Korkutma ve hile hukuki sebeplerine dayalı tapu iptali, tescil veya bedel istemi davasında, tehdit altında taşınmaz satışının ispat edilememesi üzerine yargıtayca onanan karar.
Özet: Bir kişinin, cezaevindeki kayınpederinin sözde borcuna karşılık, tehditler altında iradesi sakatlanarak taşınmazını devrettiği ve bu taşınmazın kötü niyetli şekilde üçüncü kişiye satıldığı iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel davasında, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, iddia edilen korkutma veya hilenin ispat edilememesi, tanık beyanlarının soyut ve çelişkili bulunması, davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi ve davalıların iyiniyetli olduğunun anlaşılması gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiş, Yargıtay ise bu kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/5257 E.  ,  2026/3936 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1213 E., 2025/927 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/79 E., 2022/278 K.
Dava; korkutma (ikrah) ve hile hukuki sebeplerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı; gerçekte borcu bulunmadığı hâlde ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan dava dışı kayınpederi ...'ın kendilerine borçlu olduğundan bahisle, dava dışı ..., ... ... ve ... ... ...'un tehditleri sonucunda, kendisine ve ailesine zarar verileceği endişesiyle kayınpederi ...'ın borcuna mahsuben Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 10 89... parsel sayılı taşınmazdaki dava konusu B blok 9 nolu mesken niteliğindeki bağımsız bölümü, tehdit eden kişilerin tapu müdürlüğüne getirdiği davalı ...'ye sattığını, ...'nin de danışıklı olarak 8 gün sonra durumdan haberdar olan kötüniyetli davalı ...'e taşınmazı sattığını, kendisine bedel ödenmediğini, kayınpederinin de tehdit eden şahıslara borcu bulunmadığını, kayınpederinin tutuklu olması sebebiyle irtibat kuramadıklarını, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde ilgililer hakkında Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunduğunu ileri sürerek davalı ... adına tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmazsa taşınmazın güncel bedelinin satış tarihinden itibaren yasal faiziyle kendisine ödenmesini istemiştir.
Davalı ...; taşınmazı internet sitesindeki ilân üzerinden aradığı aynı binadaki emlakçıyla birlikte gezip görerek 460.000,00 TL bedelle satın aldığını, pazarlığı davalı ...'nin dava dışı eşi ... ile yaptığını, bedelin bir kısmını nakit, bir kısmını ...marka araç devri ve banka havalesiyle ödediğini, ödeme belgelerinin olduğunu, davacıyı ve diğer davalıyı tanımadığını ve iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... isticvabında; dava dışı ... ...’ın kendisine ve eşine borcu olduğunu, bu borca ve ...'in davacıdan alacağına karşılık kendisini garanti altına almak amacıyla taşınmazın kendisine devrini kabul ettiğini, ...'in eşinin eski arkadaşı olduğunu, devir sırasında kendisi, eşi, ... ve davacının hazır bulunduğunu, davacıya doğrudan bir ödeme yapmadığını ancak davacıya baskı yapıldığına dair bilgisi ve görgüsü de olmadığını, tavırlarının rahat olduğunu, ...'in neden daireyi kendi üzerine almayıp satışını yaptırdığını bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; olayla ilgili davacının şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz üzerine kesinleştiği, davaya konu fiilin işlenmediğinin sabit olduğu, kaldı ki tanık beyanlarına göre davacının iddialarının doğrulanmadığı, kayıt maliki davalı ...'in de ödemeye dair sunduğu dekont, ilân ve bedelin bir kısmının araç devri ile ödendiğine dair belge ve diğer davalıyı tanımadığının anlaşılması karşısında kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle asıl ve terditli taleplerin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tanıklarının beyanlarının soyut olduğu, somut bilgi içermediği ve çelişkili olduğu, davacının korkutularak iradesinin sakatlandığını ispatlayamadığı, taşınmazın davacının iradesine uygun olarak davalı ...'ye devredildiği, aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.