Tanınmış bebek ürünleri markasının, benzer ifade içeren yeni bir başvurunun kurum kararının iptali ve hükümsüzlüğü için açtığı marka davası.
Özet: Davacı şirket, tescilli ve tanınmış "..." markasına ve ticaret unvanına benzerliği, karıştırılma ihtimali ve davalının kötü niyetli başvurusu gerekçeleriyle, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın ilgili kurum tarafından reddedilmesi kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep ederken; davalı, kendi markasını 2011den beri iyi niyetle kullandığını, uluslararası tanınmışlığını, markaların farklı olduğunu ve davacının 10 yılı aşkın süredir sessiz kalarak hak kaybettiğini ileri sürmüş, ilgili kurum ise genel görünümleri itibarıyla markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali görmediğini belirtmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/75 Esas - 2025/35

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/75
KARAR NO : 2025/35
DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 03/02/2025 Yazıldığı Tarih : 27/02/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusu müvekkil şirket adına kayıtlı, tanınmış marka tescili de bulunan "..." markasıyla karıştırılma / ilişkilendirilme ihtimali de olabilecek şekilde benzer olduğunu, "..." markasının özellikle bebek arabaları, bebek araç koltukları, yürüteçler vb. bebek araç ve gereçlerinde sektörel tanınmış olduğunun evvelce tespit edildiğini, "..." markasının aynı zamanda ... sayısıyla ... nezdinde tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, "..." ibaresinin müvekkil şirketin ticaret ünvanının esas unsuru olduğunu, Davalının eski tarihli benzer marka başvurularının itirazlar sonuç vermediği için davaya konu olduğunu ve davacı lehine sonuçlandığını, belirterek, ... ... ... sayılı kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde
ÖZETLE: Davalının 2011 yılında ...’da kurulmuş olup, uluslararası boyutta çok yoğun bir şekilde ürünlerinin imalatını ve satışını gerçekleştirdiği, Davalı markasının, iyi niyetli bir şekilde oluşturulduğunu, markayı hukuka uygun bir şekilde kullanmak amacıyla ... nezdinde tescil ettirmek istendiğini, Markaya ilişkin sosyal medya hesaplarının çok sayıda kullanıcı tarafından takip edildiğini, Markalar arası benzerlik değerlendirmesinin bütüncül olarak yapılması gerektiğini, Tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaştığını, markanın sonundaki ... hecesinin taraf markalarını benzer kılmadığını, Davacının ... nezdinde yaptığı itirazların davalı lehine sonuçlandığını, Markaların kapsadığı ürün ve hizmetlerin benzer olmadığını, Davalı “...” markasının 2011 yılından beri bebek ve çocuklara yönelik ürünler ve hizmetler için kullanıldığını ve tanınmış marka olduğunu, Davalının gerçek kazanılmış hak sahibi olduğunu, Çocuk ürünlerinde ebeveynlerin ortalama tüketiciden daha dikkatli ve özenli olduklarını, Davacının, davalının 10 yılı aşkın süredir devam etmekte olan kullanımlarına ve yine 10 yıl öncesinde dayanan marka tescillerine karşı herhangi bir aksiyon almayıp, müvekkilin hâlihazırda gerçek hak sahibi olduğu ... markasının ülkemizde tescili için yaptığı huzurdaki davaya konu marka başvurusuna karşı itirazda bulunmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, Sessiz kalma yoluyla haklarını kaybettiğini, belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: "..." ifadesinin Türkçe'de "çocukların gücü" anlamına geldiği, bu bütünsel algı dikkate alındığında başvuruya konu marka ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde farklılaştığı kanaatine varıldığını, "..." ibaresinin ön planda konumlandırılmamış olması, tanınmış ... sayılı "..." markasına gönderme yapar nitelikte şekil, renk vb. herhangi bir unsurun da marka örneğinde yer almaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında karıştırılma veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı görüşüne ulaşıldığını, Genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intiba, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, iltibas söz konusu ise kullanım ispatına konu markalar açısından kurum işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre kullanım ispatının yerine getirilip getirilmediği , davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı isim ve diğer fikri hak iddiası ile SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunu kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, cevap dilekçesinde geçen sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının marka başvurusuna etki edip etmeyeceği, ... ... Sayılı ... Kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 27/12/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 19/02/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun......sayılı "...", ...... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, kötü niyet ve tanınmışlık gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
İşbu itiraz, ... sayılı "... ..." ibareli marka hakkında verilen ... sayılı ... kararı dikkate alınarak incelenmiştir.
.....Öncelikle, itiraza gerekçe olarak gösterilen ...sayılı markaların, işbu itirazın incelendiği tarihte, hükümden düşmüş oldukları tespit edildiğinden söz konusu markalar Kurul incelemesine esas teşkil etmemiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuruda yer alan "..." ifadesinin Türkçe'de "çocukların gücü" anlamına geldiği, bu bütünsel algı dikkate alındığında başvuruya konu marka ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde farklılaştığı kanaatine varılmıştır. Bu hususun yanısıra, başvuruda "..." ibaresinin ön planda konumlandırılmamış olması, tanınmış ... sayılı "..." markasına gönderme yapar nitelikte şekil, renk vb. herhangi bir unsurun da marka örneğinde yer almaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında karıştırılma veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
Ayrıca, itiraz dilekçesinde belirtilen eskiye dayalı kullanım iddiası incelenmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, bu iddianın, yeterli bilgi, belge, delil ile desteklemediği anlaşılmış ve bu nedenle eskiye dayalı kullanım gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır.
Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır.
Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın tüm gerekçeleri ile birlikte reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...
( ve diğerleri)
Bilirkişi heyeti raporunda
ÖZETLE: "Dava konusu ... sayılı “...” markasının davacı markaları ile benzerlik ilişkisinin bulunduğu ve başvuruya konu tüm sınıflar için karıştırılma tehlikesi bulunduğu,
davacının kötü niyet iddialarının SMK’ nın m. 6/9 bendi anlamında ispatlanamadığı,
SMK’ nın m. 6/3 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği,
SMK’ nın m. 6/5 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği,
SMK’ nın m. 6/6 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği,
... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğünü gerektiren şartların yerine geldiği görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle bütünsel açıdan görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ...sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 03/02/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza