Devre Mülk Sözleşmesinden Doğan Edim İfa Edilememesi ve Proje İptali Sonucu Oluşan Zararın Rayiç Değer Üzerinden Tazmini Talebiyle Yargıtay Bozması Sonrası Yeniden Yürütülen Dava.
Özet: Davacı, davalılardan satın aldığı 238 adet devre mülkün sözleşmede belirtilen sürede teslim edilememesi ve ardından ihale iptali ile yıkım kararları sonucu ifanın imkansız hale gelmesi üzerine, ödenen bedel, gecikme tazminatı ve cezai şartın tahsilini talep etmiş; davalıların sözleşmenin geçersizliği veya sorumluluğun kendilerinde olmadığı yönündeki savunmalarına karşın yerel mahkeme, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç bedel üzerinden kısmi kabul kararı vermiş, ancak Yargıtay sözleşmenin gerçekliği ve bağlayıcılığı hususundaki eksik inceleme gerekçesiyle kararı bozarak birleşen dava ile yargılama sürecinin devamına yol açmıştır.
3. Hukuk Dairesi         2026/749 E.  ,  2026/1770 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/... E., 2025/677 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Avukat ... ile asıl davada davalı ... vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalıların inşa edeceği tatil sitesinden 30.10.1997 tarihli sözleşmeyle 238 adet devre mülkü 1.340.000 DM karşılığında satın alan müvekkilinin edimlerini tümüyle ifa etmesine rağmen karşı tarafın sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim borcunu yerine getiremediğini, aradan geçen zaman içerisinde ihalenin iptali ve yıkım kararı nedeniyle sözleşmenin ifasının imkânsız hâle geldiğini, bu durumda sözleşme hükümlerini yerine getirmeyen davalıların müvekkilinin müspet zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; sözleşme hükmü gereği geç teslim nedeniyle gecikilen her yıl için (her bir devre mülk için yıllık 1.200 USD olmak üzere) toplam 2.284.800 USD kullanım bedelinin tahakkuk tarihlerindeki kur değeri karşılığından 3.250,00 TL'sinin, müvekkili tarafından devre mülkler için ödenen 1.340.000 DM karşılığı 685.131 Euro'nun 1.500,00 TL'sinin, sözleşmede karşı tarafın edimini ifa etmemesi hâli için kararlaştırılan ve sözleşme bedeli kadar olacağı belirtilen 1.340.000 DM karşılığı 685.131 Euro cezai şartın 1.500,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesindeki diğer talepleri saklı kalmak kaydıyla devre mülkler için ödenen bedelin Euro cinsinden dava tarihindeki kura göre karşılığı olan 1.177.340,00 TL'nin ve aynı meblağ kadar cezai şartın davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; devre mülk sözleşmesinin geçerli olmadığını, sözleşmede müvekkilinin adının kötü niyetle kullanıldığını, diğer davalı şirketin ihale ile üstlendiği edimi ifa etmemesi nedeniyle müvekkilinin tapu iptali için dava açmak zorunda kaldığını, taraflar arasındaki sözleşmeden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Şirket vekili; Belediye Meclisi kararıyla kurulan ve Belediyenin ortak olduğu müvekkili şirket ile Belediye arasındaki protokoller çerçevesinde inşa edilecek projenin üzerinde yapılacağı arsanın kendileri adına tescil edildiğini, inşaat henüz tamamlanmadan Belediyenin ruhsatı iptal ettiğini ve inşaatı mühürlediğini, devre mülklerden istifade edilmesini engellemek amacıyla yapılan tesisi de yıktığını, ihalenin iptal edildiğini ve arsanın üzerinde yapılarla birlikte tekrar Belediye adına tescil edildiğini, sözleşmenin ifa edilememesinde tek sorumlunun davalı ... olduğunu savunarak müvekkili yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.12.2012 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki devre mülk sözleşmesinin ifasının imkansız hale gelmesi nedeniyle davacının ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değeri talep hakkının doğduğu, emsal olarak aynı yere ilişkin açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarında tiplerine göre devre mülklerin rayiçlerinin belirlendiği ve bu tespitler esas alınarak verilen kararların Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı, dolayısıyla davacının emsal dosyalarda tespit edilen devre mülk rayicine ilişkin talebinin kabul edilmesi, diğer taleplerinin ise rayiç değer daha yüksek olup davacı lehine olmakla alacakta mükerrerlik yaratmamak ve seçimlik hak ilkelerine uygun davranmak için reddedilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, 238 adet devre mülk değeri için ıslahla birlikte 1.178.840,00 TL alacağın davalılardan tahsiline, davacının devre mülk değeri ile ilgili fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.04.2014 tarihli ilamıyla; sözleşmenin gerçekliği ve bağlayıcılığının tespiti hususunda eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin Mahkeme kararı bozulmuştur.
2. Bu aşamada davacı vekili birleşen davayı açarak Mahkemenin verdiği ilk kararda rayiç taşınmaz bedeli yönünden saklı tuttuğu 571.160,00 TL alacağın davalılardan tahsilini talep etmiş, açılan bu davada davalı ... yönünden dosya tefrik edilip davalının zamanaşımı def'i yerinde görülerek davanın reddine karar verilmiş, davalı şirket yönünden ise talep asıl dava ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
3. Mahkemenin 06.10.2020 tarihli kararıyla; davanın satın alınan devre mülklerin teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik olduğu, davacının sözleşme çerçevesinde ödenen bedelin dava tarihindeki kur karşılığı değeri olan 1.777.340,00 TL ve aynı miktarda cezai şart için asıl davayı ıslah ettiği, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle devre mülkler için ödenen bedel ve cezai şart yönünden asıl davanın kabul edilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden ise dava konusu 238 devre mülkün rayiç değeri olan 1.750.000,00 TL bedelden asıl davada kabul edilen meblağ mahsup edildiğinde bakiye kısmın 572.660,00 TL olduğu gerekçesiyle asıl davada sözleşme çerçevesinde ödenen bedel yönünden talebin kabulü ile 1.177.340,00 TL ile cezai şart talebinin kabulüyle 1.177.340,00 TL cezai şartın davalılardan (dava ve ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle) müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulü ile 571.160,00 TL'nin davalı ... Turizm Ltd. Şti'den (dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte) tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
4. Dairenin 19.10.2020 tarihli kararıyla; tarafların sair temyiz itirazları reddedilerek, davacının eldeki davada hem ifaya eklenen cezai şart niteliğindeki tazminatı hem de sözleşmeyi feshederek devre mülk satışından kaynaklı olarak davacı tarafından davalıya ödenen bedelin tahsilini istediği, davacının ödemiş olduğu devre mülk bedelini istediği dava ile sözleşmeden döndüğüne göre artık aynı sözleşmeye dayanarak davalıdan ifaya ekli cezai şart talebinde bulunması mümkün olmadığından davacının cezai şarta yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, Mahkemece asıl davada karar ilam harcına hükmedilirken, davacının sadece dava açılırken yatırdığı 84,40TL peşin harç dikkate alınarak harçlar yönünden hüküm kurulmuş ise de, yargılama aşamasında davacının talebini ıslah ederken ayrıca ıslah harcı yatırdığı dikkate alınmadan yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
5. Mahkemenin 14.06.2022 tarihli kararıyla; ilk karar gerekçesi yanında, davacının karşı tarafın kusuruyla ifası imkansız hale gelen sözleşmeden döndüğünün kabul edilemeyeceği, emsal dosyalarda hem bedel hem de cezai şartın kabulü yönünde verilen kararların onanarak kesinleştiği gerekçesiyle hüküm fıkrasında Dairenin ıslah harcına ilişkin 3 numaralı bozma gerekçesine uygun hüküm tesis edilmek suretiyle direnme kararı verilmiş; karara karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
6. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.09.2024 tarihli ilamıyla; davacı tarafça asıl davaya ilişkin dava ve ıslah dilekçesinde ifayı/ifa yerine geçecek tazmin borcunu sağlamaya yönelik herhangi bir talepte bulunulmadığı, sözleşme çerçevesinde ödenen bedelin geri verilmesi talep edilmekle geriye etkili fesih iradesinin ortaya konulmadığı, bu halde davacının sözleşmeden döndüğünün kabulü gerektiği, dönme-geriye etkili fesih beyanı bozucu yenilik doğuran bir hak olduğundan karşı tarafa ulaşmasıyla hukuki sonuçlarını doğuracağından ve dönme halinde tekrar sözleşme hükmüne dayanılarak cezai şart talep edilemeyeceğinden Mahkemece asıl davaya konu cezai şart istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Özel Daire kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
7. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında belirtilen gerekçeyle; asıl davanın devre mülkler için ödenen bedel yönünden kabulüne, 1.177.340,00 TL'nin (1.500,00 TL'sine dava tarihinden, 1.175.840,00 TL'sine ıslah tarihinden başlamak üzere) ticari faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, asıl davanın cezai şart yönünden ödenen bedele ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile; 571.160,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalı ... Tur. Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; müvekkilinin sözleşmeden dönmediğini, aksine davalıların kusurlu ve kötü niyetli eylemleri sonucunda ifa imkansız hale geldiği için müspet zararının tazminini talep ettiğini, terditli taleplerinin gereği gibi değerlendirmediğini ve hatalı karar verildiğini, birleşen davada; davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının hukukun temel prensiplerinden olan davanın bütünlüğü ve davalıların müteselsil sorumluluğu ilkeleriyle çeliştiğini, sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi durumunda, alacaklının ödediği bedelin iadesinde denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerektiğini, faiz başlangıç tarihlerinin alacağın niteliğine ve denkleştirici adalet ilkesine uygun olarak dava tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini, asıl davada kabul edilen kısım yönünden eksik vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek; Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili; bilirkişi raporunda; "davacı tarafından ödendiği iddia edilen paranın" denilmek suretiyle dosyada bir ödeme belgesi bulunmadığı intibasının oluştuğunu, borcu sona erdiren sebeplerin her daim ileri sürülebileceğinden ödeme belgesi bulunmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporundaki tutarın denkleştirici adalet kuralı gereğince hesaplandığını, ancak, bu hesaplamanın dava tarihine göre yapıldığını, oysaki ifanın imkansız hale geldiği tarih baz alınarak yapılması gerektiğini, sözleşmenin başlangıç anındaki ifa imkansızlığı sebebi ile kesin hükümsüz olduğunu, sözleşme tarihindeki Belediye görevlilerinin görevlerini kötüye kullandıklarını, suç teşkil eden bu eylemlerin olası hukuki sonuçlarından Belediyenin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir..
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, devre mülk satışından kaynaklanan satış bedelinin iadesi ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan Mahkeme kararında; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda kararın verilmiş olmasına ve bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece asıl davada kabul edilen kısım yönünden davacı lehine 176.827,60 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 74.006,90 TL vekalet ücretine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3.maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/7 maddesi uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının kabulü ile; Mahkemenin hüküm fıkrasının 1.bendinin 2. paragrafında yer alan "74.006,90 TL" ibaresi hükümden çıkartılarak yerine, "176.827,60 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalı ... Belediyesine yükletilmesine,
6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.