İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, eski çalışanın baskıyla imzalatıldığını ve bedelinin tahrif edildiğini iddia ettiği kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasında, çalışanın sorumluluğu bulunmadığına hükmeden ilk derece mahkemesi kararını onadı.
Özet: Davacının, davalı şirkette çalıştığı dönemde, satış bedellerinin tahsil edilememesi üzerine davalı tarafından zorla imzalatıldığı ve bedeli sonradan 450.000 TLden 1.450.000 TLye tahrif edildiği iddia edilen kambiyo senedinden kaynaklanan icra takibine karşı borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu menfi tespit davasında; ilk derece mahkemesi, davacının işçi statüsünde pazarlama elemanı olması, tahsil edilemeyen bedellerden sorumlu olduğuna dair yazılı bir sözleşme veya kusuruna ilişkin bir delil bulunmaması, ayrıca senedin tahrif edildiği yönündeki tespitler ışığında, davacının kötü niyet tazminatı talebini reddederek, davalıya borçlu olmadığına dair davanın kabulüne hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/48 Esas
KARAR NO:2026/1163
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/10/2025
NUMARASI:2024/586 Esas, 2025/651 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, daha önce satış temsilcisi olarak davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğunu, bir süre davalı şirkette çalıştıktan sonra bu şirketten ayrıldığını, davalı şirket yetkililerinin soruşturma dosyası kapsamındaki ifadelerinde, satış paralarının şirkete dönmemesi üzerine senedin davacıdan teminat olarak alındığını beyan ettiklerini, davaya konu icra takibine dayanak senedin davalı şirket yetkililerince zorla ve irade baskısıyla davacıya imzalattırıldığını, buna ilişkin yapılan savcılık şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, davalı şirket yetkililerinin zorla imzalattırdığı 450.000,00-TL'lik senetteki bedel kısmının başına davalı tarafından -1- ilavesi yapılarak 1.450,000,00-TL olarak icra takibine dayanak yapıldığını, İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davada tahrifatın tespit edildiğini, gerçekleşen ticari risk karşısında hiç bir kusuru olmayan çalışanına bu bedellerin tazmin ettirilmek istenmesinin hukuken temeli olmadığını, ileri sürerek, davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takibine konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili firmadan aldığı malları komisyon karşılığında satış yaptığını, davacı tarafından satışı yapılan malların bedeli ödenmeyince, müvekkili tarafından yapılan araştırmada müvekkilinin bilgisi dışında birçok firmaya mal verdiği ve bu firmaların içinde batak firmaların da olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinden aldığı malların bedelini tahsil edemeyen davacının borcunu kabul ettiğini ve karşılıklı mutabakat neticesinde dava konusu senedi düzenlendiğini, ancak senedin ödenmediğini, davacının müvekkilini zarara uğratmak kastı ile babasından kalan malvarlığını yakınlarına devrettiğini, bunun üzerine açtıkları tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmak kastı ile işbu davanın açıldığını savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine ilk derece mahkemesince verilen bu karar; Dairemizin 2023/144 E. - 2024/1443 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; davacının davalı şirkette 10/10/2011 tarihinde iş akdinin sona erdiği dikkate alınarak, davalı şirketin dava dışı şirketlerden toplamda 340.250,90-TL alacaklı olduğu, bu bakiyelerin davacının davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığı döneme göre ayrıştırmasında 138.548,40-TL tutarlık kısmından sorumlu olabileceği,davalının çıkışının yapıldığı tarihten yaklaşık 1 yıl sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 24/09/2012 tarihinde verdiği ifadede davalı şirkette 2 ay öncesine kadar çalıştığını beyan etmiş olması dikkate alındığında ise, davalı şirketin dava dışı şirketlerden olan alacaklarının 340.250,90-TL'sinden sorumlu olabileceğinin tespit edildiği, ancak davacının davalı şirkette pazarlama elemanı olarak işçi statüsünde çalıştığı ... kayıtları ve dosya kapsamı ile sabit olup, davacının davalı şirketin onay vermediği bir satışı yapma yetkisini bulunduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı, bu yönde taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, davacının pazarlamasını yaptığı ürün bedellerinin tahsil edilmeyen kısmından sorumlu olduğuna dair bir sözleşme de bulunmadığı, davalı şirketin davacının satış yaptığı firmalardan birine, davacının fiilen işten ayrılmasından sonra da satış yapmaya devam ettiği, bu durumda davacının satış yaptığı firmalara kestiği faturalara karşılık yapılan ve yapılmayan ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, yapılmayan tahsilatların davacının kusurundan kaynaklandığı ispat eder nitelikte bir delil sunulmadığı, davacının pazarlama görevi sırasında davalının zararına hareket etiğine dair dosya kapsamında da bir emare de bulunmadığı, davacının pazarlamasını üstlendiği satışların ödenmeyen kısımlarının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne; davalı tarafça icra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığı ispat edilmediğinden davacı tarafın, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki savunmalarını tekrar ederek; davacının her ne kadar müvekkili firmanın ...'lı çalışanı olarak gözükse de, hiçbir zaman işyerine ve müvekkiline bağlı şekilde çalışmadığını, bağımsız çalışma yaptığını, müvekkiline bağlı çalışan bir pazarlamacı olmadığını, davacının yapmış olduğu satışların müvekkili firma yetkililerinin onayına bağlı olmadığını, davacının tahsil etmediği kumaş bedellerinin karşılığında bahse konu senedi verdiğini, savcılık şikayetinde de senedi tahsil edilemeyen kumaşların bedeli olarak verdiğini kabul ettiğini, davacının daha önceden başka firmalarda da benzer şekilde çalıştığını, satışlarda ayrıca müvekkil firma yetkililerinin onayının alınmadığını, yapılan yargılamada davacının tahsilatların yapılmasındaki kusuru veya davacı müvekkilin zararına satış yapıp yapmadığı yönünde bir araştırma yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, davacının kumaş sattığı firmalardan tahsil edilemeyen yaklaşık 314.080-TL alacak bulunduğunu, davacı bu bedele karşılık olarak satmış olduğu kumaşların kg başına komisyonunu aldığını, ancak müvekkili firmanın bu alacakları tahsil edemediğini, davacının da bahse konu senedi bu amaçla verdiğini, ancak senedi verdikten sonra durumu inkar ettiğini, bu hususlarda ve davacının kusuru ile sorumluluğunun kapmasına ilişkin inceleme yapılmadığını, istinaf kaldırma kararından sonra ilk derece Mahkemesince davacının kusur ve görevi sırasında davalı şirketin zararına hareket edip etmediğine ilişkin hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını, davacının ...'lı çalışan olması üzerinden tüm yükümlülük ve sorumluluk davalı şirkete bağlanmak suretiyle davacı lehine karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava,menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde davaya konu takip dayanağı senedin, davacının davalıdan aldığı malların tahsil edilmeyen bedelleri karşılığında alındığını beyan ettiği, davacının davalı şirkette pazarlama elemanı olarak işçi statüsünde çalıştığının ... kayıtları ve dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi, davacının davalı şirketin onay vermediği bir satışı yapma yetkisini bulunduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı, bu yönde taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, davacının pazarlamasını yaptığı ürün bedellerinin tahsil edilmeyen kısmından sorumlu olduğuna dair bir sözleşme de bulunmadığı, bu durumda davacının bağımsız pazarlama elemanı olarak, davalıdan onay almadan satış yetkisine sahip çalıştığı iddiasının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, bu hususta dosyada yazılı bir delil bulunmadığı, davalı şirketin davacının satış yaptığı firmalardan birine, davacının fiilen işten ayrılmasından sonra da satış yapmaya devam ettiği, davacının satış yaptığı firmalara kestiği faturalara karşılık yapılan ve yapılmayan ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, yapılmayan tahsilatların davacının kusurundan kaynaklandığını ispat eder nitelikte bir delil sunulmadığı, davacının pazarlama görevi sırasında davalının zararına hareket etiğine dair de delil bulunmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE
2-Alınması gereken 30.739,50 TL harçtan, peşin alınan 7.685,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.054,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026