Özelleşen şirkette muvazaalı çalıştırılan işçinin kıdem, ilave tediye, toplu iş sözleşmesi fark ve yıllık izin alacakları davasında temyiz kesinlik sınırı ile esasa ilişkin Yargıtay incelemesi.
Özet: İnceleme konusu hukuki metin, davacının kamuya ait bir elektrik üretim kurumunda özelleşme öncesi muvazaalı alt işveren işçisi statüsünün mahkeme kararıyla sabitlenmesi sonrası, özelleşen işverenden kıdem tazminatı, ilave tediye, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark alacakları ve birleşen dava kapsamında yıllık izin ücreti talep ettiği bir iş uyuşmazlığını ele almaktadır. Temyiz incelemesinde, birleşen davadaki yıllık izin ücreti talebine ilişkin temyiz dilekçesi, belirlenen parasal sınırın altında kalması nedeniyle usulden reddedilmiş; buna karşılık, asıl davadaki tazminat ve alacaklara dair temyiz başvuruları ise esastan incelemeye alınmıştır. Davalı taraf ise zamanaşımı, devir öncesi sorumluluğun eski işverende olduğu ve davacının iş akdinin feshinin ikale niteliği taşıdığı yönünde savunmalar ileri sürmüştür.
9. Hukuk Dairesi         2026/802 E.  ,  2026/2925 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1366 E., 2025/2570 K.
DAVA TARİHİ : 09.12.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) ... 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/143 E., 2023/19 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : (Kapatılan) ... 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/200 E., 2021/46 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre; birleşen davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca birleşen dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin asıl davaya yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.03.1998 tarihinden bu yana Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdürlüğüne bağlı ... Elektrik Üretim AŞ'de dış tesisler bölümünde bakım ustası olarak çalıştığını, işyerinin 17.06.2013 tarihinde özelleştirilmesini müteakip fasılasız çalışmasını sürdürdüğünü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 4/B hükmü kapsamında kamuda istihdam hakkı kazandığını belirterek iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshini talep etiğini, davacının davalı işyerinin özelleşmesi öncesinde muvazaalı olarak alt işveren işçisi olarak gösterildiği hususunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini ancak davalı tarafından EÜAŞ işçilerine sağlanan haklardan yararlandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ilave tediye alacağı ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin işe girdiği tarihten itibaren 2008 yılına kadar hiç izin kullanmadığı, 2008 yılından sonra 14 gün yıllık izin kullandığı 5 yıl sonra izin süresinin 20 güne çıkarıldığı fakat davacıya toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak yıllık izin kullandırılmadığı gibi yıllık izin hakkının da kıdemine ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak belirlenmediğini ileri sürerek yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 19.06.2013 tarihine kadar davalı Şirket çalışanı olmadığını ve davalı Şirket ile aralarında imzalanmış bir iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının, davalı Şirket bünyesinde 19.06.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, devir öncesi dönemden EÜAŞ'ın sorumlu olduğunu, davacının yıllık ücretli izinde bulunduğu sırada keşide etmiş olduğu ihtarname ile kıdem tazminatı ödemesine ilişkin talebinin Yargıtay görüşüne göre ikale yapmak üzere icap niteliğinde olduğunu ve karşılıklı anlaşma yolu ile iş sözleşmesinin feshinin kabul edilmediğini ve davacıya iş başı yapması gerektiği hususunda ihtar çekilmesine karşın davacının Tarım İl Müdürlüğünde işe başladığının öğrenildiğini, bunun üzerine ... Kurumu çıkışının gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili birleşen davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde; devir tarihi öncesindeki yıllık ücretli izinleri açısından davalının sorumlu tutulamayacağı, davacının Şirket bünyesindeki çalışmalarından kaynaklı olarak ise yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 12.11.2013 tarihinde sendikaya üye olduğu ve 14.08.2020 tarihinde işkolu değişikliği nedeniyle üyeliğinin düştüğü, ... 1. İş Mahkemesinin 2014/938 Esas - 2015/138 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, EÜAŞ ile alt işverenler arasında kurulan alt işverenliğe konu hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun tespit edilerek davacının Kurum işçisi olduğunun kabul edildiği ve davacının, davalı işyerinde uygulanan 13. ve 14. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri'nden kaynaklanan fark alacak taleplerinin kabulüne karar verildiği, davacının 23.06.2020 tarihli ... 1. Noterliğinin ihtarnamesi ile 657 sayılı Kanun'un 4/B hükmü kapsamında kamuya yerleştirildiğini ve 23.06.2020 tarihi itibarıyla kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenerek işten çıkış işlemlerinin yapılmasını talep ettiği, davalı Şirket tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede ise işyerindeki istihdam açığı nedeniyle taleplerinin uygun görülmediği ve yıllık izin süresinin sonunda işe başlaması gerektiğinin davacıya bildirildiğinin görüldüğü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde işçi tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilebileceği hâller düzenlendiği ancak davacının ihtarında yer verdiği sebebin söz konusu Kanun maddesinde düzenlenmediği, öte yandan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2021/2521 Esas ve 2022/1872 Karar sayılı kararında davacının kadrolu olarak kamuya ait işyerinde çalışmak için işyerinden ayrıldığı hâllerde söz konusu durumun işçi yönünden haklı fesih teşkil etmediğinin belirtildiği, bu doğrultuda davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığının değerlendirildiği, işyerinde yürürlükte olan 1. ve 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesinde taban iş güçlüğü, yemek-gıda yardımı, giyim yardımı, toplu iş sözleşmesi ikramiyesi, elektrik yardımı alacağına ilişkin hükümler bulunmadığından bu taleplerin reddine karar verildiği, bakım tazminatı ile ilave tediye alacağı bakımından dava şartı arabuluculuğun gerçekleşmediği anlaşıldığından usulden ret kararı verildiği, davacının EÜAŞ işçisi olduğunun mahkeme kararı ile kesinleşmesine karşın ücretinin, toplu iş sözleşmesi protokolü ek-II ücreti (yeni işe başlayan işçiler için geçerli olan) dikkate alınarak ücretinin belirlendiği, davacının devir tarihi öncesindeki hizmet süresinin ücret belirlenmesinde esas alınmadığı, davacının sendikalı işçi olduğu ve hakkında kesinleşmiş muvazaa kararının varlığı nedeniyle davacının ücretinin tespitinin devirden sonra işe giren işçilere göre belirlenmesinin doğru olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle bilirkişi raporu doğrultusunda ücret ve sosyal yardım tazminatı alacaklarının hüküm altına alındığının belirtildiği gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan kayıtlardan davacının 25.06.2020 tarihinde ....... İl Tarım Müdürlüğü bünyesinde çalışmaya başladığı, davacının daha iyi şartlarda iş imkânı nedeniyle kadrolu olarak kamuya ait işyerinde çalışmak için işyerinden ayrıldığı, sözkonusu durumun işçi yönünden haklı fesih teşkil etmediği görülmekle, Mahkemece kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, işyerinde uygulanan 1. ve 2. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri'nde taban iş güçlüğü, yemek-gıda yardımı, giyim yardımı, ikramiye, elektrik yardımı alacağına ilişkin hükümler bulunmadığından Mahkemece bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davacının talep ettiği bakım tazminatı ve ilave tediye alacaklarının arabuluculuk son tutanağında ve arabuluculuk başvuru formunda yer almadığından usulden ret kararının doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Kıdem tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını, davacının fesih tarihi itibarıyla yaş hariç emeklilik koşullarının oluştuğunu, bu belgenin hemen sunulma zorunluluğunun olmadığını, kaldı ki davacının ücretlerinin eksik ödendiği hususunun da sabit olduğunu,
b. Müvekkilinin iş güçlüğü, yemek-gıda yardımı, giyim yardımı, toplu iş sözleşmesi ikramiyesi, elektrik yardımı, bakım tazminatı ve ileve tediye alacaklarının reddinin yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkili Şirketin dava dışı EÜAŞ'ın muvazaası ve sonuçlarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,
b. Davacı lehine ücret farkı ve sosyal yardım farkı alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacıya ücretlerinin eksiksiz ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının EÜAŞ'tan devredilen işçi olup olmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların hesaplanması ile kıdem tazminatı alacağına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda davacı işçi, ... 1. Noterliğinin 23.06.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 657 sayılı Kanun'un 4/B hükmü uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmek için iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatının ödenerek iş sözleşmesinin feshedilmesi talebinde bulunmuştur. Davacının bu talebi, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi için bir icap niteliğindedir. Davalı işverence davacıya gönderilen 09.07.2020 tarihli ihtarname ile iş sözleşmesini feshetmek istemedikleri, işe gelmediği takdirde devamsızlık olarak işlem yapılacağı belirtilmek suretiyle davacının icabı kabul edilmemiştir. Buna rağmen davacı işe gelmeyerek bir kamu kurumunda çalışmaya başlamıştır. Mevcut delillere göre başka bir kamu kurumunda çalışmak amacıyla iş sözleşmesini feshetmek haklı sayılamayacağı gibi devamsızlık için de haklı bir mazeret sayılmaz. Hâl böyle olunca iş sözleşmesi davalı işverence devamsızlık nedeniyle haklı feshedilmiş olduğundan kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması isabetli olduğundan davacının bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
3. Davacı, devirden sonra da davalı işyerinde kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, kesinleşmiş mahkeme kararı ile EÜAŞ işçisi olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple davacının ücretinin EÜAŞ'tan devredilen işçi ücreti nazara alınarak alacaklarının hesaplaması gerektiğini iddia etmiştir. Mahkemece davacının sendikalı işçi olduğu ve hakkında kesinleşmiş muvazaa kararının varlığı nedeniyle toplu iş sözleşmesi protokolü ek-II-A'da yer alan "devir elemanları için geçerli olan ücret" dikkate alınarak ücret belirlenmiş ve buna göre asıl davaya konu alacaklar hesaplanmıştır. Ancak davacının davalıda işe başladığı sırada davalı Şirket ile yeni bir iş sözleşmesi imzaladığı, sözleşmede aylık ücret tutarı belirlendiği, davacının sözü edilen sözleşmeyi imzalamakla belirlenen ücreti kabul ettiği ve sözleşmede kararlaştırılan ücretin işçiyi bağlayacağı dikkate alındığında, toplu iş sözleşmesi protokolü ek-II-A'da yer alan ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Tarafın Birleşen Davaya Yönelik Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacı ve Davalı Tarafın Asıl Davaya Yönelik Temyizleri Yönünden
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.