Danıştay önündeki davada, FETÖ iltisakı nedeniyle kamu görevinden çıkarma işleminin, ceza mahkemesi beraati ve delil yetersizliğine rağmen hukuka uygunluk değerlendirmesi.
Özet: Davacı, 2010 KPSS sorularını önceden alması ve katalog evlilik yoluyla FETÖ/PDY ile irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılması işlemine karşı dava açmış; hakkında silahlı terör örgütüne üyelikten açılan ceza davasında delil yetersizliğinden beraat etmesine rağmen, idare mahkemeleri, idari yargılamada "irtibat/iltisak" tespiti için ceza hukuku anlamında kesinleşmiş mahkumiyet aranmadığını ve delil yetersizliğinden beraatin bu tespiti ortadan kaldırmadığını belirterek, kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun olduğuna hükmetmiş, davacı ise beraat kararını ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/1896 E.  ,  2025/13355 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1896
Karar No : 2025/13355
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVALI) ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin B-9 fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ..... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının 2010 yılı KPSS sorularını önceden alarak sınavda başarı elde etmesi nedeniyle yargılandığı .... Ağır Ceza Mahkemesince terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılması ve örgüt tarafından katalog evlilik yoluyla asker şahısla evlendirilmesi nedeniyle hakkında başlatılan idari soruşturma sonucunda alınan savunmasına istinaden Bakanlık bünyesinde oluşturulan kurulca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilerek 375 sayılı KHK'nın Geçici 35.maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasının uygun olacağı yönünde verilen teklifin dava konusu Bakan Olur'uyla onaylanması üzerine davacının kamu görevinden çıkarıldığı, diğer taraftan Mahkemelerinin ara kararına verilen cevaplardan ve UYAP kayıtlarının tetkikinden; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının istinaf mahkemesince kaldırılması üzerine anılan mahkemece yapılan yargılama neticesinde üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle davacının CMK'nun 232/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, davacının eşi hakkında verilen kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı açılan davada ise .... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:...sayılı davanın reddine ilişkin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun da ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiğinin görüldüğü, bu durumda, somut olay ve mevzuat hükmü birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile hakkında kamu görevinden çıkarma kararı verilen personel arasındaki bağın "sübut" derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı göz önünde bulundurulduğunda, hakkında yapılan idari soruşturma sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı/iltisakı bulunduğu değerlendirilen davacının, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35.maddesi uyarınca ve idarenin genel takdir yetkisi çerçevesinde kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, her ne kadar davacı tarafından terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı davanın kesinleşmediği ileri sürülmekteyse de, dava devam ederken verilen beraat kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi uyarınca ''delil yetersizliği'' gerekçesiyle verildiği dikkate alındığında bu durumun tek başına idare hukuka kapsamında davacının FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibat veya iltisakının bulunmadığının ispatı olamayacağı gibi, mevzuatta bir kamu görevlisinin, kamu görevinden çıkarılması için FETÖ/PDY terör örgütüne üye olunması şartının aranmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmasının yeterli görüldüğü, bu nedenle davacı hakkında ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmasına gerek olmaması karşısında davacının bu iddiasına itibar edilmediği sonuç ve kanaatine varıldığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tazmin isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin .... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraatine karar verildiği, terör örgütüyle iltisakının ortaya konulmadığı, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin B-9 fıkrası uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, ceza yargılaması sonucunda.... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan kararın bozulması üzerine, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı ile davacının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddenin (B) fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2020/86 sayılı kararıyla "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi iptal edilmiştir.) iltisakı yakut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin kamu görevinden çıkarılacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının 2010 yılı KPSS sorularını önceden alarak sınavda başarı elde etmesi nedeniyle yargılandığı ceza davası neticesinde verilen beraat kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi uyarınca ''delil yetersizliği'' gerekçesiyle verildiği dikkate alındığında, bu durumun tek başına idare hukuka kapsamında davacının FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibat veya iltisakının bulunmadığının ispatı olamayacağı tespitine yer verilmişse de, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer verilen "...sanık hakkında 2010 KPSS'de Eğitim Bilimleri testinden 120'de 118 soruyu doğru cevapladığı, sınavın iptali üzerine girmiş olduğu Eğitim Bilimleri testi sınavında 120 sorudan 101 soruyu doğru cevapladığı, aradaki farkın makul olduğu, örgütle iltisaklı kurumlarda çalıştığına dair bir kaydının bulunmadığı, bu şekilde sınav sorularını önceden temin ettiğine dair kesin delil bulunmadığı; örgüt üyesi olduğuna dair başkaca bir delilin dosyada bulunmadığı..." gerekçesiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüş olup, 2010 yılı KPSS sorularını önceden alarak sınavda yüksek başarı elde ettiği yönündeki tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, Mahkemece öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
"Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde)
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığı sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların,(şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde)
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)
Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)
... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, tabip yüzbaşı olarak görev yapan davacının eşi T.G. hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleşmediği görülmüş olup, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ile aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının anılan örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının eşine ilişkin söz konusu tespitlerin de, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.