticari hayata, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, her iki şirketin tek bir şirket gibi yönetilmesi ve aralarında organik bağ bulunması nedeniyle kendi aralarında para alışverişinini banka üzerinden yapıp muvazaalı fatura işlemlerini perdelemeye çalıştıklarını, bilirkişi raporunda mali yönden taraflar arasında organik bağ bulunmadığına ilişkin tespitleri kabul etmediklerini,Davacı şirket ile borçlunun ticari ve iktisadi bütünlük içerisinde olduğunu, takip borçlusu ... şirketinin resmi ticaret sicil adresine gidildiğinde adresin boş olduğu, herhangi bir faaliyet göstermediği tespit edildiğini, Her ne kadar davacı tarafından ticaret sicil adresleri farklı olduğu beyan edilmişse de takip borçlusu ... şirketi halihazırda ticari ve muhasebesel faaliyetine resmi sicil adresinde değil, davacı şirket üzerinden muvazaalı şekilde devam ettiğini, haciz mahallinde borçlu şirket unvanı ve bilgilerinin yazılı olduğu evraklar borçlu şirketin adının yazılı olduğu muavin defter kayıtları, 29.11.2021 tarihli borçlu şirketin adının yazılı olduğu e-arşiv faturalar, dekontlar ve birçok farklı tarihteki ödeme belgeleri bulunduğunu, Takip borçlusu ... şirketi Adana ilinde kurulduktan kısa bir süre sonra ticari merkezini İstanbul'a nakil aldırdığını,Davacı şirketin geçmiş tarihlerine bakıldığında birden çok tüzel kişiliğin aynı yetkililer tarafından kurulduğu ve sürekli tasfiye, infisah sebepleriyle pasifize edilmiş şirketler olduğu, bugüne kadar alacaklılardan mal kaçırmak saikiyle 14'e yakın şirket açıp kapatıldığını, organik bağ olduğunun sabit olduğunu, davacının ise iddiasını kanıtlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın önce usulden, olmadığı takdirde esastan reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, haciz baskısı altında ödendiği iddia olunan bedelin istirdadı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili usule ilişkin istinafında, aktif husumet ve pasif husumet yönünden davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş olmakla öncelikle bu hususun incelenmesi gereklidir. Dairemizin kaldırma kararında yer verildiği üzere; dava İİK 72 maddesine dayalı istirdat davası niteliğinde olmayıp takipte üçüncü kişinin, alacaklının sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak açılan istirdat davası niteliğindedir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 Esas-2022/107 Karar sayılı kararı) Bu durumda davalının pasif husumeti, davalının da aktif husumeti olduğundan esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmiştir. Davalının alacaklı, dava dışı ...Şti'nin borçlu konumda yer aldığı Bursa 18.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında talimat icra dairesi aracılığıyla icra edilen 21/07/2022 Tarihli haciz tutanağı incelendiğinde; davacı şirket yetkilisinin borçlu şirket ile ilgisi olmadığını, takip borçlusundan Antalya'daki otel için klima ve kapı sistemi aldıklarını, faturaları olduğunu, beyan ederek istihkak iddiasında bulunduğu, alacaklı vekilinin evrak araştırması talep ederek haciz ve muhafaza talep ettiği, haciz işlemine başlandığı, davacı şirket yetkilisinin haciz işleminin devamı sırasında; "224.500TL'yi haciz baskısı altında yatırıyorum. Paranın alacaklıya verilmesine muvafakatim yoktur, yapılan haciz ile ilgili bütün dava, şikayet ve tazminat hakkımız saklıdır" şeklinde beyanda bulunduğu, dosya bakiyesi yatırıldığından alacaklı vekilinin haciz işleminden vazgeçtiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, her ne kadar ödeme makbuzunda ihtirazi kayıt yer almamış ise de; davacının, işyeri adresindeki fiili haciz işleminin devamı sırasında ödeme yaptığı açık olmakla davalı vekilinin ödeme makbuzunda ihtirazi kaydı olmadığına ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.Dosyada mevcut deliller ve bilirkişi raporuna göre; davacının 3.kişi konumunda olduğu icra dosyasında, haciz baskısı altında ödeme yaptığı, davacı şirket ile dava dışı borçlu arasında organik bağ iddiasının ispatlanamadığı dikkate alındığında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinafının reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 15.335,59TL harçtan, peşin alınan 3.833,89TL harcın mahsubu ile bakiye 11.570,70TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 60TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026