Haksız azledildiğini iddia eden avukatın vekalet ücreti alacağı davasında, davalı tarafın avukatın hizmet kusuru iddialarına karşılık, ilk derece mahkemesinin kabul kararı ve davalı vekilinin süresinde yapılmayan temyiz itirazının reddi.
Özet: Avukatın, haksız azil iddiasıyla, müvekkilleri aleyhine vekalet ücreti ve danışmanlık hizmeti alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında; müvekkillerin avukatın işi kötü yürüttüğü gerekçesiyle azlin haklı olduğunu savunmasına karşın, ilk derece mahkemesinin avukatın takip ettiği ana davayı kabul ettiğini tespit etmesi üzerine, davalı müvekkillerin temyiz dilekçesine süresinden sonra verdiği cevap dilekçesinin reddedilerek yargılamaya devam edilmesini konu alan bir hukuk evrağıdır.
3. Hukuk Dairesi         2026/84 E.  ,  2026/3213 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1653 E., 2025/1634 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/234 E., 2024/594 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı asıl ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Katılma yoluyla temyiz taleplerini içeren temyize cevap dilekçesinin de anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 348. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki hafta içerisinde verilmesi gerekir. Katılma yoluyla temyiz taleplerini içeren temyize cevap dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalılar vekiline 07.12.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekilinin süresinden sonra verdiği temyize cevap dilekçesinde hükmün reddolunan kötü niyet tazminatı talepleri yönünden bozulmasını talep etiği, temyiz cevap dilekçesinin ise yasal süre geçirildikten sonra 24.12.2025 tarihinde verildiği anlaşıldığından davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı avukatın, davalıların verdiği vekalete istinaden davalı şirket adına Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/781 Esas sayılı davasını açarak takip ettiğini, taraflar arasında düzenlenen 07.08.2015 tarihli vekalet ücret sözleşmesinde her iki davalının toplamda 35.000 USD vekalet ücreti ödemeyi üstlendiğini, bu sözleşmeye göre 15.000 USD'nin başlangıçta iki taksit halinde ödeneceğini, geri kalan 20.000 USD'nin ise iş bitiminde ödenmesinin kararlaştırıldığını, bunun yanında 24.07.2015 tarihli sözleşmeyle danışmanlık hizmeti için 3.000,00 TL ödenmesinin hüküm altına alındığını, davalı tarafın 7.500 USD'yi ödediğini, sonrasında haksız ve yersiz iddialarla davacı avukatın davalılar tarafından azledildiğini, böylece davacı avukatın vekalet ücret sözleşmesiyle kararlaştırılan geri kalan tüm ücretinin muaccel hale geldiğini, vekalet ücretinin tahsili için ... .İcra Müdürlüğü'nün 2016/5940 Esas sayılı dosyası ile davalılar hakkında takip başlatıldığını, daha evvelinde davalıların 16.500,00 TL.tutarında ödedikleri dava masrafının 15.932,15 TL'sinin kullanıldığını, bakiye 567,85 TL'nin 3.000,00 TL'lik danışmanlık hizmetinden mahsup edilerek takibe konulduğunu, sonradan danışmanlık ücretinin tahsil edildiğinin fark edilmesi üzerine de takibin 3.000,00 TL'lik kısmından feragat edildiğini ileri sürerek; davalıların icra takibine yönelik itirazlarının iptali ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacı avukatın takip ettiği dosyayı gereği gibi açmadığını, bu sebeple müvekillerinin zarara uğradığını, davalı ... için verilmiş bir hukuki hizmetin bulunmaması sebebiyle bu davalı yönünden davanın husumet sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, davacı avukatın takip ettiği dosyada gereksiz yere davalı şirket ortağının davaya dahili için dilekçe sunduğunu, ihtiyati tedbire ilişkin müvekkiline vaatte bulunmasına rağmen bu vaadini yerine getiremediğini, davacı avukatın takip ettiği dosyada taraflar arasındaki hukuki ilişki ve hukuki sebepleri gereği gibi ortaya koymadığını, bu sebeple davalıların davacıyı haklı olarak azlettiğini ve vekalet ücreti ödemek zorunda olmadıklarını, davacı avukatın ödenmiş olan 3.000,00 TL danışmanlık ücretini dahi icra takip dosyasında talep ettiğini, davacı avukatın hatalı dava açıp hatalı devam ettiğini, bir avukatın bilmesi ve yapmaması gereken hataları yaparak müvekkilinin haklarını tehlikeye attığını ve zarara uğrattığını, dava dosyası incelendiğinde davacının fahiş hatalar yaptığının görüleceğini, kesinleşmiş bir dava bulunmadığından ve azil de haklı olduğundan vekalet ücreti istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının azledildiği azilnamede ve davalı vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde, azil sebebi olarak, Antalya 1.ATM 2015/781 E. dosyasındaki vakıa ve olayların hatalı aktarıldığı, davacı avukatın davalıyı zarara uğrattığı, ihtiyati tedbir kararı alacağı vaadi ile alacak davasını açtığı hususları ileri sürülmüş ise de, açılan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması, diğer bir deyişle davanın davalı şirketin lehine sonuçlanmış olması nedeniyle davalı şirketin zarara uğratıldığı ve hatalı vakanın ileri sürüldüğünden bahsedilemeyeceği, ihtiyati tedbir kararının ise mahkeme tarafından takdir edilerek verilen bir karar olduğu, tarafın vaadine bağlı bir husus olmadığı, davalı vekili tarafından cevap ve ikinci cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen, bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde ileri sürülen, azilnamede de yer almayan bir sebep olan, alacak davasının TL üzerinden açıldığı, alacağın USD olduğu, yasal faiz talep edildiği hususlarının incelenmesinde ise, alacak davasında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması nedeniyle hukuken sonradan fazlası için dava açılabileceği veya ıslah ile dava değeri arttırılabileceği, bu nedenle zarar oluşmayacağı, taraflar arasında düzenlenen avukatlık sözleşmesinde işin sadece "alacak davası" olarak düzenlendiği, ne kadar alacak için ne şekilde dava açılacağının sözleşmede düzenlenmediği, alacağın USD cinsinden alacak olarak açılması yönünde davalı savunmasını destekleyen dosyaya delil sunulmadığı anlaşıldığından bu sebebin azlin haklılığı hususunda dikkate alınamayacağı, açıklanan sebeplerle davacının azlinin haklı nedene dayanmadığı kanaatine varılmış olması nedeniyle davacının vekalet ücretine hak kazandığı, davacının azil tarihinden önce, sözleşme uyarınca 30/09/2015 tarihinde vadesi gelen 7.500 USD'yi (tarihteki kur karşılığı olan 22.763,25 TL'yi) , kdv hariç anlaşılması nedeniyle bu miktarın kdvsi olan 4.097,39 TL'yi, azil ile muaccel hale gelen 20.000 USD'yi (tarihteki kur karşılığı olan 59.442,00 TL) ve bu miktarın kdvsi olan 10.699,56 TL'yi olmak üzere toplamda 97.002,20 asıl alacağı talep edebileceği anlaşılmakla, icra takip dosyasında davalıdan 99.434,35 TL asıl alacak talep edildiği ve sonrasında 3.000 TL ödeme yapıldığı belirtilerek takipteki 3.000,00 TL alacaktan feragat edilmiş olması nedeniyle alacaklı tarafından takibine devam edilen alacak tutarının 99.434,35 TL - 3.000,00 = 96.434,35 TL olması nedeniyle fazlaya ilişkin asıl alacak için itirazın iptali istenilmesinde davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu miktar üzerinden karar verildiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca vadeli alacak olan 7.500 USD yönünden vade tarihi (30/09/2015) itibariyle temerrüt oluştuğundan vadeden takip tarihine (09/06/2016) kadar işleyen yasal faizi (1.675,66 TL) isteyebileceği, azil ile muaccel olan alacak için takip öncesi temerrüt bulunmadığından faiz isteyemeyeceğinden bu miktar faize göre karar verildiği, davalı ... ... yönünden ise, bu davalı adına açılan bir alacak davası bulunmaması ve şirket adına açılan ve şirketi vekaleten takip edilen dosya nedeniyle vekalet ücretinden davalı şahsın sorumlu olmayacağı, dolayısıyla alacağa ilişkin husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; ... . İcra Müdürlüğü'nün 2016/5940 Esas sayılı dosyasında bu davalı tarafından yapılan itirazın 96.434,35 TL asıl alacak ve 1.675,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 98.110,01 TL yönünden iptaline, takibin bu davalı yönünden bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı ...'nın kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile 20.281,15‬ TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalı ...'ya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı asıl ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın davalı şirket adına davayı açarak takip ettiği, dolayısıyla bahsi geçen dosyada davalı ...'ya verilmiş bir hukuki yardımın bulunmadığı, avukatlık ücret sözleşmesinde davalı ...'nın vekalet ücret alacağını şahsen üstlendiği yönünde herhangi bir ifadeye veya beyana yer verilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının, talep konusu yapılan dosyanın takibi yönünden davacı avukatın vekalet ücret alacağından sorumlu tutulamayacağı, danışmanlık hizmeti sebebiyle düzenlenen ücret sözleşmesine konu hizmetin davalı ...'ya verildiği kabul edildiğinde dahi kararlaştırılan 3.000-tl.danışmanlık ücretinin icra takibi öncesi ödendiğinin davacının da kabulünde olduğu ve bu yönde icra dosyasına feragat dilekçesi verdiği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; davacı avukatın, davalı şirket adına açarak takip ettiği dava dosyasının incelenmesinden; dava dışı şirket aleyhine açılmış alacak ve tazminat taleplerini içerir dava olduğunun görüldüğü, dava dilekçesinin içeriğinde tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinden bahsedilerek şirket yetkilisinin sorumlu tutulması gerektiği yönünde ifadelere yer verildiği halde husumetin sadece şirkete yöneltildiği, şirket yetkilisine husumetin yöneltilerek dava açılması imkanı varken dava dilekçesinde şirket yetkilisinin davaya dahil ettirilmesi gerektiğinden bahsedilerek kendi içinde tutarsız ve çelişkili beyanlarda bulunulduğu, bu durum başlı başına sadakat ve özen ödevinin ihlali mahiyeti taşıyacağından güven sarsıcı eylem olarak görülmesi gerektiği, nitekim davacı avukata gönderilen azilnamede ve cevap dilekçesinde bu husustan azil nedeni olarak bahsedildiği, bunun yanında davalı vekili cevap dilekçesinde; bir avukatın bilmesi ve yapmaması gereken fahiş hataları davacı avukatın yaparak davalı müvekkili zarara uğrattığını ileri sürüp, bu hususları ayrıca azil nedeni olarak gösterdiği, gerçekten de davacı avukat tarafından açılan davanın dava dilekçesinde tarafların tacir olması hasebiyle ticari avans faizi istenmesi gerekirken yasal faiz istendiğinin görüldüğü, bu durumun davalıyı zarara uğrattığının kuşkusuz olduğu, istikrar kazanmış Yargıtay uygulamasında faiz türünün bir kez belirlenmesiyle artık bundan geri dönülüp başka bir faiz türünü seçme imkanının da bulunmadığı, tüm bu nedenlerle davalı tarafın davacı avukatı azletmesinin haklı nedene dayandığı kanaatine varıldığından azil tarihinde takip edilen dosyanın derdest aşamada olması sebebiyle davacı avukatın vekalet ücretine hak kazanmadığı ve bu sebeple açılan davanın davalı şirket yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinin isabetli görülmediği, öte yandan davacı avukatın kötü niyetli olduğu yönünde dosya kapsamında delil bulunmadığından davalı ...'nın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerine kabulü yönünde hüküm kurulmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının davasının reddine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı asıl ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı asıl; davalı ...'nın kendi adına asaleten diğer davalı şirkete vekaleten sözleşmeyi imzaladığını, avukatlık ofisinde birden fazla kez kendisiyle görüştüğünü, davalı ...'nın davanın bütün aşamalarını bildiğini, davalı ...'nın hiçbir hukuki yardım almadığı yönündeki beyan ve iddiasının bu yönden gerçek dışı olduğunu, davalının bir çok kez tarafınca dava ile ilgili bilgilendirildiğini, aldığı danışmanlık hizmeti nedeniyle danışmanlık ücret sözleşmesinin düzenlendiğini, aralarındaki anlaşma doğrultusunda Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın davalı şirket adına açıldığını, taraflar arasında düzenlenen vekalet ücret sözleşmesinde vekalet ücreti olarak 35.000 USD'nin taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmede öngörülen ilk ödemenin yapıldığını, ancak diğer ödemelerin gerçekleştirilmediğini, danışmanlık hizmet sözleşmesi ile kararlaştırılan 3.000,00 TL danışmanlık ücretinin daha evvelinde ödenmekle birlikte sehven icra takibinde istendiğini ve miktardan sonradan feragat edildiğini, davalının bahsettiği 16.500,00 TL'lik ödemenin vekalet ücretine ilişkin değil dava harç ve masrafı ödemesi olduğunu, davalı tarafın itiraz dilekçesinde borcunu ödediğini iddia etmekle birlikte bunu kanıtlayacak delil sunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız azil iddiasına dayalı avukatlık vekalet ücret alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine yönelik davalıların itirazının iptali istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle vekalet ilişkisine konu ticari davada davacı avukatın dava dilekçesi ile ticari faiz talep etmesi gerekirken yasal faiz talep ederek müvekkili davalı ... zarara uğrattığı bu sebeple azlin haklı olduğu, davalı ...'ya herhangi bir hukuki yardımda bulunulmadığının avukatlık ücret sözleşmesinde de davalı ...'nın vekalet ücret alacağını şahsen üstlendiği yönünde herhangi bir ifadeye veya beyana yer verilmediğinin anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi