10. Hukuk Dairesinde maden ocağında eksik sigorta günleri tespiti davasında ilk kararın bozulması üzerine davanın reddedilmesinin temyiz incelemesi
Özet: Davacı, maden ocağında SSK kayıtlarında eksik gösterildiğini iddia ettiği hizmet sürelerinin tespitini talep etmiş, davalılar davanın asılsız olduğunu ve mevsimlik çalışma nedeniyle eksiksiz gösterildiğini savunarak zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, ilk mahkeme kısmen kabul etse de, temyiz incelemesinde işverenlik sıfatının ve faal dönemlerin yeterince araştırılmaması, tanık beyanlarının hizmet dökümleriyle karşılaştırılmaması, çelişkilerin giderilmemesi ve hak düşürücü süre değerlendirmesindeki belirsizlikler gibi gerekçelerle karar bozulmuş ve bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılamada davanın reddedilmesine hükmedilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2026/3656 E.  ,  2026/3206 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2025/151 E., 2025/208 K.
Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine arar verilmiştir.
Mahkeme kararı ve temyiz taleplerinin reddine dair ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya ait maden ocağında 01.12.1998 tarihinden 31.03.2004 tarihine kadar her yıl 8 ay boyunca (Eylül-Mayıs) arasında kesintisiz çalıştığını, davalı işyerinin şahıs firması olduğu ve 60 a yakın işçi çalıştırdığını, Eylül-Mayıs arasında kömür işi yoğun olduğu için işçilerin sabah 05.00-06.00 arasında maden ocağına gidip, öğlen molası vermeden evden getirdikleri yemekleri yediklerini, 19.00-20.00 'ye kadar çalıştıklarını, haftanın 6 günü bu şekilde çalışıp, pazartesi günü tatil yapıldığını, 1998-2004 arasında çalıştığı tüm bu yıllar boyunca hiç yıllık izin kullanmadığını, resmi bayramlada da çalışmanın devam ettiğini, dini bayramlarda ise 2 gün tatil yaptırılıp, diğer bayram günlerinde ise çalışma yapıldığını, emeklilik için müracaat ettiğinde günlerinin yatırılmadığını öğrendiğini, bu yüzden emeklilik işlemlerinin geçiktiğini, bu sebeple davacının 01.12.1998 tarihinden 31.03.2004 tarihine kadar davalı maden ocağında 1440 gün çalışmasına karşın SSK kaydında sadece 120 gün gözüken sigortalılık günlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, ... isimli bir işyeri bulunmadığını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep ettiğini, sigortalılık süresinin eksik olarak gösterildiğinin dayanaksız olduğunu, SSK da hizmet bildirim cetvellerinde gerçek anlamda çalıştığı günlerin gösterildiğini, madencilik sektöründe çalışmaların mevsimlik-sezonluk olduğunu, davacının ton başı hemde sezonluk çalıştığını, sezonluk çalışmalarında da ayda 30 gün kesintisiz çalışmadığını çalışmasının da mümkün olmadığını, sezon başlangıcı da Kasım ve Mart ayları arasında olduğunu, bu sebeple açılan davanın zamanaşı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ..., ..., ... vekili özetle, davacının sigortalılık süresinin eksik olarak gösterildiği iddiasının dayanaksız olduğunu, SSK da hizmet bildirim cetvellerinde gerçek anlamda çalıştığı günlerin gösterildiğini, madencilik sektöründe çalışmaların mevsimlik-sezonluk olduğunu, davacının ton başı hemde sezonluk çalıştığını, sezonluk çalışmalarında da ayda 30 gün kesintisiz çalışmadığını çalışmasının da mümkün olmadığını, sezon başlangıcı da Kasım ve Mart ayları arasında olduğunu, bu sebeple açılan davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendiren nitelikte olduğundan davacının çalışmalarının kesintisiz, devamlı, gerçek ve eylemli olup olmadığının belgelerle ispatlanmasının gerektiğinin, Kurum kayıtlarında yer alanların ve davacının sigortalılık sürelerine eklenenlerin dışında davacı adına yapılmış hizmet bildirimi veya bordro benzeri bir evrağın olmadığını, davacının Kurum kayıtlarının aksini ispat etmeye muktedir belge sunulmadığının, davanın tanık beyanları ile ispatlanmasının mümkün olmadığını, tanıkların bordro tanığı olması gerektiğini, hak düşürücü süredi açılmamasından dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Daire kararında özetle; "...Eldeki dava dosyası incelendiğinde Mahkemece yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle talebe konu dönemdeki işverenlik sıfatının yeterli bir şekilde araştırılmadığı, dinlenen tanıkların hangi dönemde davacı ile çalıştıklarının hizmet döküm cetvelleri getirtilip karşılaştırıldıktan sonra belirlenmediği, davalı kişi/kişiler ve şirketin farklı dönemlerde faal ve kapsamda oldukları hususunun gözetilmediği, hak düşürücü süreye dair değerlendirmenin hangi tarihlere ve hangi kıstaslara göre yapıldığının yeteri kadar açıklanmadığı, fer'i müdahil Kurum nezdinde “...” sicilli iş yerinin hangi işverene ait olduğunun irdelenmediği ve nihayetinde alınan tanık ifadeleri arasındaki çelişkilerin giderilmediği ve davacının hangi adreste hangi işveren nezdinde çalıştığının gerekçeleri ile ortaya koyulmadığı görülmektedir. Bu sebeple öncelikle yeterli sayıda bordrolu tanık beyanı alınmalı ve daha önce dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, sonrasında ise yukarıda belirtilen tüm eksik hususlar değerlendirilip, açığa kavuşturulduktan sonra hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Her ne kadar davacı vekilinin sunduğu temyiz dilekçesi, yasal temyiz süresinin dolduğu gerekçesiyle Mahkemece ek kararla reddedilmiş ise de yasal temyiz süresinin haftasonu tatiline rastlaması halinde ilk çalışma günü mesai saati bitene kadar temyiz başvurusunun süresinde olacağı gözetildiğinde, Mahkemenin verdiği temyiz talebinin reddine dair ek kararların isabetsiz olduğu anlaşılmakla davacı hakkında verilen temyiz talebinin reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. Yine aynı madde de yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Buna göre ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Eldeki davada, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Davacının ... sicil no.lu işveren nezdinde 01.12.1998-01.09.1999 tarihleri arasında 60 gün bildirimi olup, yine 31.03.2004 tarihine kadar da davalılara ait işyerinde çalıştığını beyan etmesi karşısında, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir ve bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.