İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden, sigorta rücu tazminat davasında şehir şebeke suyu patlaması sonucu işyerinde oluşan zararda kaçak yapı ve altyapı kusuru nedeniyle tarafların %50 kusurlu bulunduğu kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bir sigorta şirketinin, sigortalısına ödediği hasarın rücusu talebiyle şehir şebeke su hattının patlamasından kaynaklanan zararlar nedeniyle belediyeye karşı açtığı davada; daha önce yargı yolu ve sorumluluk oranları konularında birden fazla istinaf incelemesi ve bozma kararı verilen uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi son kararında, sigortalının kaçak yapılaşma ile hattı etkilemesi ve belediyenin kontrol ile kusursuz sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde her iki tarafın da %50 oranında kusurlu olduğunu tespit ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup, bu karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/772
KARAR NO: 2026/997
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/274
KARAR NO: 2026/100
KARAR TARİHİ: 16/02/2026
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücu)
KARAR TARİHİ: 08/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde sigortalı bulunan... A.Ş.'ye ait işyerinin 06/01/2017 tarihinde davalı ...'ye ait şehir şebeke suyunun patlaması nedeniyle hasara uğradığını, gerek itfaiye, gerekse ekspertiz raporuna göre dava konusu hasarın sigortalı iş yerinin önünde yer alan ...'ye ait ana şebeke hattının yapımından ve bakımından kaynaklanan eksikler nedeniyle meydana geldiğinin sabit olduğunu beyan ederek, 7.814,61 TL sigorta rücu tazminatının sigortalıya ödeme tarih olan 11/07/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
CEVAP
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; bahsi geçen adreste 06/01/2017 tarihinde saat 08:58'de arıza ihbarı yapıldıktan hemen sonra ekipler arıza mahalline gittiğinde binanın şube yolu bağlantısı üzerine ek bina yapıldığı ve arızanın da bu noktada olduğunu tespit etmeleri üzerine eski şube yolunun körlenip iptal edilerek binaya başka bir noktadan yeni bir şube yolu çekilerek sorunun giderildiğini, meydana gelen arızanın bakım onarım eksikliği veya hizmet kusurundan kaynaklanmadığını, sözü edilen adreste şube yolu hattının üzerine idareye bilgi verilmeden ek bina yapılması sonucunda boru üzerine gelen yüklerden patladığını, olayın meydana gelmesinde müvekkili idarenin dahlinin bulunmadığını, müvekkili idarece şube yolu bağlantılarının bina dışında tesis edilerek herhangi bir arıza durumunda bina içine zarar vermeyecek şekilde fen ve tekniğe uygun olarak yapıldığını, dava konusu hasarın meydana geldiği binanın da şube yolu bu şartlara uygun olarak ve bina dışından yapılmış ise de sigortalı bina maliki tarafından mevcut binaya şube yolu bağlantısı bina içinde kalacak şekilde çıkma kısım tesis edildiğinden şube yolu bağlantısının bina içinde kaldığını ayrıca dava konusu hasarın bodrum katta meydana geldiğini, su basman seviyesi altındaki birimlere yüzeysel dolan suların tahliyesi için drenaj kanallarının yapılması ve dışarıdan gelmesi muhtemel su sızıntılarının önlenmesi için izolasyon yapılmasının gerekli olduğunu, idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden sonrası için faiz istenebileceğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
1-Mahkemenin 29/06/2020 tarihli kararıyla meydana gelen olay nedeniyle ...'nin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dairemizin 08/11/2023 tarihli kararında davalının yapı maliki olarak kusursuz sorumluluğu bulunmakta ise de, şube yolu hattının üzerine idareye bilgi verilmeden ek bina yapılması sonucunda boru üzerine gelen yüklerden kaynaklı olarak şebeke borusunun patladığı yönündeki savunmaları ile sair itirazlarının somut olay yönünden değerlendirilmesi, dava dışı sigortalı yada 3.kişilerin olay nedeniyle müterafik kusurlarının olup olmadığının tespit edilmesi ve davacı tarafça ödenen tutarın gerçek zararla uyumlu olup olmadığının hesaplanması gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmıştır.
3-Mahkemenin 13/01/2025 tarihli kararı; hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılması karşısında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
4-Dairemizin 19/03/2025 tarihli kararı; somut uyuşmazlık yönünden adli yargının görevli olduğu, davanın görevli mahkemede açıldığı, önceki kaldırma kararı uyarınca yargılama yapılması ve esasa dair karar verilmesi gerektiği açıklanarak kaldırma kararı verilmiştir.
5-Mahkemenin 16/02/2026 tarihli kararı; kaldırma kararına uygun olarak yeni bir sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunda tarafların %50 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, dava dışı sigortalının kaçak yapı inşa ederek şebeke hattında aşırı yüklenmeye sebebiyet verdiği, bu durumun boruların patlamasında etkili olduğu gözetildiğinde dava dışı sigortalının kusurlu olduğu, davalının ise sorumluluğunda bulunan şebeke hatları üzerinde kontrol yükümlülüğünün bulunması ve kusursuz sorumluluk ilkesi gözetilerek meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu, sigortalının kusuru bulunsa da bu kusurun davalının sorumluluğu açısından illiyet bağını kesen bir sebep olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın meydana gelmesinde sigortalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalının yapı maliki olarak tam kusurlu olduğunu, sigortalıya asıl zarar sorumlusu ... ile aynı oranda kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yerleşik içtihatlar gereği en fazla %20 oranında kusur yüklenebileceğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; hükme dayanak bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili idareye atfedilen kusurda hukuka uyarlık bulunmadığını, tazmini gereken bedelin ancak hasara uğrayan emtia bedeli olduğunu, rayiç bedel incelemesinin fatura ve teslim belgeleri üzerinde yapılması gerektiğini, müvekkili idarenin sayaca kadar değil şube yolu bağlantısına kadar sorumlu olduğunu, şube yolu bağlantısından sayaca kadar olan kısmın bina malikinin, sayaçtan sonraki kısmın ise abone ya da fiili kullanıcının sorumluluğunda olduğunu, şube yolunun tesisinden sonra bina malikinin binasının yan tarafına çıkma yaptığını ve bu suretle şube yolunun bina içerisinde kalmasına, müdahale imkanının ortadan kalkmasına neden olduğunu, eklentinin yapılmamış olması halinde şube yolunda oluşacak bir patlamada suyun yaya yoluna akarak işyerindeki emtiada herhangi bir hasar oluşmayacağını, bu hususların dikkate alınmadığını, sigortalının kendi kusuru ile dava konusu hasara sebebiyet verdiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
... Başkanlığı ... Bölge Grup Amirliğinin düzenlemiş olduğu 08/01/2017 tarihli raporda olay "2 katlı binanın önünden geçen şebeke suyu borusunun patlamış olduğu ve suyun yoldan taşarak binanın bodrum katı içerisine aktığı görülmüştür. Bodrum katta bulunan elektrik panosuna da duvardan sızan suyun temas ettiği görülmüştür. Bodrum katta bulunan ...'ye ait gıda ürünleri ve elektrik panosu ıslanmak suretiyle zarar görmüştür. Tarafımızdan bir işlem yapılmamış olup yeri elektrik ekiplerine teslim edilerek istasyona geri dönülmüştür. Cadde üzerindeki şebeke suyu borusunun patlaması üzerine yoldan taşan suyun bodrum katta biriktiği kanaatine varılmıştır." şeklinde açıklanmıştır.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ... AŞ'ye (yeni unvan... A.Ş.) ait işyeri için 11/07/2016-2017 tarihlerini kapsayan ... poliçe no.lu...Paket Sigorta Poliçesi düzenlendiği, poliçede dahili su hasarının teminata dahil edildiği, dekorasyon hasarının 500.000,00 TL, emtia hasarının 150.000,00 TL üzerinden teminat altına alındığı, dava konusu hasarın 05/01/2017 tarihinde meydana geldiği anlaşılmıştır.
Poliçenin muafiyetler kısmında "Dahili su teminatı; dahili su riski için; Riziko mahalinde depolanmış emteanın, palet ve/veya raf sisteminde muhafaza edilmesi zorunludur.
Zemin üzerinde biriken dahili suyun (Y.S.G. Şartlarında tanımı yapılmış), gelişigüzel paletsiz ve/veya raf sisteminde olmaksızın depolanmış emteaya verebileceği doğrudan zararlarda sigortacı herbir hasarda 500.-EURO dan az olmamak kaydı ile emtea sigorta bedelinin %2 si oranında tenzili muafiyet uygulayacak olup bu not sadece bodrum ve zemin katlar için geçerlidir." ifadesi yer almaktadır.
Ekspertiz raporunda; sigortalının işyerindeki hasarın ... şebeke suyunun patlaması sonucu meydana geldiği, işyerinde dekorasyon hasarının (elektrik malzeme ve işçilik bedeli) 5.068,25 TL, emtia bedeli 2.746,36 TL olmak üzere toplam hasarın 7.814,61 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 11/07/2017 tarihinde 7.814,61 TL ödeme yapılmıştır.
Kaldırma kararından önce inşaat mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda; davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde ... borusunun patladığı ve bu nedenle hasarın meydana geldiği ifade edildiğinden hasarın meydana geldiği işyerinin yapı ruhsatı, imar mevzuatı, koruyucu tedbirler, statik ve betonarme projelerin incelenmesine gerek olmadığı, çünkü boru patlamasının olduğu bir zamanda ... yetkililerinin yerinde yaptıkları inceleme neticesinde ek bina yapılması nedeniyle boru üzerine gelen yüklerden borunun patladığı kanaatini yazılı olarak bildirdikleri, hasar nedeni ... boru patlaması olduğuna göre can ve mal güvenliği yönünden gerekli tedbirleri almayan ...'nin 1.derece sorumlu olduğu, ...'nin mevzuatına aykırı bina yaparak ...'ye zarar verenler hakkında kanuni yollar ile hak talebinde bulunabileceği ancak su borusunu her ihtimali düşünerek projelendirip yapmanın ve korumanın ... sorumluluğunda olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Hasar miktarı yönünden sigorta uzmanı bilirkişiden alınan ek raporda ise fatura içeriklerinin meydana gelen hasarın giderilmesi ile uyumlu olduğu belirtilmiştir.
Kaldırma kararından sonra inşaat mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda; Bina içme suyu bağlantı borusu üzerine sigortalı tarafından ek bina yapıldığı, ek binanın zati yükü altında kalan içme suyu borusunun patlaması sonucu akışa geçen suyun bodrum kattaki depoya duvarlarından geçiş yaparak elektrik panosunda ve emtialarda su basması hasarı oluşturduğu, patlak oluşan içme suyu şebeke boru hattının ... tarafından köreltilerek (işlevsiz hale getirilerek) iptal edildiği, binaya başka bir noktadan yeni şebeke içme suyu boru hattı çekildiği, ...'nin içme suyu şebeke hattı üzerine yapıldığı anlaşılan kaçak binanın yapımına seyirci kalıp Kanun ve Yönetmeliklerden almış olduğu denetim sorumluluğunu yerine getirmeyerek hasarın oluşmasında % 50 sorumlu olduğu, sigortalının ise ... İçme suyu boru hattının geçtiği alanı bilmesine rağmen ... dahil ilgili kurumlardan izin almadan kaçak inşaat yaparak içme suyu borusunun patlamasında sebebiyet verdiğinden %50 kusurlu olduğu, hasar kalemleri olan dekorasyon ve emtia yönünden eksik sigorta olmadığı, hasar tutarının 7.814,61 TL olduğu ve bu bedelin %50'si olan 3.907,30 TL'den davalının sorumlu olduğu hususlarında kanaat bildirilmiştir.
2560 sayılı ...Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 3.maddesinde "Şube yolu: ... tarafından döşenen ana boru ile bina arasındaki boru ve teçhizatlardan meydana gelen tesisattır.", ... Tarifeler Yönetmeliğinde "Şube yolu: Ana musluğun ana boruya bağlandığı noktadan başlayıp, bahçeli nizamlarda parsel sınırından bahçe duvarından en fazla bir metre içerde, bahçesi olmayan binalarda ise cephe duvarına kadar olan kısımdır." şeklinde tanımlanmıştır.
Yine Yönetmeliğin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.
Somut olayın ...'ye ait şebeke borusunun patlaması neticesinde meydana geldiği sabittir. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir.
Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir.
Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 E. 2016/163 K. sayılı ilamında illiyet bağının varlığı ve kesilmesi "...İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir.
Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). İlliyet bağını kesen hallerden birinin varlığı veya zarara yapım bozukluğu veya bakım eksikliği dışında ve bunların bir katkısı olmaksızın mücbir sebepten üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanan başka bir kazanın sebep olduğu kanıtlanmadığı takdirde ispat yükü yerine getirilmiş sayılır..." şeklinde açıklanmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere sigortalı tarafından bina içme suyu bağlantı borusu üzerine ek bina yapılması sebebiyle ek binanın yükü altında kalan içme suyu borusunun patladığı olayda ... %50 oranında, sigortalı % 50 kusurlu olup yukarıda açıklandığı üzere ...'nin denetim yükümlülüğü bulunduğundan, ek binanın yapılması bu yükümlülüğünden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Taraflara yüklenen kusur oranları olayın oluş şekline uygundur, bu nedenlerle her iki tarafın kusura yönelik ve davalının illiyet bağına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; "...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir.
Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır..."
Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin ödeyeceği hasar miktarı sigortalının gerçek zarar miktarıyla sınırlı olduğundan, sigorta şirketi tarafından açılan rücu davasında da aynı ilke geçerlidir. Yani sigorta şirketi, sigortalısına ödeme yaptığında, sorumlu kişiye rücu edebileceği miktar ancak sigortalının gerçek zararı kadardır. Bilirkişi incelemesi neticesinde sigorta şirketi tarafından ödenen onarım bedelinin piyasa rayicine uygun olduğu tespit edilmekle, mahkemece kusur oranları nazara alınarak verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının ve istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin tarafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/07/2026