Ortak şirket ortağı kardeşler arasında, müşterek banka hesaplarından izinsiz para transferi iddiasıyla açılan alacak davasında, ilk derece mahkemesinin reddine karşı temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, üç kardeşin ortak banka hesaplarındaki paraların, bir kardeş tarafından diğerinin bilgisi ve muvafakati dışında kendi şahsi hesabına aktarıldığı iddiasıyla açılan bir alacak davasını konu almaktadır; davacı, 209.008 USDnin faiziyle birlikte iadesini talep ederken, davalı, söz konusu hesapların kardeşlerin ortak şirketi için açıldığını, tüm işlemlerin şirket faaliyetleri kapsamında ve davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, hatta davacının kendisinin yetkisiz işlemler yaptığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise istinaf incelemesinde ceza dosyasındaki davalı beyanları ve davacının sanık sıfatıyla yargılanması gibi hususları değerlendirmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2026/751 E.  ,  2026/1771 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/... E., 2025/... K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/... E., 2022/23 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ... ile davalı asil ... ve vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... ve dava dışı ...'ın kardeş olduklarını, bu üç kardeşin, ... Bankası ... Şubesinde bulunan ... numaralı USD hesabı ve ... numaralı EURO hesaplarının müşterek olduğunu, bu hesaplarda toplam 426.182 USD ve 200.842 EURO para bulunduğunu, davalının bu iki müşterek hesaptaki parayı müvekkilinin bilgisi ve muvafakati dışında virman yaparak kendi şahsi hesabına geçirdiğini, davalıya ... 1. Noterliğinin 06.07.2015 tarihli ihtarnamesinin keşide edilerek müvekkilinin hissesine düşen miktarın banka hesabına iade etmesi hususunun ihtar edildiğini, ancak bu tarihe kadar söz konusu bedelin ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 209.008 USD alacağın 15.10.2018 tarihinden itibaren USD'ye uygulanan mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB satış kuru üzerinden davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin genç yaşta ticari hayata atılarak baba mesleği olan halıcılık mesleğinde çalıştığını, kardeşleriyle birlikte "... " şirketini kurduklarını, davacının gerçekte bir sermaye koymamasına rağmen kendisini eşit olarak kabul ettiklerini, okumuş olduğu için de mali işlerden sorumlu olarak görevlendirdiklerini, tüm faaliyetlerin şirket üzerinden yürütüldüğünü, şirketin yönetim kurulu başkanı ve ticari faaliyet yürütücüsünün şirketten ayrıldığı tarihe kadar müvekkilinin olduğunu, şirketin gelir giderleri için ... Bankası nezdinde müşterek hesap açıldığını, ödemelerin vakit geçirmeksizin yapılabilmesi için 3 kardeşe de bireysel işlem yapma yetkisinin verildiğini, bu hesabın şirket faaliyeti için açıldığını, bu hesaba müvekkilinin şahsi hesabından para yatırıldığı gibi hesaptan şirketin borçlarının da kapatıldığını, kayıtlar geldiğinde bu hususun net olarak görüleceğini, davacının şirketin mali işlerinden sorumlu olduğu için şirketin kuruluşundan beri tüm girdi çıktıları iyi bildiğini, müvekkilinin şirket ve şirket ortağı kardeşlerinin zararına bir işlem yapmadığının da aşikar olduğunu, 2008 yılında iddia edildiği gibi bir işlem yapıldıysa niçin bugüne kadar beklediğini, müvekkilinin veremeyeceği bir hesabının bulunmadığını, davacının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında müvekkilinin ismini kullanılarak sahte imzalar ile kendi hesabına ve 3. hesaplara paralar aktardığını, asıl alacaklının müvekkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2022 tarihli kararıyla; dava konusu olan ve aktarılan paraların ... - ...'ın müşterek hesapları arasında aktarılan paralar olduğu, davalının şahsi hesabına aktarılan her hangi bir transferin bulunmadığının anlaşıldığı, kardeş olan taraflar ve dava dışı ...'ın ... A.Ş. sahibi ve ortakları oldukları, davacının şirketin idari ve mali işlerinden sorumlu olup, şirket işleri ile ilgili olan banka işlerini birlikte yürüttükleri, her ortağın tek başına imza yetkilerinin bulunduğu, davacının şirket hesabı ve ortak hesaptan para çekme yetkisinin bulunduğu, ancak ortakların yapılan her işlemden haberdar olduklarının anlaşıldığı, her bir ortağın yüksek miktardaki para akışını kendilerine ait hesapları ve ortak hesabı inceleme yetkisi bulunan tacir sıfatı olan davacının para aktarma işleminin yapıldığı 15.10.2008 tarihinden çok sonra bu işlemlerden haberi olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışını aykırı olduğu, davacının boşanma davası nedeniyle ve ekonomik sebeplerle gayrimenkul ve hisselerini diğer ortak kardeşlere devrettiği, bu hususunun incelenen ceza dosyasında da beyan edildiği, transfer işlemlerinin davacının rızası ile yapıldığı, ayrıca taraflar arasındaki ilişkinin ortak oldukları ... Sanayi A....ye ait işlemlerden kaynaklandığı, şirkete yönelmiş bir davanın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli kararıyla; ceza dosyasındaki davalı beyanlarının Mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu, ceza dosyası içeriği ve gerekçeli kararına göre davacının sanık olarak yargılandığı dosyadaki savunmasında "Ekonomik nedenlerle adıma kayıtlı bulunan gayrimenkulleri ağabeylerime devretmek zorunda kaldım....Olay tarihinde eşim ile aramızda boşanma davamız vardı. Bu dava nedeni ile ben gayrimenkullerime ilişkin bir kısım hisselerimi kardeşlerime devretmiştim. Aynı zamanda da 18/11/2008 tarihinde ... Bankası ... Şubesine bağlı ... numaralı hesabımda olan 106.000 Euro'dan 6.000 Eurosunu nakit olarak çektim. 100.000 Eurosunu da ... adına ... Bankası ... şubesine kayıtlı ... numaralı hesabı açtım. Hesaba 100.000 Euro'yu yatırdım. Bu paradan 48.000 Euro'yu 21/11/2008 tarihinde, saat 16:24'te ... Bankası ... şubesi ...'a ait ... numaralı hesaptan ... numaralı ...'a ait hesaba virman yapıldı. Aynı gün 16:27'de ... numaralı ...'a ait hesaptan nakit olarak parayı çektim. ...'a ait ... numaralı hesaba aynı gün saat 16:34'te 48.000 Euro'yu yatırdım. Olay bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu, hesap dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı tarafça çekilen paranın daha sonra davacıya ait hesaba yatırıldığı, davacının boşanma aşamasında oluşu nedeniyle kendi muvazaasından kendi lehine sonuç çıkarmasının dürüstlük kuralına da uygun olmadığı gözetildiğinde mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf itirazları yönünden ise; mahkemece gerekçeli kararda "Davalı vekili lehine yürürlükte bulanan AAÜT göre kabul ve takdir olunan 46.645,50TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu, bu bentte vekalet ücretinin davalı lehine hükmedildiğinin açık olduğu, son cümlenin maddi hataya dayalı yazıldığından davalı itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf talebinin kabulüyle kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesi yoluyla yeniden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairenin 30.05.2024 tarihli ilamıyla; davacının sanık olarak yargılandığı ... 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/... E sayılı dosyasında verdiği ifadesinde geçen hesap numaralarının davaya konu müşterek hesaplar olmadığından bu dosyada yer alan ifadelerin ikrar niteliğinde kabul edilemeyeceği, davalının 12.01.2022 tarihli duruşmada davacıya 250.000 USD ödediğini iddia ettiği, dava konusu müşterek hesaplardan çekilen paradan davacı hissesine düşen miktarın davacıya ödenip ödenmediği hususunu davalının ispat etmesi gerektiği, bilirkişi raporunun ise taraflara ait tüm hesaplara ilişkin inceleme ve değerlendirme yaptığı, bu haliyle hükme esas alınamayacağı, o halde dava konusu edilen müşterek hesaptalardaki paranın 1/3 oranında taraflara ait olduğu kabul edilerek, öncelikle tarafların dosyada mevcut belgelerde yer alan hesap hareketlerine ilişkin tüm banka kayıtları incelenerek konusunda uzman bilirkişiden taraf ve Yargıtay denetime elverişli yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle davacıya yapılan bir ödeme olup olmadığı da araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve davalı ile dava dışı ...'in ortak olduğu müşterek hesaptan davalı tarafından çekilen toplam tutarın 627.025,56 USD olduğu; 1/3 pay karşılığının 209.008 USD olduğu; davalı tarafça davacının hesabına 03.03.2010 tarihinde 150.000 USD, 08.03.2010 tarihinde 50.000 USD, 19.03.2010 tarihinde 50.000 USD havale edildiği, dekontlarda açıklama bulunmadığı, yapılan bu ödemelerin farklı bir sebebe dayalı olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; söz konusu ödeme dekontlarının savunmanın genişletilmesi yasağının önüne geçen bir defi olmayacağı, ödeme dekontlarının somut olaya ilişkin olmadığını, taraflar arasında çok sayıda hesap hareketi ticari ve ya aile ortaklığı gibi sebeplerle para trafiği olduğunu, alınan bilirkişi raporunda önceki raporlarla uzman görüşleri arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin boşanma aşamasında para, menkul ve gayrimenkullerini davalıya aktardığının sabit olduğunu, ödeme iddiasına ilişkin dekontlarda ödemenin ne için gönderildiğine dair açıklama olmadığı halde bu ödemelerin dava konusu borca karşılık sayılmasının hatalı olduğunu, ortak hesaptan çekilen paraya karşılık ortak hesaba yapılan bir ödenin tespit edilmediğini, ispat yükünün halen davalıda olduğunu, dava konusu borç için 250.000 USD ödeme iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacıya ev alınmasına ilişkin görülen başka bir davada davanın kabulü ile 266.000 USD toplam alacağın 133.333 USD'lik kısmının davalıdan tahsiline karar verildiğini, bu şekilde taraflar arasında bir çok hesap hareketi olduğunu, eğer gerçekten bir ödeme olsaydı 209.000 USD'lik borca karşılık iddia edilen ödemenin de bu tutarda olması gerektiğini, sunulan hukuki mütalaada davacıya yapıldığı iddia edilen ödemelerin ortak hesapla ilişkilendirilemediğinin ve ispat yükünün davalıda olduğunun ifade edildiğini, bunun aksinin raporda ve kararda cevaplandırılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, müşterek hesaptan kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Bundan başka, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş olan bu kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiği, bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığı, davalı tarafından müşterek hesaptan para çekilmesinden sonra davalının hesabından davacı hesabına gönderilen paraların başka bir alacak nedeniyle gönderildiğinin ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 fıkrası uyarınca ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.