İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, avans çeklerine karşılık teslim edilmeyen mal siparişinden kaynaklanan menfi tespit davasında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu menfi tespit davasında, davacı, sipariş ettiği kabloları teslim etmeyen satıcı davalıya verdiği avans çeklerinden birinin kötü niyetle ciro edilerek icra takibine konulması üzerine, icra baskısıyla yapılan nakit ödeme ve bonolar için borçlu olmadığını ve ödediği meblağın iadesini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi, davalının defterlerini sunmaması ve çek ciro işlemindeki izah edilemeyen tutarsızlıklar nedeniyle davacının iddialarını haklı bularak icra dosyası ve bonolar sebebiyle davacının borçlu olmadığına karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2023/462 KARAR NO : 2026/1299T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 24/11/2022NUMARASI : 2021/692 Esas - 2022/773 KararDAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2026Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... ... ..Ltd Şti vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; Müvekkilinin davalı ... şirketine verdiği ... siparişine istinaden; keşide ettiği, 28.09.2021 keşide tarihli ... seri nolu 90.000-TL, 12.10.2021 keşide tarihli ... seri nolu 110.000-TL, 26.10.2021 keşide tarihli ... seri nolu 96.000-TL çeklerin ... şirketine avans olarak teslim edildiğini, davalı ... şirketinin teslim edeceği mal ile ilgili 26.05.2021 tarihli ... numaralı 213.791,81- TL ile 31.05.2021 tarihli ... numaralı 80.647,16- TL tutarlı e-faturayı müvekkiline kesip gönderdiği halde taahhüt ettiği kabloları teslim etmediğini, davalının müvekkilini teslim vaadi ile oyaladığını,dava konusu 12.10.2021 keşide tarihli, ... seri nolu 110.000-TL bedelli çekin diğer davalı ... ... tarafından icra takibine konulduğunu, haciz baskısı altında davalı ... ... ile İstanbul 15. İcra Dairesi'nin... E. sayılı dosya borcuna karşılık 60.000-TL nakit, herbiri 27.10.2021 düzenleme tarihli 20.000-TL tutarlı 4 adet toplam 80.000-TL bonoyu ... ...'ya vermek zorunda kaldığını,... ...'nun ise çeke karşılık herhangi bir mal vermediği halde dava konusu çeki kötü niyetli bir şekilde iktisap ettiğini belirterek İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosya nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ,27.10.2021 tarihli protokol başlıklı sözleşme ve toplam 4 adet 80.000-TL tutarlı bono sebebi ile ... ...'ya borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin davalı ... ...'ya yaptığı 60.000-TL ödemenin 27.10.2021 tarihinden itibaren işleyen ticari avans faiziyle birlikte ... ...'dan istirdadı ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı ... ... vekili; Müvekkili şirket ile diğer davalı "..." arasında Mayıs 2018 tarihinden itibaren mevcut olan ticari ilişki kapsamında dava konusu çekin ciro edilip müvekkiline teslim edildiğini, davacı tarafın müvekkili ile ... yetkilisinin iş yerinde birlikte çektirdiği fotoğraf ile algı yaratmaya çalıştığını 3,5 yıldır karşılıklı ticaret yapan kişilerin iş yerinde çektirdikleri bir fotoğrafın davacıya delil oluşturmayacağını,müvekkilinin ...'ye karşı derdest 2 adet icra dosyasında haciz işlemleri yapıldığını, (Anadolu 15. İcra Dairesinin...,İstanbul 25. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyaları); ... Ticaret Merkezinin elektrik piyasasında binlerce şirket bulunduğunu ve bu firmaların çoğunun da birbiri ile ticari ilişkisi bulunduğunu ,müvekkili şirket ile diğer davalının ...'da bulunmasının organik bağa delil olamayacağını; Davacının ... şirketine 3 adet çek verdiğini,...'nün çeklerden birini müvekkili şirkete, birini "... ..." birini de "..." adlı firmaya ciro edip verdiğini, her iki şirkete çek bedellerini itirazsız ödediğini, bu iki firmanın adresinin ...'da olduğunu , protokolün herhangi bir baskı ile değil tamamen tarafların serbest iradesiyle hazırlandığını,davalı ...'nin 2 faturasının ilkinin 26.05.2021 tarihli, ikincisinin 31.05.2021 tarihli elektronik fatura olup davacıya derhal tebliğ edildiğini, davacının parasını peşin olarak ödediği ve kendisine fatura edilen malların kendisine teslim edilmediği halde 5 ay boyunca bu malları talep etmediğini, 8 günlük itiraz süresi içerisinde bu faturalara itiraz edilmediğini, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece ; davacı taraf ticari defterlerini sunmuş ancak davalının tebligata rağmen defterlerini sunmadığı,davacının iddiasının doğru kabul edildiğini ,davalının ibrazdan kaçındığını,davacının iddiasını ispat ettiği kabul edildiği ,davalı ... şirketinin 318.069,14 -TL alacaklı olmasına rağmen dava konusu 12.10.2021 keşide tarihli ... seri nolu 110.000-TL tutarlı çeki 09.08.2021 tarihinde diğer davalı ... ... şirketine ciro etmesi ve alacağını 428.069,14 -TL’ye çıkarmasına ve bilirkişi tarafından bu hususa dikkat çekilmesine rağmen davalı ... kablonun bilirkişi raporuna karşı 01/06/2022 tarihli beyan dilekçesindeki itirazlarının ve açıklamaların ikna edici olmadığı, davalılar arasında cari hesabın artmasına sebebiyet veren olayların izahına açıklık getiremediği hususları hep bir arada değerlendirildiğinde davacının davalı ... ..... şirketine karşı açtığı davasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne,Davacının İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesinin 2021-19092 esas sayılı dosyasından dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine,Davacının her biri 27.10.2021 düzenleme tarihli, 20.000-TL tutarlı olan ve 15.11.2021, 15.12.2021, 15.01.2022, 15.02.2022 vade tarihli toplam 4 adet 80.000-TL tutarlı bono nedeniyle davalı ... ... şirketine borçlu olmadığının tespitine,Davacının icra dosyası ve 27/10/2021 tarihli protokol nedeniyle yatırılan 60.000-TL'nin ödeme tarihi olan 27/10/2021 tarihinden itibaren avans faiz ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... ... vekili;Davacı ile diğer davalı arasında 2020 yılında bu yana cari hesap ilişkisi olduğu,davacının ...'den 26.05.2021 ve 31.05.2021 tarihli 2 adet İrsaliyeli e-fatura ile aldığı , 03.08.2021 tarihinde, davalı ...'ye toplam 296.000-TL miktarlı 3 ayrı çek (28.09.2021 keşide tarihli 90.000 miktarlı, 12.10.2021 keşide tarihli 110.000 miktarlı ve 26.10.2021 keşide tarihli 96.000-TL miktarlı) teslim ettiği,...'nin,3 adet çekten 12.10.2021 keşide tarihli ve 110.000-TL miktarlı çeki müvekkiline ciro ettiği,çekin karşılıksız yazıldığı ,18.10.2021 tarihinde çekin karşılıksız yazıldığı ve aynı gün ihtiyati haciz başvurusu yapıldığı,20.10.2021 tarihinde ise icra takibi başlatıldığı,kaydi haciz işlemi sonrasında davacı borçlu ile borcun ödenmesinde anlaşmaya varıldığı ,borç 140.000-TL olarak kabul edilerek 60.000-TL nakit kalana senet verilerek protokol yapıldığı, diğer iki çeki davacının ödediğini,müvekkil şirketin dava konusu çekin karşılığında diğer davalıya mal ve hizmet vermediğini, her 2 firmanın ... Ticaret Merkezinde faaliyet yürüttüğünü, iş yerinde çekilen fotoğrafı ekleyerek bu şahısların arkadaş olduklarını ve bu nedenle müvekkilin, söz konusu çekin bedelsiz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunu böylece müvekkilin kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini , karşılıklı ticaret yapan firma yetkilerinin birlikte fotoğraf çektirmesi veya birlikte yemek yemesi, iyi ilişkilerin kurulması ticaretin doğası gereği olduğu, Müvekkil ile diğer davalı şirket arasında 3,5 yıldır cari hesaba dayalı ticari ilişki bulunduğu,davalı ... Firmasının müvekkil şirketten alacaklı olduğu halde dava konusu çeki müvekkile ciro etmesi bu ticari ilişki kapsamında olağan olduğunu ,bilirkişi raporunda müvekkilin diğer davalıya borçlu olduğu halde dava konusu çekin müvekkile verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı tespitine itiraz ettiklerini,müvekkil, dava konusu çeki davalı ... firmasına vadeli olarak sattığı 21.04.2021 tarihli 144.627,97-TL miktarlı fatura alacağına mahsuben aldığını, ileride yapılacak ticarete mahsuben müvekkilin ihtiyacı için borç olarak verildiği düşünülse dahi davacının müvekkilin kötü niyetini ispat etmekle yükümlü olduğunu , müvekkil bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini mal teslim edilmediği halde irsaliyeli faturalara itiraz etmemiş ve malların teslim edildiğine dair aleyhinde yazılı delil oluşmasına sebep olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava; bir adet çeke dayalı başlatılan icra takibi ve çek nedeniyle davacının bedelsizlik nedeniyle lehdar ve hamil davalılara borçlu olmadığının tespiti ve hamile verilen bonolar nedeniyle menfi tesbit ve nakit ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.Davaya konu çek davacı tarafından keşide edilerek davalı ...'ye verilmiş,... tarafından davalı ... Kabloya verilmiş ,... ... tarafından bankaya ibraz edilerek karşılıksız şerhi yazılmış,... tarafından icra takibine konu olmuştur. Öncelikle taraflarca düzenlenen protokolün cebricira tehdidi altında olup olmadığı incelenmelidir.Davalı ... ...'nun takibe konu çeke dayalı olarak davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı uygulandıktan sonra ; 20.10.2921 tarihinde davacı ve ... şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davacıya 25.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği ,27.10.2021 tarihinde protokol düzenlendiği anlaşılmakla takip kesinleşmeden yapılan protokolün cebriicra tehdidi altında imzalandığının kabulü gerekir.Bu nedenle uyuşmazlığın esası incelenecektir. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama vb bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi olarak adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı TBKnın 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay HGK "23. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.31. ...takdiri hâkime bıraktığı “bile bile borçlunun zararına hareket” kavramı ve bu durumun ispatı hususuna değinmek yararlı olacaktır. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklara göre farklılaşabilecektir.32. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekir) hemde bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir."denilmiştir.(Yargıtay HGK nın 2020/11-698 esas,2022/1545 karar sayılı 17.11.2022 tarihli ilamı)Davacı ; ... şirketine avans olarak verildiğini ,Ünlüye karşılığı verilmeden davacı zararına iktisap edildiği ileri sürülmüştür.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ;davalı ... şirketi ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davacı ... şirketi ile diğer davalı ... ... şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelendiği, davalı ... şirketinin 318.069,14- TL alacaklı olmasına rağmen dava konusu 12.10.2021 keşide tarihli ... seri nolu 110.000-TL tutarlı çeki 09.08.2021 tarihinde diğer davalı ... Kabloya ciro ettiği ve alacağının 428.069,14- TL’ye çıktığı, ...davalı ...’nın, diğer davalı ... şirketine zaten borçlu iken, ciro yolu ile çek alarak borcun artırılması hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönünde tespit ve kanaat bildirilmiştir.Davalı ... şirketi bakımından verilen karar kesinleşmiştir.Davalı ...;iktisabında iyiniyetli olduğunu ileri sürmekte ise de ;senedin bedelsiz kaldığı kabul edilen lehdar bakımından karar istinaf edilmemiştir.Dava dilekçesinde ekli olarak sunulan ve davalı tarafça inkar edilmeyen fotoğraflarda her iki tarafın şirket yetkilileri arasında bir yakınlık bulunduğu görülmektedir.İncelenen davalı ...'nın ticari defterlerinde de ... şirketi ...'dan 318.069,14- TLalacaklı iken ...'ya çeki ciro etmiştir.Bu halde bedelsiz çekin cirosu hususunda davacıdan tahsilat yapabilmek üzere her iki taraf arasında gizil anlaşma içinde olduklarının kabulü gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle ;davalı ... vekilinin müvekkilinin çeki iktisabında davacı zararına hareket ettiğinin kanıtlanamadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamış ,bedelsizlik definin davalıya ileri sürülebileceğine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 9.563,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.390,85-TL harcın mahsubu ile kalan 7.172,55-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı ... Ltd Şti tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 69-TL istinaf yargı giderinin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.08/07/2026