Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ağırlaşmış yaralama veya kasten öldürmeye teşebbüs suç vasfı tartışmalı direnme kararını Ceza Genel Kuruluna sevk etti.
Özet: Sanığın bıçakla gerçekleştirdiği ve mağdurun hayati tehlike geçirip organ kaybına neden olan saldırı sonucunda, ilk derece mahkemesinin "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan verdiği mahkumiyet kararında ısrar etmesi (direnme), yüksek yargı organının eylemi "kasten öldürmeye teşebbüs" olarak değerlendiren bozma kararına rağmen sürdürülünce, olaydaki bıçağın öldürmeye elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi ve yaralanmanın ağırlığı gibi faktörler ışığında sanığın fiile bağlı kastının öldürmeye yönelik olduğu belirlenerek direnme kararının hukuka aykırı olduğuna ve dosyanın yargılamanın üst merciine gönderilmesine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/272 E., 2025/304 K.SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaBozma üzerine kurulan İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2025 tarihli ve 2025/272 Esas, 2025/304 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.03.2025 tarihli ve 2023/9181 Esas, 2025/1763 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4. maddesi uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 12.09.2023 tarihli ve 2023/2264 Esas, 2023/2233 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı(aleyhe), katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.03.2025 tarihli ve 2023/9181 Esas, 2025/1763 Karar sayılı kararı ile suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğunun gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(a) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2025 tarihli ve 2025/272 Esas, 2025/304 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca önceki hükümde direnilmesine ve sanık hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-(e), 87/2-(b), 29/1, 62/1 ve 53/1 maddeleri uyarınca 6 yıl 12... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİCumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğuna ilişkindir.III. GEREKÇEKatılan ile sanığın arkadaş oldukları, olay günü sanığın ikametinde alkol alan sanık ile katılan arasında çıkan tartışmada, sanığın bıçakla katılanı sol hemitoraks alt kotlar seviyesinden yaralaması neticesinde katılanın sol böbreğinin ve dalağının alındığı, diyaframda yaralanma meydana geldiği, ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21.09.2022 tarihli rapora göre yaralanmanın yaşamsal tehlikeye ve organlardan birinin işlevinin yitirilmesine neden olduğu tespit edilen olayda, sanığın suçta kullandığı bıçağın öldürmeye elverişli oluşu, hedef alınan vücut bölgesi, darbenin şiddeti, yaralanma sonucu meydana gelen zararın ağırlığı ve katılanın olay yerinden uzaklaşması neticesinde sanığın eylemine devam edememesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 81/1 ve 35/2 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmakla, direnme kararı yerinde görülmemiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.03.2025 tarihli ve 2023/9181 Esas, 2025/1763 Karar sayılı bozma kararının oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 07.05.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSanık ile katılanın arkadaş oldukları, olay günü sanığın ikametinde alkollü içki tüketerek sohbet ettikleri sırada sanığın iddiasına göre katılanın sanığın masa üzerinde duran parasını hırsızlamaya çalışması nedeniyle tartışmaya başladıkları, tartışmanın büyümesi üzerine alkolün de etkisiyle küfürleşip itekleştikleri, sanığın yere düştükten sonra eline geçirdiği bıçağı katılanın sırtına ika ederek organlarından birinin işlevini yitirmesine neden olacak şekilde yaraladığı, katılanın o vaziyette evden ayrıldığı, polis merkezine gittiği ve kolluk görevlilerince hastaneye götürülerek tedavi altına alındığı olayda, sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği ve İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme kararının isabetli olduğu kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.Bu bağlamda,1. Sanık ile katılanın arkadaş olması ve aralarında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmaması,2. Yaralama öncesinde sanık ile maktulün sözlü olarak tartışması ve sözlü tartışmanın kavgaya dönüşmesi nedeniyle, hayati tehlikeye neden olan bıçak darbesinin kavga sırasında hedef gözetme imkanı olmayan bir durumda meydana gelmesi,3. Sanığın maktulün hayati bölgelerine daha fazla saplama imkanı olmasına sadece bir kez bıçağı saplaması,4. Katılanın “Sanık beni bıçakladıktan sonra tekrar bıçaklamak için hamle yapmadı. Sanık istese peşimden gelebilirdi, gelmesine mani olacak bir şey yoktu” şeklindeki beyanına göre mani hal olmamasına rağmen sanığın fiile kendiliğinden son vermesi,Hususları dikkate alındığında, her ne kadar sanık katılanı hayatı tehlike oluşturacak nitelikte yaralamış olsa da, sanığın öldürme kastıyla hareket etmiş olması halinde katılanın hayati bölgelerine bıçağı birden fazla saplayabilecek durumda olmasına rağmen katılanı sadece bir bıçak darbesiyle yaralanmış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip olduğu kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan hayati tehlike neticesi esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.