Eski Borçlar Kanununa göre ayıplı bağımsız bölüm satışlarında, satıcının hilesi yoksa ve inşaatı yapan değilse, mülkiyet devrinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması.
Özet: Deniz kumu kullanıldığı ve yıkım kararı alındığı tespit edilen ayıplı bir bağımsız bölüm nedeniyle açılan tazminat davasında, davacı, ayıpsız bedel ve kira zararlarının karşılanmasını talep etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf bu talebi haklı bularak zamanaşımı itirazını reddetmişse de, Yargıtay, satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan Borçlar Kanunundaki hükümler uyarınca, davalı satıcının taşınmazı inşa eden kişi olmaması ve ayıbı bilerek alıcıyı iğfal ettiğine dair bir iddia bulunmaması nedeniyle, mülkiyetin devrinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozarak davanın zamanaşımına uğradığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1069 E., 2025/1809 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/17 E., 2025/70 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin davalıdan satın aldığı bağımsız bölümün bulunduğu bina hakkında Belediyenin 01.10.2019 tarihli kararıyla yapımında deniz kumu kullanıldığı tespit edilerek yıkım ve tahliye kararı verildiğini, idari işlemin iptali amacıyla açılan davada alınan bilirkişi raporunda da deniz kumu ve demir yetersizliğinin tespit edildiğini, müvekkilinin 19.09.2020 tarihinde davalıya noterden ihtar çektiğini ancak yanıt alamadığını, arabulucuda anlaşılamadığını ileri sürerek; gizli ayıp bulunan binanın ayıpsız bedelinden şimdilik 149.000,00 TL'sinin ve müvekkilinin başka bir taşınmaz kiralayarak ödemek zorunda kaldığı kiralardan şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili; müvekkilinin taşınmazı inşa eden kişi olmadığını, kendisinin de bir başka kişiden satın aldığını, ayıbı bilmediğini, süresinde ayıp bildiriminde bulunulmadığını, müvekkilinin taşınmazı davacıya 2005 yılında sattığını davanın zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazın yıkımından sonra bir müteahhit ile yeni bağımsız bölümler yapılması konusunda anlaşıldığını, yıkılan taşınmaz yerine yeni lüks daireler yapılacağından davacının zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin tüketici mahkemesi sıfatıyla verdiği 01.06.2023 tarihli davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine dair verdiği kararın Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2024 tarihli kararıyla davalının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun anlamında satıcı olup olmadığının araştırılması değilse davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere geri gönderilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 08.04.2025 tarihli kararıyla bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki ayıpsız değerinden arsa payı değerinin mahsubuyla davacıya ödenmesi gereken miktarın 485.775,00 TL olarak bulunduğunu, kira alacağının da 76.184,00 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, taleple bağlı kalunarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kararında hukuka aykırı yön bulunmadığı, ayıbın ortaya çıkma tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 244/3 maddede düzenlenen zamanaşımının başlangıç tarihinin mülkiyetin geçtiği tarih olduğunu ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin varsa ayıbı satış tarihinde bilmediğini, kendisinin de taşınmazı bir başkasından satın aldığını, bu nedenle ağır kusurunun da bulunmadığını, davalının yıkım kararından 1 yıl sonra ayıp ihbarında bulunduğunu, taşınmazı yapan kooperatifin feshedilmesi nedeniyle zararın müvekkilinin üstünde kalacağını, davacının satın aldığı tarihten bu yana taşınmazı gözden geçirmiş ve bilgilerini ilgili kurumlardan öğrenmiş olması gerektiğini, yıkılan binanın yerine yeni ve lüks bir bina yapıldığı için davacının zararının bulunmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı müteahhidin kendisine kira tazminatı vermiş olabileceğini, davacının taşınmazı devrettiğini ancak bundan bahsetmediğini, müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ile diğer yargılama giderlerini kabul etmediklerini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, satım konusu taşınmazın ayıplı olduğu iddiasına dayanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki satış sözleşmesi 25.03.2005 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 215.maddesinin 2.fıkrasında binanın ayıplı olmasından dolayı açılacak davaların mülkiyetin devrinden itibaren 5 yıl geçmekle sakıt olacağı (zamanaşımına uğrayacağı), 217.maddenin atfıyla aynı Kanunun 207.maddesinde ise satıcının alıcıyı iğfal etmesi halinde zamanaşımından istifade edemeyeceği düzenlenmiştir.Davalı satıcının taşınmazı inşa eden kişi olmaması ile davalının ayıbı bilip davacıyı iğfal ederek taşınmazı sattığı yönünde bir iddianın bulunmaması birlikte dikkate alındığında davanın taşınmazın mülkiyetinin devrinden itibaren 5 yıl içinde açılmamış olması nedeniyle zamanaşımına uğradığı, davalının zamanaşımı defini süresinde ileri sürdüğü anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek ve Kanun açık hükmüne rağmen zamanaşımı süresinin hesaplanmasında mülkiyetin devri yerine ayıbın ortaya çıktığı tarih göz önüne alınarak davanın yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.