Otomobil sektöründe tanınmış markalara sahip davacının, sigorta hizmetlerinde kullanılan benzer bir markanın tescilinin hükümsüzlüğü ve ilgili kurum kararının iptali davası.
Özet: Otomobil sektöründe "..." ve benzeri markalarıyla uzun yıllardır faaliyet gösteren ve markalarının meşhur olduğunu iddia eden davacı, sigorta hizmetleri için "..." markası tescil başvurusunda bulunan davalı şirkete ait markanın tescil işlemlerinin devamına yönelik kurum kararının iptalini ve tescil halinde markanın hükümsüzlüğünü talep etmektedir; davacı, kendi "..." serisi markaları ile davalı markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, halkta karıştırma tehlikesi yarattığını ve markasının tanınmışlığının iltibas ihtimalini artırdığını öne sürerken, davalı şirket ise markalar arasında herhangi bir benzerlik veya karıştırma riski olmadığını, hizmet sınıflarının farklı olduğunu ve davanın usulden reddi gerektiğini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/140 Esas - 2025/107

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/140
KARAR NO : 2025/107
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 25/03/2024
KARAR TARİHİ : 26/03/2025 Yazım Tarihi: 15/04/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: müvekkili şirketin, 2000 yılından itibaren “...” ve “....” markası altında ve aynı şekilde uzun yıllardır “... ” ticaret unvanı ile otomobil sektöründe öncü bir pazar yeri olarak faaliyet göstermekte olduğunu; Müvekkilinin, dava konusu marka başvurusu tarihi itibariyle dava dilekçesinde liste halinde sunulan ve 13 tanesi davalı başvurusundan önceki tarihli olmak üzere, ...” uzantılı toplam 34 adet seri markaların maliki olduğunu; müvekkilinin “...” uzantılı markalarının piyasadaki bilinirliği ve tanınırlığı bulunduğunu; müvekkiline ait “...” ibareli markaların sektöründe bilinen, meşhur ve maruf marka statüsünde olduğunu; davalı şirket tarafından, 27 Eylül 2022 tarihinde, 36. Sınıfta “Sigorta Hizmetleri” bakımından Marka başvurusunda bulunulduğunu; ... sayı ile işleme alınan başvurunun, yayına davacı tarafça itiraz edildiğini; davalı Kurum tarafından gerçekleştirilen incelemede itirazın kabul edilerek davalı marka başvurusunun reddedildiğini; sonrasında davalı tarafça Kurum tarafından tesis edilen karara (yayına itirazın kabulü ve başvurunun reddi kararına) itiraz edildiğini; davalı kurumun, ... sayılı ... kararı ile diğer davalı itirazlarının kabulü ile markanın tescil işlemlerinin devamına karar verdiğini; bu çerçevede yasal süre içerisinde ... sayılı Kurum Kararının iptalini ve ilgili markanın hükümsüz kılınması için Mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğunu; müvekkiline Ait “...” markaları ile dava konusu “...” markası arasında benzerlik ve karıştırma tehlikesinin bulunduğu gibi Markaların da benzer olduğunu ayrıca 36.ta tescil kapsamındaki malların da aynı olduğunu; dava konusu “... burada” markasının halk tarafından seri marka olarak algılanma riski içerdiği: “...” unsurunun ön planda olduğu bir markayı gören her olağan tüketicinin bunun müvekkili tarafından yeni sürülen bir marka olduğu düşüncesine kapılabileceğini; bu riskin hukukumuzda “iltibas şartı” açısından yeterli olduğunu; kaldı ki müvekkilinin bağlı bulunduğu ... bünyesinde kardeş şirketi “...” sektöründe tanınmış bir şirket olduğunu; bu bağlamda düşünüldüğünde de “...” markasının sigortacılık hizmetleri bakımından müvekkiline ait “...” kullanılmasının “... markası” algısı da yaratabileceği ibareli markaların “tanınmış marka” statüsünde bulunmasının markalar arası iltibas ihtimalini arttırmakta olduğunu; davalı Kurumun, diğer davalı firma tarafından gerçekleştirilen ... sayılı marka başvurusuna karşı, davacı adına yapılan itirazın reddini içeren ... sayılı ... kararının iptali, tescil edilmesi halinde ... sayı ile tescil edilen dava konusumarkasının tescil kapsamındaki tüm emtialar bakımından markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Davanın 2 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini; müvekkili şirket ... Şirketi'nin 1927 yılında kurulmuş olan ve sigortacılık hizmetleriyle Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına kesintisiz destek olan şirketlerden biri olduğunu; müvekkili şirketin sigortacılık sektöründe faaliyet göstermekte olup bu kapsamda çıkardığı sigorta ürünleriyle ilgili olarak yeni isimleri de marka olarak tescil ettirmekte olduğunu; müvekkili şirketin 50'den fazla tescilli markası bulunduğunu; müvekkili şirketin çıkardığı poliçeler ve sunduğu hizmetler kapsamında birçok kelimeyi kullanarak ürün ve hizmet sunmakta olduğunu; bu kapsamda davaya konu ... markasının da müvekkili şirket tarafından sigortalılarına sunduğu bir mobil hizmete, telemetrik ürünler, kişilerin araçlarına ilişkin sigorta alabileceği bir dijital uygulama vb. amaçlara ilişkin olarak sigortacılık hizmetlerinde kullanmakta olduğu bir isim olduğunu; davacının iddiasının aksine davacının markaları ile davalı müvekkili şirketin "..." ibareli marka başvurusunun görsel, işitsel veya kavramsal olarak hiçbir anlamada aynı veya benzer olmadığını; davalı müvekkili şirketin uyuşmazlık konusu markasındaki ibarede açıkça "..." unsurunun asli unsur olduğunu; tüm bunlara ek olarak davacının markalarında asli unsur olarak seçmiş olduğu kelimenin "..." kelimesi olup, günlük hayatta yaygın kullanımı da dikkate alındığında, ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu; davacı adına tescilli olan "..." ibarelerinin müvekkili şirket adına tescil başvurusunda bulunulan marka ile aynı veya benzer olmadığı gibi, ek olarak farklı mal ve hizmetlerde kullanılmak istendiğini; tarafların faaliyet alanları ve tescil edilen marka sınıflarının da aynı veya benzer olmadığını; dava konusu markaların farklı mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edildiğini; ticaret sicil kayıtlarında da davacı şirketin, davalı müvekkili şirket ile tamamen farklı faaliyet alanına sahip olup çok farklı alanlarda mal ve hizmetler sunmakta olduklarını; davacı markasının tanınır olduğu gerekçesiyle müvekkili şirketin markasının tescil edilemeyeceği iddiasının da hukuka aykırı ve yersiz olduğunu; müvekkil şirketin faaliyet konusu olan sigortacılık alanında zaten Türkiye'nin ilk yerli sermayeli sigorta şirketi olduğu öldüğünde, şirketinin markalarından yararlanma isteğinin temelsiz olduğunu; ihtiyati tedbir kararı verilmesinde herhangi bir hukuki yarar ve geçerli neden bulunmadığını; dava konusu kararın yerinde olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 25/01/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ..., ......... sayılı — "...", "...", ...... "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
...... Yapılan incelemede başvurunun standart karakterlerle ayrı olarak "..." ibarelerinden oluştuğu, bunun dışında bir renk ya da şekil unsuru içermediği tespit edilmiş, başvuru ile "..." ibareli/ibaresini içeren itiraz gerekçesi markaların, ihtiva ettikleri tüm unsurlar dikkate alındığında, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılmaya neden olabilecek düzeyde benzer olmadığı, ihtilaf konusu "..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin çok düşük olması ve başvurunun öbek olarak anlamlı bir bütün oluşturması da göz önüne alındığında, ilgili tüketicilerin başvuru ile itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ... / .... ve diğerleri
("Sigorta hizmetleri." emtiasında)
24/01/2025 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda
ÖZETLE; " Davacının itirazına mesnet markaları ile davalının ... sayılı marka başvurusunun sesçil ve anlamsal olarak benzer olduğu;
Davalı şirketin ... sayılı marka başvurusu ile davacının ... /"...", ... / "...", ... / “... ..." , ... /"....", .../ “..." ibareli markaları arasında davalı şirketin marka başvurusunun kapsamında ....'a değerinde trink bulunan 36.sınıf “Sigorta hizmetleri.” yönünden emtia benzerliği koşulunun oluştuğu;.
Davalı şirketin ... sayılı marka başvurusu ile davacının ... / “...", ... ", .../ "..." ibareli markaları arasında davalı şirketin marka başvurusunun kapsamında bulunan 36.sınıf “Sigorta hizmetleri.” yönünden iltibas tehlikesinin oluştuğu; " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... / .... ve diğer ... ibareli itiraz mesnedi markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu ve aynı zamanda dava konusu markanın kapsamında yer alan 36.sınıf “Sigorta hizmetleri.” yönünden emtia benzerliği oluştuğu bilirkişi raporu karşılaştırma tablosu ile de görüleceği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin 36.sınıf “Sigorta hizmetleri.” yönünden ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının ... / .... ve diğer ... ibareli itiraz mesnedi markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, bu hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu;
Diğer yönden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davalı başvurusu nedeniyle davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Ancak bu durum yukarıda açıklanan iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden dava kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... Kurumuna müzekkere yazılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 165,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.592,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.26/03/2025
Katip ... Hakim ...
E imzalıdır E imzalıdır