İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, döviz alımında eksik teslimat nedeniyle açılan tazminat davasında şirket ve yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumluluğunu ele alıyor.
Özet: Bir tekstil şirketinin döviz alımı amacıyla gönderdiği Türk Lirası karşılığında beklediği Amerikan Dolarının 40.761,81lik kısmının teslim edilmemesi üzerine açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi, davalı döviz bürosu şirketi ile yöneticisi konumundaki gerçek kişilerin, şirketin mevzuata aykırı faaliyetleri, muhasebe usulsüzlükleri ve yöneticilerin güveni kötüye kullanma suçundan ceza mahkemesinde mahkumiyetleri de dikkate alınarak, teslim edilmeyen meblağ ve faizinden müteselsilen sorumlu olduğuna karar vererek davayı kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2023/35 KARAR NO : 2026/1209T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 29/09/2022NUMARASI : 2018/980 Esas - 2022/585 KararDAVA: TazminatDAVA TARİHİ: 17/10/2018İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA : Davacı vekili, müvekkili şirketin tekstil ürünlerinin ticaretiyle iştigal ettiğini, faaliyeti kapsamında döviz kullandığından müvekkilinin döviz alımı için gerçek kişi davalıların yöneticisi oldukları davalı şirketin ... ...... nolu hesabına 04/04/2018 tarihinde 400.000-TL ve 05/04/2018 tarihinde ise 80.000-TL'nin toplamda 480.000-TL'yi eft ile gönderdiğini, o tarihteki kur üzerinden 119.461,81-USD alınıp müvekkiline teslim edilmesi gerekirken, söz konusu paranın müvekkiline teslim edilmediği, sonrasında müvekkilinin ısrarı sonucunda 10/04/2018 tarihinde 50.000-USD davalı şirket kuryesi tarafından müvekkilinin muhasebe yetkilisine imza karşılığı teslim edildiğini, yine davalının kuryesinin müvekkilinin yetkilisine 16/04/2018 tarihinde 28.700-USD daha imza karşılığı teslim ettiğini,toplam 78.700-USD ödemeden sonra müvekkilinin 40.761,81-USD'sinin ödenmediğini; 22/06/2018 tarihinde davalı şirketin döviz bürosuna Mali Suçlar ekiplerince baskın yapıldığının öğrenildiğini, davalı şirketin o tarihten beri faaliyeti bulunmadığını; müvekkili yetkilisi ...'ın olayla ilgili İstanbul CBS'ye şikayette bulunduğu soruşturmada hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini; davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalıların da müvekkilinin zararından TTK 553/1 gereğince şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek, 40.761,81-USD'nin 05/04/2018 tarihinden,aksi halde dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı ... vekili, müvekkilinin 2017 Aralık-2018 Haziran arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığını, hisselerini diğer hissedarlara devrederek 13/06/2018 tarihinde yönetimden istifa ettiğini, aktif görev üstlenmediğini, işlemlerin süregeldiği üzere diğer şirket yetkilileri tarafından yapıldığından işlemlerden bilgisi olmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olup imza yetkisinin olmasının yapılan işlemlerde kusurlu olduğunu göstermediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... davaya cevap vermemiş; vekili, yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... davaya cevap vermemiş; yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacının davalıya döviz alımı için gönderdiği paradan 40.761,81-USD'nin davalı şirket tarafından davacıya ödenmediği, ticaret sicil kayıtlarına göre, paranın gönderildiği 04/04/2018 ve 05/04/2018 tarihi itibariyle diğer davalıların, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları, davalı şirket TPKK Hakkında 32 sayılı karar çerçevesinde özel şartlara tabi A grubu yetkili müessese statüsünde olup, kuruluş, faaliyet ve sermaye büyüklüğü bakımından farklı ve ağırlaştırılmış düzenlemelere tabi bulunduğu, faaliyet modeli gereği sermaye büyüklüğü dikkate alındığında, büyük miktarlarda zarara uğrayıp faaliyetine kısa sürede son vermesinin kolay olmayacağının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, şirket defterlerinde muhasebe standartları kapsamında izahı mümkün görünmeyen yüklü tutarlarda alacak-borç kayıtları yapıldığının görüldüğü, özellikle davalı ... üzerinden büyük miktarlı para giriş çıkışlarının belirlendiği; davalı şirketin sorunlarının davaya konu olayla sınırlı kalmadığı, sorunun aylar süren mevzuat dışı işlemlerini daha fazla sürdüremez hale gelmesinden kaynaklandığı, bu nedenle şirket ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu değerlendirilirken konuya tekil olaydan ziyade mevzuata aykırı işlemler silsilesinin bir sonucu olarak bakılmasının daha doru olacağı; İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4018/419 esas, 2021/351 karar sayılı dosyasında, gerçek kişi davalıların güveni kötüye kullanma suçundan dolayı cezalandırıldıkları, karar kesinleşmemiş ise de davadaki tespitler, davalıların sadece davacıya yönelik değil, pek çok kişi ve şirkete karşı benzer eylemlerde bulundukları dikkate alınarak, ceza davasındaki delil ve tespitler de davalıların sorumluluğu açısından değerlendirmeye alındığı, davalı yönetim kurulu üyelerinin de davacıya karşı, kusurları nedeniyle müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne, 40.761,81-USD'nin 05/04/2018 tarihinden itibaren 3095 sk 4/a uyarınca Devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına ödediği faiz oranı üzerinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, talebin zamanaşımına uğradığını; davacının beyanlarının diğer davalı ...'e yönelik olduğundan müvekkiline pasif husumet yöneltilemeyeceğini; şirketin yetkili müdürü olan müvekkilinin yönetim kurulu üyesi veya ortak olmadığını, istifa ettiğini ama teknik sebeplerle kabul edilmediğini; kesinleşmemiş ceza davası dayanak alınarak ve eksik incelemeyle karar verildiğini; bilirkişi raporunda müvekkilinin adının geçmediğini, yöneticilik üzerinden aleyhine karar verildiğini; davacı, diğer davalı şirket hesabına gönderilen tutar karşılığı dövizin aynı gün gönderilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, 2.190.760-TL'nin iadesi için 1 ay beklenmesinin izaha muhtaç olduğunu; müvekkili ile davacı arasında senet imzalanmadığından, davacının alacağını ispat etmesi gerektiğini; ödemenin olduğu dönemde müvekkilinin sorumluluğunun ne olduğunun incelenmediğini; diğer davalı şirketin dosyaya getirtilen defter kayıtlarının 31/03/2018 tarihinde sona erdiğinden davaya konu işlemlerin belirlenemediğini; delil olarak dayanılan belgenin kararda tartışılmadığını ve yeniden bilirkişi raporu alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE : Dava, davalı anonim şirkete döviz alımı için gönderilen paranın iadesi ve şirketin yönetim kurulu üyeleri olan münferit yetkili temsilcilerinin sorumlulukları nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.TTK'nın 553. maddesi uyarınca; şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket alacaklıları, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin, tasfiye memurlarının veya kuruluşta etkili kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihmal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler. Bu dava durumuna göre, 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556 maddeler) dayanabilir. Buna göre şirket alacaklılarının özellikli olarak kendilerini doğrudan zarara uğratan organ şahıslara karşı sadece hukuka aykırılığa dayanarak dava açılabileceği kuralında hiçbir değişiklik sözkonusu değildir (Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, C.V, s.3207, Ankara 2024, 5. Baskı).TTK'nın 369. maddesine göre ise; yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.Somut olayda tekstil ithalatı ve ihracatıyla iştigal eden davacı şirket, bu işlemlerde kullanılmak üzere 119.461,81-USD alımı amacıyla döviz bürosu işleten davalı şirketin banka hesabına 04/04/2018 tarihinde 400.000-TL ve 05/04/2018 tarihinde 80.000-TL'yi "döviz alımı" açıklamalı iki havale işlemiyle gönderdiğini, ancak davalının aldığı para karşılığında USD teslim etmediğini, bu nedenle paranın geri istenildiğini davalı şirketin 10/04/2018 tarihinde 50.000-USD'yi iade ettiğini ve 16/04/2018 tarihinde de 28.700-USD'nin iade edildiğini, söz konusu günlerde paranın hesaba yatırıldığını; kalan 40.761,81-USD'nin iade edilmediğinden, şirketten ve şirketin yöneticileri olan diğer davalılardan tahsilini istemiştir.Davalı şirket Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 3. ve 4. maddelerine göre döviz alım-satımında "A grubu yetkili müessese"dir. Şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre davaya konu havale işlemlerinin yapıldığı 04-05/04/2018 tarihleri itibariyle, davalı ... yönetim kurulu başkanı, diğer davalılar ... ve ... de, yönetim kurulu üyesi olup; her üçü de şirketi münferiden temsile yetkilidir.Dosyaya getirtilmiş İstanbul CBS'nin 2018/109877 soruşturma nolu dosyasında, davacı şirket yetkilisi ...'ın 22/06/2018 tarihli davalı şirketten olan şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı, müştekinin ifadesinde davaya konu olay kapsamında davalı şirketten alacaklı olduğunu, 22/06/2018 tarihinde mali polisin davalı şirkete baskın yapıldığını öğrendiğini, güvenini kötüye kullanan davalı şirketten şikayetçi olduğunu; 27/06/2018 tarihinde müştekinin şirket yetkilileri hakkındaki (diğer) soruşturma dosyasına müdahil olabilecekleri gibi hukuki ihtilaf niteliğindeki alacakları için yasal yollara başvurabileceği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, kararın müştekiye tebliğ edildiği ve kesinleştiği görülmüştür. Mahkemenin gerekçesinde dayandığı İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/419 esas ve 2021/351 karar (ve birleşen dosyalar) sayılı dosyasının UYAP'tan incelenmesinde, davalılar ..., ... ve ... ile başkaca sanıklarla birlikte yargılandıkları, eldeki davanın davacısı şirketin veya yetkilisinin davada müşteki-katılan olmadığı, dava dışı çok sayıdaki müştekinin davalı şirkete yüklü miktarlardaki dövizlerini emanet olarak bıraktıklarını, fakat geri alamadıklarından şikayetçi oldukları; (kararı istinaf eden davacı-) sabık ...'nın savunmasında, döviz bürosunda kendisinin %50, sanık...'ın da %50 ortak olduğunu, ortak görünen diğer kişilerin mevzuat gereği ortak yapıldığını, işleyişin ...'te olduğunu, kredi limitleri, yüksek olduğunda 4 ay önce yönetime girdiğini, kasanın para dolu olduğunu, işlerin nasıl o hale geldiğini anlamadığını ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirttiği; 05/11/2021 tarihli nihai kararla, davalı ...'nın ve ...'in örgüt kurma suçundan beraatine; davalı ...'nun örgüte üye olma suçundan beraatine; davalıların dolandırıcılık suçundan beraatine; davalıların katılanlara karşı işlediği TCK'nın 155/2. maddesindeki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan nihai olarak 29 kez 2 yıl 1 ay hapis ve 16.600-TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği; kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, İstanbul BAM 34. CD'nin 2022/1994 E., 2024/957 K. sayılı ve 01/07/2024 tarihli ilamıyla, "Suçun işlendiği ... ... A.Ş'nin işe başlama tarihinin 18.11.1998 olduğu, sanık ...'nın yönetim kurulu başkanı ve münferiden imza yetkilisi olduğu, ortaklık ve göreve başlama tarihinin 21/12/2017 olduğu, sanık ...'nun yönetim kurulu üyesi ve münferiden imza yetkilisi olduğu, ortaklık ve göreve başlama tarihinin 21/12/2017 olduğu, sanık ...'in yönetim kurulu üyesi ve münferiden imza yetkilisi olduğu, ortaklık ve göreve başlama tarihinin 21/12/2017 olduğu, ... Beraat hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine; ... Sanıkların yetkilisi oldukları ... ... A.Ş.'ye mağdur,şikayetçi ve katılanlar tarafından döviz ve paralarını emanet olarak ve döviz almak için bırakmış olanlar açısından eylemin şikayete bağlı ve basit yargılama usulüne tabi TCK'nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu kapsamından değerlendirilmesi ve buna göre uygulama yapılması gerekirken, ve yine mağdur, şikayetçi ve katılanlar ile sanıklar arasında bir hizmet sözleşmesinin bulunması, para ve dövizlerin işletilmek üzere bırakılmış olması halinde ise TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kalacağı değerlendirilerek uygulama yapılması yerine hatalı olanak tüm mağdur, şikayetçi ve katılanlara yönelik eylemlerin TCK 155/2. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilerek uygulama yapılması, ... "iştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar" hükmü gereğince, bir kısım sanıklar hakkındaki şikayetten vazgeçilmesinin diğer sanıklara da sirayet etmesi nedeniyle şikayetçilerin hükmü istinaf kanun yoluna başvurma yetkisinin bulunmayacağı gibi şikayete bağlı ve basit yargılama usulüne tabi TCK'nın 155/1. maddesi kapsamandaki suç nedeniyle şikayet yokluğu halinde davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekeceği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ... kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile katılanlar ... Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-e ve 289/1-e maddeleri uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin öncelikle bu sebeplerden dolayı bozulmasına" karar verildiği; bozma kararı üzerine davanın mahkemenin 2024/408 esas sırasına kaydedildiği yargılamanın devam ettiği ve duruşmasının 03/07/2026 tarihine bırakıldığı görülmüştür. Eldeki davada davacı, USD alımı amacıyla davalı şirketin banka hesabına 04/04/2018 tarihinde 400.000-TL ve 05/04/2018 tarihinde 80.000-TL'yi "döviz alımı" açıklamalı iki havale işlemiyle göndermiştir. Davacı 480.000-TL karşılığı davalının aldığı para karşılığında 119.461,81-USD'nin kendisine teslim edilmediğini, para iadesi istenince davalı şirketin 10/04/2018 tarihinde 50.000-USD ve 16/04/2018 tarihinde de 28.700-USD iade ettiğini belirterek, kalan 40.761,81-USD'nin tahsilini istemektedir. Davalılar yargılamadaki beyanlarında, şirket hesabına geçen para karşılığı davacıya USD teslim ettiklerini savunmamaktadırlar. Kararı istinaf eden ..., davacının beyanlarının diğer davalı ...'e ilişkin olduğunu, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ve sorumluluğunu ne olduğunun incelenmediğini savunmaktadır. 04/04/2018 tarihinde TCMB efektif satış kuru 4,0209-TL olup, 400.000-TL'nin karşılığı 99.480,22-USD; 05/04/2018 tarihinde TCMB efektif satış kuru 4,0402-TL olup, 80.000-TL'nin karşılığı 19.801-USD olmak üzere toplam 119.281,22-USD olduğu tespit edilmiştir. Davalının bu tutara itirazı olmadığından, gönderilen 480.000-TL karşılığı davalının davacıya 119.461,81-TL vermesi gerektiği kabul edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda, davaya konu paraların davalı şirketin dosyaya getirtilmiş kayıtlara göre banka hesabına gönderildiği, aynı günlerde paranın hesaptan nakit olarak çekildiği, davacıya döviz teslim edildiğine dair bir delil bulunmadığı, davacının iade aldığını belirttiği tutar gözetildiğinde, davacının talebinin haklı olduğu, şirket ve şirketin yöneticileri olan diğer davalıların da sorumluluğunun bulunduğu görüşü bildirilmiştir. Bilirkişi heyet ek raporunda, davalı şirketin muhasebe kayıtlarının bulunduğu yazılım şirketinden getirtilen ticari defter kayıtları 31/03/2018 tarihine kadar olması nedeniyle davaya konu 04-05/04/2018 tarihli işlemlerin görülemediği ve kök rapordaki görüşün devam ettiği ifade edilmiştir. Davacının müşteki veya katılanı olmadığı, ancak davalı şirket nezdindeki işlemler sebebiyle dava dışı bir çok kişinin şikayeti sonucunda davalı yöneticilerin eylemlerinin emniyeti suistimal suçuna karşılık geldiği İstanbul BAM 34. CD'nin ilamıyla ortaya konulmuştur. Eldeki davada, davacının davalı şirkete gönderdiği 480.000-TL karşılığı 119.461,81-USD'yi teslim etmediği, sonrasında yapılan iadelerle davacının 40.761,81-USD alacağının kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin bu tutarı davacıya iade etmesi gerekmektedir. Davacı, yönetici olan diğer davalılardan TTK'nın 553. maddesine göre sorumlu olduklarından bahisle söz konusu miktarın tahsilini istemektedir. Davalı şirket, yukarıda incelenen ceza davasındaki tespitler gözetildiğinde faaliyetini sonlandırmış olup, bir çok kişiye USD bazında yöneticilerinin emniyeti suistimal suçuna konu olacak borcu bulunduğu ve bunları ödemediğinden, şirketin acz halinde yani borçlarını ödeyemez halde olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda davalı şirketin yönetim kurulu başkanı-üyeleri ve münferit yetkili temsilcileri olan diğer davalıların, davacının uğradığı zarardan davacıya karşı sorumlu oldukları ve davacının zarar talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davanın kabulünde bir hata görülmemiştir.Ayrıca süresinde davaya cevap vermemiş kararı istinaf eden davalının, zamanaşımı def'ini süresinde ileri sürmediğinden; yargılamanın her aşamasında kendisine tebligat yapıldığı ve beyanlarda bulunduğu gözetildiğinde savunma hakkının kısıtlanmadığından; davacının davalıya verdiği parasını isteme zamanının sonuca etkili olmadığından; davalı şirketin muhasebe kayıtlarının bulunduğu yazılım şirketinden getirtilen ticari defter kayıtları 31/03/2018 tarihine kadar olması nedeniyle davaya konu 04-05/04/2018 tarihli işlemlerin görülemeyeceğinden ve kararın yeterli incelemeye göre verildiği anlaşıldığından, davalı ... vekilinin istinaf nedenleri benimsenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı ... vekilinin, istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 16.092,38-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.023,70-TL harcın mahsubu ile kalan 12.068,68-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı ... tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 198-TL istinaf yargı giderinin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026