İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan tahakkuk faturasına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali ve davalının husumet itirazının incelendiği hukuki süreç.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen faturanın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebini konu alırken, davalı, kaçak kullanımın kendi sorumluluğunda olmadığını, olayın gerçek faillerinin kiracılar olduğunu, iddiaların tek taraflı ve yetersiz tutanağa dayandığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/287 Esas
KARAR NO :2026/502
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:18/04/2025
KARAR TARİHİ:30/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının kullanımında bulunan adreste 08.07.2014 tarihinde yapılan kontrolde perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın elektrik kullanımı yapıldığının tespit edildiğini, bu durumun Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-a maddesi kapsamında kaçak elektrik kullanımı niteliğinde olduğunu, davalı adına GP/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, 01/07/2014-17/07/2014 tarihleri arasında 16 gün için 18770 kwh karşılığı 9.952,90-TL tutarında kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, fatura hesaplamasının ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca yapıldığını, davalı aleyhine fatura bedeli, gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ile birlikte toplam 15.115,74-TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2017/... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine tabi olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının faiz ve gecikme zammına yönelik itirazlarının mevzuata aykırı olduğunu belirterek davalının .... İcra Müdürlüğü 2017/... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün 2017/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yasal süresi içinde itiraz edildiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatı talep ettiğini, müvekkil AVM yönetiminin kaçak elektrik kullanımını gerçekleştiren kişi veya kurum olmadığını, bu kullanımı denetleme yetkisinin bulunmadığını, taraf ehliyeti ve husumet yönünden dava şartı yokluğu bulunduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/... Esas sayılı dosyasında müvekkilin olayla ilgisi olmadığına dair karar verildiğini, davacı tarafın bu durumu bilmesine rağmen kötü niyetle dava açtığını, elektrik tüketimi iddiasının yalnızca tek taraflı tutanağa dayandığını, bu tespitin objektif verilerle desteklenmediğini, Yargıtay içtihatları uyarınca tek başına tutanağın borç doğurmayacağını, talep edilen gecikme zammı ve faiz kalemlerinin KDV matrahına dahil edilemeyeceğini, 9.952,90 TL tutarındaki tahakkukun ve 5.162,84 TL tutarındaki faizin bilirkişi raporuna dayanmadığını, hesaplamaların afaki ve dayanaksız olduğunu, kaçak elektrik kullanımının müstakil alanlardaki kiracılar tarafından gerçekleştirildiğini, İstanbul. . . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin nezdindeki dosyada müvekkil lehine karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereğince haksız fiil sorumluluğunun gerçek faile ait olduğunu, müvekkilin kusursuz bir tüzel kişilik olduğunu, davanın esasa girilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacı aleyhine takip tutarının %40’ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/... Esas sayılı dosyasının celbini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı olarak tahakkuk ettirilmiş faturaya istinaden davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda Davacı kurum yetkilileri tarafından 08.07.2014 tarihinde yapılan kontrolde davalı/borçlu adına tanzim edilen GP/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağına istinaden tahakkuk ettirilmiş olan 9.952,90-TL tutarındaki kaçak elektrik tüketim faturasının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere davalı/borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu, davalının cevap dilekçesi ile birlikte husumet itirazında bulunmuş olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Kural olarak elektrik abonelik sözleşmesini imzalayan ve aboneliği devam eden abone, tesisatta kullanılan elektrik bakımından elektrik dağıtım şirketine karşı sözleşme gereği sorumlu olduğu gibi, elektrik sayacının muhafazası konusunda da sorumluluğu devam eder. Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik dağıtım şirketine karşı kaçak elektrik kullanımı ve normal kullanım bedelinden dolayı müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2023/2359 Esas, 2024/1501 Karar Sayılı, 23/05/2024 Tarihli ilamları da aynı yöndedir.).
Somut olay bakımından dosya kapsamında yapılan incelemede davaya konu kaçak tüketim tutanağının "... Mahallesi, ... Sokak ... yanı E-5 üzeri 95 nolu dükkan" bakımından tutulduğu, AVM ortak alanına ait olmadığı, tutanak tarihi itibari ile işbu dükkanın kim tarafından kullanıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı gibi ...'a yazılan müzekkereye cevaben herhangi bir abonelik kaydının bulunmadığının mahkememize bildirilmiş olması karşısında davacının, tutanak tarihinde davalının fiili kullanıcı olduğuna ilişkin herhangi bir belge ibraz edememiş olması sebebiyle mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2020/1575 Esas, 2021/2826 Karar Sayılı, 27/10/2021 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 15.115,74-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/06/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır