Miras bırakanın torununa diğer mirasçılardan mal kaçırma kastıyla yaptığı muvazaalı taşınmaz devrinin tapu iptali ve tescili talepli davanın istinaf kararı.
Özet: Mirasbırakanın taşınmazdaki hissesini diğer mirasçılardan mal kaçırma kastıyla reşit olmayan ve alım gücü bulunmayan torununa muvazaalı olarak devrettiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin bu devrin gerçek bir satış olmadığı ve bağış niteliğinde olduğu yönündeki tespitlerle davayı kabul eden kararının, bölge adliye mahkemesince onanması üzerine davalı torun tarafından temyiz edildiği belirtilmektedir.
1. Hukuk Dairesi         2025/5895 E.  ,  2026/3984 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/230 E., 2025/2340 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/408 E., 2023/527 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; muris ...'ın dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 24... parsel sayılı taşınmazdaki hissesini davalı torununa muvazaalı ve mal kaçırma kastı ile devrettiğini, murisin satma ihtiyacı olmadığını, davalının işlem tarihinde 18-19 yaşında olduğunu, alım gücünün bulunmadığını, gerçek iradenin satış değil, bağış olduğunu, temlikin gerçekleştirildiği dönemde davalının ailesinden gelen ekonomik bir özgürlüğünün de bulunmadığını, davalının babası akıl hastası olup dönem dönem tedavi için hastanede yattığını ve çalışamadığını, davalının annesi ise ev hanımı olup çalışmadığını, davanın herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadığını, muvazaanın kabul edilmemesi halinde tenkisin yasal koşullarının oluştuğunu belirterek tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde tasarrufun tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 10.09.2020 tarihli celsede, taleplerinin dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına miras hissesi oranında tescili, aksi halde tenkisine karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili; iddiaların gerçek olmadığını, murisin mal kaçırma kastı ile hareket etmediğini, İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/506 Esas sayılı dosyasında 29.11.2016 tarihinde 14. celsede murisin tanık olarak çağrıldığını, murisin tanıklık yapmayacağını beyan ettiğini, davacının iddia ettiği gibi olaylar gerçekleşmiş olsaydı murisin davacının aleyhine beyanda bulunması gerektiğini, ayrıca söz konusu davada dava konusu yerin eldeki dava ile aynı olup davacının (o davanın davalısı) 08.02.2018 tarihli 18 nolu celsede; "Ayrıca kullandığımız yer eşimin halası olan ve mirasçılarından yeri aldığımız ...'e aittir." şeklindeki beyanın eldeki davadaki talepleri ile çeliştiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı alım gücü olmadığının gerçekle bağdaşmadığını, murisin dava konusu yeri ve diğer taşınmazlarını satışa çıkardığını, murisin çocukları ile yaptığı ticari faaliyette başarılı olmadığını, taşınmazlarını satışa çıkararak borçlarını kapatmaya çalıştığını, davalının kendisi ve dava dışı annesinin biriktirmiş olduğu paralarla dava konusu yeri satın aldığını, davalının babasının hasta olduğu doğru ise de zaman zaman çalıştığını, ayrıca miras yolu ile intikalen gelen gayrimenkullerin de olduğunu, davalının 17-18 yaşından beri sürekli çalıştığını, tenkis talebinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin bütün mal varlığını satılığa çıkardığını, saklı paya müdahale olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin taşınmazı satmasını gerektirir acil ihtiyacı olmadığı, muris ... ile davalı torunu ... arasında satış senedinde yazılı 1.500.000.000,00 ETL'lik bir para alışverişi olmadığı, 25.02.1982 doğumlu olan ve satış tarihinde 18... aylık olan davalının ekonomik durumunun taşınmazları gerçek değeri ile satın almasına yetecek düzeyde olmadığı, davalı tanığı olarak dinlenen ... tarafından beyan edildiği üzere muris ...'e satış bedeli ödendiği, tapuda işlemler mesai saatine yetişmediğinden ertesi gün tapuya ... gittiği için devrin ...'a yapıldığı bir an için düşünülse bile satışın ...'a yapıldığı 2000 yılından davanın açıldığı 2018 yılına kadar ...'un taşınmazı ...'e devretmediği, muris ...'in taşınmazın kızı ...'e ya da torunu ...'a kalması ve diğer çocuklarından mal kaçırmak amacıyla payını torunu olan davalı ...'a muvazaalı olarak devrettiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının murisin oğlu, davalının ise murisin torunu olduğu, dava konusu taşınmazdaki payın muris adına kayıtlı iken davalı torununa satış göstererek devredildiği, murisin başka taşınmazının bulunmadığı, davalının işlem tarihi itibari ile yaşının küçük olduğu, annesinin çalışmadığı, davalı tanıkları satışın gerçek olduğunu beyan etmişseler de beyanların başkaca delillerle desteklenmediği ve itibar edilebilir nitelikte somut olmadığı, mevcut delil durumuna göre murisin taşınmazın kızı ...'e veya torununa kalmasını istediği, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla devrettiği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda usul ve yasaya ve kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından adli yardım talepli, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalının adli yardım isteği aşamada Bölge Adliye Mahkemesince kabul edildiğinden aşağıda yazılı 2.970,87 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.