Tedarikçi sözleşmesinden doğan, aktivite bütçesinin iadesi ile erken fesih nedeniyle tazminat istemli istinaf incelemesi.
Özet: Taraflar arasındaki tedarikçi sözleşmesinden kaynaklanan ticari tazminat davasında, davacı, ödenen aktivite bütçesinin kullanılmayan kısmının iadesini ve sözleşmenin erken feshi nedeniyle uğradığı müspet zararın karşılanmasını talep ederken; davalı, aktivite hizmetlerini tamamen yerine getirdiğini, kesilen faturalara itiraz edilmediğini ve sözleşme ihlalinin davacıdan kaynaklandığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, davacının taleplerini reddetmiş ve bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2022/1645 KARAR NO : 2026/1285T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 12/04/2022NUMARASI : 2020/520 Esas - 2022/392 KararDAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili;taraflar arasında 01.03.2017 tarihli tedarikçi sözleşmesi gereğince, davalıya 2017 yılı için Aktive bütçesi olarak 59.000- TL KDV dahil ödendiğini , Sözleşmenin 5-6. bendi hükümleri göre Aktivite takviminde kullanılmayan bütçelerin kullanılmayan kısmının iade olacağı veya gelecek yıla aktarılacağının açıkça belirtildiğini, aktive bedeli açıklamalı 14.750- TL bedelli, ''...'' içerikli faturadan doğduğu, ispat külfeti söz konusu fatura içeriği hizmetin verildiğini ve alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ait olduğunu,2018 yılı için 59.000-TL'bedelli faturaya ilişkin Bakırköy 5. ATMnin 2019/376 Esas 2019/403 karar sayılı ilamı ile ....50.000- TL'lık aktive bütçesinin sözleşmede yer almasının tek başına tahsilini gerektirmediği, davalını aktive hizmetini sunduğuna dair herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabul edilip kararın kesinleştiğini,01.01.2018 - 31.12.2018 tarihini kapsar şekilde 1 yıl süre ile yenilendiği, davacı tarafın ürünlerinin temmuz 2018'den itibaren sözleşme hükümlerine aykırı olarak raflardan kaldırıldığını, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere davalı şirkete ödenen aktivite bedelinin kullanılmayan kısmı belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 500- TL, sözleşmenin erken feshi nedeniyle oluşan müspet zarar alacağından gerçek zarar tespit edildiğinde harcın tamamlanacağı belirtilerek yoksun olduğu kazançlar, ifa beklentisi sebebiyle yapılan giderler, dava giderleri, gecikme sebebiyle 3. kişilere ödenen tazminatlar vb. tespiti ile şimdilik 500-TL'nin ticari temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili: davacının dava dilekçesinde kullanılmayan aktive bedelleri olduğunu ve sözleşmenin tam ifa edilmemesi nedenleriyle zarara uğradığını öne sürdüğünü, davacının iddialarını somutlaştırmadığını, davacı ile davalı arasında 01.03.2017 tarihli bir anlaşması yapılmış olup sözleşmeye göre davacı davalı şirkete her yıl 50.000- TL / KDV tutarında aktive bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,kesilen faturaya 8 günlük yasal sürede itiraz edilmediği için içeriğin kabul edilmiş sayılacağını, sözleşmenin ayakta kaldığı sürede davalı tarafın tedarik edilen ürünlerin satışı için gerekli tüm uygulamaların gerçekleştirildiğini, ürünlerin satışı için insert, gondol, teşhir, raf, katalog vb. birçok uygulama yapılmış,bu dönemde kesilen faturaya itiraz edilmemiş ve kendi lehine durum yaratmak için 3 yıl sonra bu iddialarda bulunmasının kötü niyetli olduğunu, aktivite bedeline karşılık gelecek hiçbir faaliyette bulunulmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu,davalı şirkete bağlı 150 adet market olduğu, 14 günlük teşhir bedelinin mağaza başına 1.500- TL, 14 günlük katalogta verilecek tek bir kare reklam 14 günlük süre için 15.000-TL olduğu, her mağazada yılda 14 gün teşhir ve yılda bir defa 14 günlük katalog reklamı verilmesi aktivite bütçesini aştığı, davacının sözleşmenin tam ifa edilmemesi,erken feshi uğramış olduğu zararın tazmini isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının tedarikçi anlaşmasına aykırı fiyat geçişi yaptığını, davalı tarafın itiraz ettiğini, bu sürede davalıya ürün sevketmediğini, sözleşmenin ilgili maddesine göre mal alımında alıcının kayıtlarındaki ve sipariş formundaki fiyatın geçerli olacağı, talep ettiği kadar sevk etmekle yükümlü olduğunu, ürün göndermediğini, daha sonra davacı ile fiyat geçişi hakkında anlaşma sağlanmış ancak ürün göndermemeye devam ettiğini, sözleşmenin sona ermesi ya da mal alımının fiilen son bulması halinde satıcının, alıcının stoklarındaki sözleşme kapsamında alınan tüm ürünleri almakla yükümlü olduğu, davalı tarafın sözleşmenin feshi nedeniyle ürünleri toplatarak iade ettiğini, sözleşmeye aykırı feshi nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle yasal yollara başvuru hakkını saklı tuttuklarını, davacının sözleşmeyi tam ve gerektiği gibi ifa etmediğini, haklı nedene dayanmaksızın kendisinin fesh ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece ;mahkemenin 2019/376 Esas 2019/403 karar sayılı dosyasında davacı 59.000,00 TL aktivite bütçesine ilişkin fatura (30/11/2018) nedeniyle 2019/376 Esas sayılı dosyada cari hesap ilişkisi kapsamında başlatılan icra takibi nedeniyle alacaklı kabul edildiği ,eldeki dava dosyasında ise 2017 yılı aktivite bütçesine ilişkin 5 adet fatura bulunduğu,toplam değeri 59.000- TL faturaların davacı defterlerine kaydedildiği ,faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği, (Yargıtay 23. HD2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı ilamı)faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu, davacı tarafça faturaya itiraz edilmeyerek fatura içeriğinin kabul edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda hizmetin verildiğinin kabulü gerekirken 2017 yılında ticari defterlere kaydedilen faturalar nedeniyle hizmetin verilmediği, aktivite bütçesinin amacına aykırı kullanıldığı iddiası ile 3 yıl sonra dava açılmasının hukuki dayanağı da bulunmadığı,rapor içeriği hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEBLERİ:Davacı vekili ; 2017 yılı için davalı tarafa Aktivite Bütçesi adı altında ; 01/07/2017 tarih ve 995718 nolu fatura ile 17.700-TL, 31/07/2017 tarih ve ... nolu fatura ile 11.800-TL, 01/09/2017 tarih ve ... nolu fatura ile 5.900-TL, 01/09/2017 tarih ve ... nolu fatura ile 5.900-TL ve 01/10/2017 tarih ve ... nolu fatura ile 17.700-TL olmak üzere toplamda 59.000-TL (KDV dahil) ödeme yapıldığı,sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi üzerine, müvekkil tarafından aktivite bedeli olarak yapılan ödemelerin, davalı tarafından amacı kapsamında kullanılıp kullanılmadığı hususunda tereddüt oluştuğu,Aktivite Bütçesinin tesis amacı, müvekkil ürünleri için Satış Artırıcı faaliyetlerdeki masrafların karşılanması olduğunu , tahsil ettiği aktivite bütçesini, müvekkil ürünlerinin satış artırıcı faaliyetlerinde kullandığını savunmasına rağmen, buna ilişkin her hangi bir delil sunmadığı,sözleşmenin 01/01/2018 - 31/12/2018 tarihini kapsar şekilde, 1 yıl süreli olarak yenilendiği,ancak sözleşme süresi içinde davalı tarafından müvekkil ürünleri, 2018 yılı Temmuz ayından itibaren market raflarından kaldırıldığı, müvekkilden ürün alımı durdurulmuş ve davalı elindeki ürünler için, sözleşmeye aykırı olarak iade faturaları düzenlediği , mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmamış ve sözleşmeye aykırılık ve erken fesih nedeniyle uğranılan müvekkil zararları hakkında bir hüküm tesis edilmediğini ,kararın bu yönüyle eksik olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesin talep etmiştir. GEREKÇE:Dava sözleşmenin erken feshi nedeniyle tazminat ve sözleşme gereği ödenmiş bulunan aktivite bedelinin iadesi istemine ilişkindir. HMK'nın "Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi" başlıklı 194/1 maddesinde, tarafların dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği düzenlenmiştir. "HMK'nın 119/1-d ve bentlerinde, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir. Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür...Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir. Çünkü, mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını, sübjektif -somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi, bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır. Sadece, mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım, hakkımı verin" ya da "alacağım tahsil edilsin" anlamında ki bir taleple...sonuca gitmek mümkün değildir. İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz." (Özekes, Muhammet: "HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler", DEÜHFD, C. 16, Özel Sayı 2014, s.285-286)Somut olayda davacı sözleşmenin erken feshi nedeniyle yoksun olduğu kazançlar, ifa beklentisi sebebiyle yapılan giderler, dava giderleri, gecikme sebebiyle 3. kişilere ödenen tazminatlar vb. zarara uğradığını ileri sürerek zararlarının tesbitini talep etmiş ise de ;zarar iddiasını somutlaştırmamış,bu yolda delil göstermemiştir.Davacı zararını somutlaştırmadan davacının zararı ticari defterlerde yapılacak inceleme ile araştırılıp bulunamayacaktır.Bilirkişi raporunda da aynı durum tesbit edilmiş olup ;davacı zararını somutlaştırıp delillendirmediğinden niteliği belli olmayan zarara ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Davacının diğer talebi ise sözleşmenin yürürlük süresi içinde davalıya ödenen aktivite bedeline ilişkindir.Davacı davalının aktivite bedelini tahsil etmesine rağmen ,aktivite yapmadığını davalının bu konuda ispat yükü altında olduğunu ileri sürmektedir.Aynı mahkemenin 2019/376 Esas 2019/403 esas/karar sayılı ilamında 2018 yılı aktivite bedeline davalının hak kazanmadığına ilişkin verilen karar kesinleşmiştir.Ne varki davalının 2018 yılında aktivite bedeline hak kazanmadığına ilişkin kesinleşen kararın 2017 yılı aktivite bedeline hak kazanılmadığı anlamına gelmemektedir.2018 yılında ticari ilişki sona ermiş olup, davalının düzenlediği aktivite bedeli faturası davacı tarafça kabul edilmemiş,davalı aktivite bedeline hak kazandığını ispatlayamamıştır.2017 yılına ilişkin olarak ise davalının aktivite faturaları davacı tarafça kabul edilerek ticari defterlerine kayıt edilmiş,bu faturalara itiraz veya iade vuku bulmamıştır.Sözleşme süresince davalı tarafından düzenlenen aktivite faturaları davacı tarafından ticari defterlerine kayıt edildiği tesbit edilmiştir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. TTK'nın 21/2. Maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. Maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Bu halde ispat yükü davacının iddiası gibi davalı üzerinde değildir.Davacı hizmeti almadığını kesin deliller ile ispatlamak zorundadır. Davalının aktivite faturaları davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı taraf ise bu yolda bir delil göstermemiş soyut olarak aktivite yapıldığını davalının ispatlaması gerektiğini ileri sürmekle yetinmiştir.Açıklanan nedenlerle ;davalı hizmet verdiğini ispatlamış olup,davacının aktivite bedelinin iadesi gerektiği ve tazminata hak kazandığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/07/2026