Boşanma sürecindeki kuyumcu damadına kayınpeder tarafından ödünç verildiği iddia edilen çeşitli altın ve yabancı para (dolar, avro) borçlarının güncel değeri üzerinden faiziyle tahsilini amaçlayan hukuki uyuşmazlık davası.
Özet: Davacı, emekli maaşı ve diğer gelirlerinden biriktirdiği 12.500 USD ile çeşitli altınları eski damadı olan kuyumcu davalıya ödünç verdiğini, ancak davalının boşanma davası sonrası oluşan husumet nedeniyle bu borcu ödemediğini ileri sürerek alacakların güncel kur ve piyasa değeri üzerinden faiziyle tahsilini talep ederken; davalı ise davacıdan bir miktar altın ve para emanet aldığını kabul etmekle birlikte, belirtilen miktarları ve döviz cinsini reddederek, davacının boşanma sonrası hayal kırıklığı ve döviz kurundaki yükselişten faydalanma amacıyla alacaklarını abarttığını savunmaktadır.
3. Hukuk Dairesi         2025/3022 E.  ,  2026/2946 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/269 E., 2025/786 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/364 E., 2024/483 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili, davalının müvekkilinin damadı olduğunu, davalının hâlihazırda kuyumculuk faaliyetiyle iştigal etmekte olduğunu, müvekkilinin daire kira gelirleri, emekli maaşları ve oğullarının kendisine yapmış olduğu maddi yardımlar ile oluşan maddi birikimini davalıya peyderpey ödünç olarak verdiğini, bunların 12.500 USD, 10... gr. 22 ayar adana burması, 2 tane 14 ayar set.(tanesi 170 gr.), 3 tane 30 gr. 22 ayar bilezik, 1 tane 60 gr. tuğralı 22 ayar bilezik, 1 tane 22... adet yarım altın ile çevirili toplam ağırlığı 100 gr. olan mardin bileziği ile 100 tane küçük altın olduğunu, altınlar ve Amerikan Dolarının güncel kur üzerinden piyasa araştırması yapılarak Türk Lirası cinsinden değeri belirlenip davalı aleyhine icra takibine konu edildiğini, ancak davalının borcunu inkar ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 362. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 02.06.2018 tarihinden başlayarak 6 hafta geçmekle yani 16.07.2018 tarihinde alacağın muaccel hale geldiğini, aradaki ödünç ilişkisine birçok tanığın şahit olduğunu, ancak davalı ile müvekkilinin kızı arasında görülmekte olan boşanma davası nedeniyle taraflar arasında husumet oluştuğunu, bu nedenle davalının aldıklarını iadeye yanaşmadığını ileri sürerek TBK’nun 99/3 maddesi gereği 12.500,00 USD’nin fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirasıya ödenmesine ve yabancı paralara uygulanan en yüksek banka faizinin işletilmesine, şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bu alacağın 200,00 USD’ne tekabül eden 1.200,00 TL’lik kısmının iadesine, bilirkişi marifeti ile hesaplanacak 10... gr. 22 ayar adana burması, 2 tane 14 ayar set, 3 tane 30 gr. bilezik, 1 tane 60 gr. tuğralı 22 ayar bilezik, 1 tane mardin bileziği, 100 tane küçük altın bedelinin ödeme günündeki güncel piyasa değeri üzerinden ve temerrüt tarihinden itibaren nakden en yüksek faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 800,00 TL'lik kısmının iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin kızı ile evlilikleri devam ettiği sırada eski damadı olan davalıya ödünç olarak 10.000 Euro para verdiğini, davalının ödünç konusu bu para ile ... plakalı aracı satın aldığını, ödünç verilen paranın iadesi için ... . Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, müvekkilinin kızı ... ile davalı arasında evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallara ilişkin katkı payından dolayı Bursa 1. Aile Mah. 2017/201 E. Sayılı dosyası ikame edildiğini, duruşma sırasında yeminli tanıklar ..., ..., ... ve ...’ın aracın alınması sırasında davalının müvekkilinden 10.000 Euro borç aldığını beyan ettiklerini, devamında tanık beyanlarının taraflarca kabul edildiğini ve Bursa 1. Aile Mahkemesindeki davaya dayanak teşkil eden 28.04.2020 tarihli bilirkişi ek hesap raporunda ödünç alınan 10.000 Euro borç pasif değer kabul edilerek katılma alacağından çıkarıldığını, Bursa1.Aile Mahkemesinin 2020/246 sayılı gerekçeli kararında aracın edinilmesinde davacının annesinden 10.000 Euro borç alındığının hükme geçirildiğini ileri sürerek ödünç verilen 10.000 Euro paranın TBK madde 99 gereğin fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesine ve yasal faizin işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili; müvekkilinin uzun zamandan beri kuyumculuk işiyle iştigal eden babasına ait kuyumcu dükkanında çalışmakta olduğunu, davacının kendi talebi ile bir kısım altın ve parasını müvekkiline tevdi ettiğinin doğru olduğunu ve müvekkilinin bunları derhal iade etmeye de hazır olduğunu, ancak davacının kızının müvekkili ile olan evliliğinden yeterli miktarda malvarlığını/hakkını elde edemediği/edemeyeceği düşüncesi ile vermiş olduğu bu altın ve paraların dışında fazladan hak ve alacak iddiasında bulunmakta olduğunu, davacının müvekkiline geri iade edilmek üzere tevdi ettiği altın ve paraların, 6 adet her biri 30 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 4 adet her biri 25 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 2 adet her biri 60 gram olmak üzere 14 ayar set ve 21.000,00 TL para olduğunu, davacı müvekkiline 21.000,00 TL vermiş olmasına rağmen sanki dolar vermişçesine talepte bulunmasının sebebinin de son zamanlarda doların Türk Lirası karşısındaki fahiş yükselişinden faydalanmak olduğunu, davacının icra takibinde ilk başta asıl alacak olarak 205.575.00 TL rakamını belirtmiş iken sonradan ikame ettiği iş bu davada belirtmiş olduğu paraların toplam eder tutarlarının bu rakamın çok üzerinde olmasının iddiasındaki çelişkiyi ortaya koymakta olduğunu, müvekkilinin aldıklarını iadeye hazır olduğundan ve bu sebeple davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı taleplerine karşı zamanaşımı definde de bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili; davacının müvekkiline ödünç verdiğini iddia ettiği mevduatları ne şekilde edindiğini izah etmesi gerektiğini, davacının müvekkiline vermiş olduğu bu altın ve paralar müvekkilinin kabulünde olup müvekkilinin bunları davacıya derhal iade ettiğini, lakin davacı tarafın bu altın ve paraların dışında fazladan hak ve alacak iddiasında bulunmakta olduğunu, davacının davaya konu talebinin tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça sözü edilen davada tanıkların davacının müvekkiline 10.000 Euro borç verdiğini söyledikleri iddiasının doğru olmadığını, söz konusu davada 10.000 Euro nun pasif değer olarak kabul edilmesinin davacı asilin tanık olarak verdiği beyandan kaynaklandığını, 21.000,00 TL dışında davacıdan alınan ödünç para bulunmadığını, 2016 yılında müvekkilinin davacının kızı ile tekrardan evlenmesinin hemen akabinde müvekkilinin eşine bir araç alabilmek adına arayış içerisinde iken davacının da tarafların hem yeni evliliğine katkıda bulunmak hem de maddi sorunlarında yardımcı olmak adına müvekkilinde olan ödünç 21.000 TL yi araç alımında kullanabileceğini beyan ettiğini, müvekkilince de teklifin kabul edildiğini ve davacıya 21.000 TL borçlandığını, davacıya borçlanılan 21.000,00 TL’nin müvekkilinin kabulü ve mahkeme kararı ile davacıya ödendiğini, davacının ilk açtığı davada da 10.000 Euro’yu da talep edebileceği halde etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararıyla; davacı tarafın 12.500 ABD doları ve davalı tarafın kendisine tevdi edilen ve kabulünde olan 6 adet her biri 30 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 4 adet her biri 25 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 2 adet her biri 60 gram olmak üzere 14 ayar set, 21.000,00 TL'sı dışındaki ziynet eşyalarını davalıya tevdi ettiğini ispat edemediği, davalı tarafın kendisine tevdi edilen ziynet eşyaları ve 21.000,00 TL'sı dışındaki 12.500 ABD dolarına ilişkin dinlenen davacının komşusu olan ...'nun "...davacının komşusu olurum. Kendisi umreye gidecekti. Kızı ve davadıyla gidecekti. Ben de umreye gideceği için onu ziyarete gittim O sırada davacı evde 12.500 dolar olduğunu söyledi. Davalı da anne sen bana bunu ver. Ben kasaya koyayım dedi. Davalı kuyumcudur. Davacı da 12... doları davalıya verdi..." şeklindeki beyanı dikkate alındığında adı geçen tanığın beyanlarının objektif ve kanaat verici nitelikte olduğu ve 12.500 Amerikan Dolarının davalının uhdesinde bulunduğunun sabit olduğu, konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 13.03.2020 günlü raporda da, davalının kendisine tevdi edildiğini kabul ettiği 6 adet her biri 30 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 4 adet her biri 25 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 2 adet her biri 60 gram olmak üzere 14 ayar set, 21.000,00 TL'sının toplam değerinin 100.007,20 TL, yine konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.02.2020 günlü raporda da 12.500 Amerikan Dolarının dava tarihi itibari ile değerinin 57.500,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; davacı tarafın 12.500 Amerikan Doları bakımından talebinin kısmen kabulü ile; 12.500 Amerikan Dolarının dava tarihi olan 16.07.2018 tarihindeki TL karşılığı olan 57.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafın takılar bakımından talebin kısmen kabulü ile, 6 adet her biri 30 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 4 adet her biri 25 gram olmak üzere 22 ayar adana burması, 2 adet her biri 60 gram olmak üzere 14 ayar setin dava tarihi olan 16.07.2018 tarihindeki karşılığı olan 79.007,20 TL ile 21.000,00 TL davalıya ödünç verilen meblağ olmak üzere toplam 100.007,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillirence istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli kararıyla; davacının, davalıya 10.000 Euro borç para verdiği ve bu borç paranın davacıya ödenmediği, Bursa 1. Aile Mahkemesinin 2020/201 Esas, 2020/246 Karar sayılı dosyasına o dönem davalı vekili tarafından yapılan itirazda davalının davacıya yönelik olarak 10.000 Euro borcunun olduğunun kabul edildiği ve daha sonra yapılan hesaplamada 10.000 Euro paranın katılma alacağı hesabında pasif değere eklenildiği ve mahkemenin bu hususu gerekçeli kararında belirttiği, söz konusu beyanın mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000 EURO'nun 08.06.2021 tarihinden itibaren (3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince) fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının bu para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillirence istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararına yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararıyla; beyanlara ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan ve taraflarca delil olarak dayanılan dava dosyalarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin doğru görülmediği, 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödeneceği, ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahip olduğu, ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemeyeceği; konusu altın olan borçların edasına yönelik olarak ise açık bir yasal düzenleme bulunmadığı, ancak Yargıtay 19/02/1947 tarih ve 1947/1 Esas-1947/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, konusu altın olan borçların edasında mislinin piyasada temin ve tedariki mümkün bulundukça mislen ve aksi takdirde, BK’nun 83. ve Ticaret Kanunu’nun 5 66... . maddeleri gereğince vadenin dolması, vade bulunmayanlarda kanunen muacceliyet kesbettiği tarihteki rayicin esas alınması gerektiğinin belirtildiği, mahkemece dava konusu yabancı para ve altın borcu yönünden söz konusu kanun hükümleri ve içtihatlar dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının hatalı olduğu, bununla birlikte davacının TL cinsinden paranın ödünç verildiği yönünde bir iddiası ve talebi olmadığı halde mahkemece HMK 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 21.000,00 TL para alacağının iadesine de hükmedilmesi doğru görülmediği gibi, davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava mı olduğu belirlenmeden dava konusu alacakların ıslah edilmiş haliyle tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulü ile Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, kaldırma kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli kararına yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2023 tarihli kararıyla; mahkemece davanın, Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosya ile birleştirme kararı verilerek sonrasında davalar hakkında birleştirilen mahkemece esas hakkında hüküm kurulması gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf taleplerinin diğer yönler incelenmeksizin birleştirme kararı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyalar arasındaki bağlantı nedeniyle birleştirme işlemi yapıldıktan sonra her iki davadaki deliller bütün halinde değerlendirilerek esas hakkında birleştirilen mahkemece karar vermek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.09.2023 tarihli kararıyla dava ile Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/364 Esas sayılı dava dosyası arasında tarafları ve konuları bakımından hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, davanın aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığı ve dava dosyalarının birleştirilerek yürütülmesinde usul ekonomisi bakımından da yarar görüldüğünden dava dosyalarının 6100 Sayılı HMK'nun 166/1 maddesi uyarınca birleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede, davacı taraf iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmış olup duruşma sırasında dinlenilen davacı tanıkları ..., ..., ..., ... ve ...'nun beyanlarının aynı doğrultuda ve birbiri ile uyumlu olduğu anlaşıldığından beyanlarına itibar edilerek davacı tarafın 10 adet adana burması, 2 adet 14 ayar set, 3 adet bilezik, 1 adet tuğralı 22 ayar bilezik, 1 adet Mardin bileziği, 100 adet küçük altın ve 12.500 Amerikan dolarını davalıya ödünç olarak verdiği kanaatine varıldığı, netice itibariyle ispat yükü üzerinde olan davacı iddiasını ispatladığından 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ile 22.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi gözetilerek asıl davanın kabulüne, hüküm kurulurken davacı taraf davasını kısmi dava olarak açtığı gözetilerek dava dilekçesinde talep edilen kısma dava tarihinden bakiye kalan kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilerek hüküm kurulduğu, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacının, davalıya 10.000,00 Euro borç para verdiği ve bu borç paranın davacıya ödenmediği, Bursa 1. Aile Mahkemesinin 2020/201 Esas, 2020/246 Karar sayılı dosyasına o dönem davalı vekili tarafından yapılan itirazda davalının davacıya yönelik olarak 10.000,00 Euro borcunun olduğunun kabul edildiği ve daha sonra yapılan hesaplamada 10.000 Euro paranın katılma alacağı hesabında pasif değere eklenildiği ve mahkemenin bu hususu gerekçeli kararında belirttiği, söz konusu beyanın mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle; asıl dava yönünden davanın kabulü ile, 12.500 Amerikan Dolarının 200 Amerikan Dolarlık kısmına dava tarihi olan 19.09.2018 tarihinden itibaren (3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince) fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının bu para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte bakiye kalan 12.300 Amerikan Dolarına ise ıslah tarihi olan 22.10.2020 tarihinden itibaren (3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince) fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının bu para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 502.242,00 TL'nin 800,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 09.09.2018 tarihinden itibaren bakiye kalan 501.442,00 TL'ye ise ıslah tarihi olan 22.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/466 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın kabulü ile; 10.000 Euro'nun 08.06.2021 tarihinden itibaren (3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince) fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının bu para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada dosya kapsamından davacı tanıklarının bir kısmı ile davalı arasında husumet bulunduğu anlaşılmakla birlikte tüm tanıkların beyanları incelendiğinde, davacının damadı olan davalıya altın ve USD üzerinden ödünç verdiği, bunların tutarı ve nevi ile söz konusu ödüncün iade edilmediği yönünde davacı iddiasını doğrulayan ve birbirini teyit eden beyanlarda bulundukları, davacının bu şekilde iddiasını ispat etmiş olduğu kanaatine varıldığı, somut olayda davacı iş bu davasından önce asıl davaya konu USD ve altın cinsinden alacaklarının tahsili için başlatmış olduğu Bursa 4.İcra Müdürlüğünün 2018/6060 E. sayılı icra takibinde bu alacaklarının takip tarihi itibariyle TL karşılığı olan 205.575,00 TL’nin takip tarihine kadar işlemiş faiziyle tahsilini talep etmiş olmakla, seçimlik hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, bu tercihinden dönerek borcun yabancı para veya altın olarak tahsilini talep edemeceği, bu durumda mahkemece, asıl davada yabancı para ve altın borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan 28.05.2018 icra takip tarihi esas alınarak TL karşılığı olan 205.575,00 TL üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden ve altının ıslah tarihindeki rayiç değeri üzerinden karar verilmesi doğru görülmediği, birleşen davada ise, mahkemece de haklı olarak tespit edildiği üzere Bursa 1.Aile Mahkemesinin 2017/201 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin 03.02.2020 tarihli dilekçesinde davalının davacıdan 10.000 Euro borç para almış olması nedeniyle katılma alacağının tespitinde pasif değer olarak dikkate alınması talep edilmiş olup, bu ikrar karşısında birleşen davanın kabulü yönünde verilen kararında bir isabetsizlik görülmediği, bununla birlikte davalı cevap dilekçelerinde bir kısım altını ödünç olarak aldığını ikrar etmekle birlikte, davanın kısmen kabulü yönünde açık bir beyanı bulunmadığından, yargılama gideri ve harç tespitinde dikkate alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gibi, ödünç tarihleri belirtilmeyerek somutlaştırılmayan ve mahkemenin ilk kararına yönelik istinaf dilekçesinde de dile getirilmeyen zamanaşımı definin de haklı görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin asıl davaya yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen dava davalısı vekilinin birleşen davaya yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen dava davalısı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile, 205.575,00 TL’nin 2.077,00 TL’lik kısmının dava tarihi olan 19.09.2018 tarihinden itibaren, bakiye kalan 203.498,00 TL’lik kısmının ıslah tarihi olan 22.10.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, birleşen davanın kabulü ile, 10.000 Euro'nun 08.06.2021 tarihinden itibaren (3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince) fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının bu para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili; davanın Bursa 4.İcra Müdürlüğünün 2018/6060 E. Sayılı icra takibine yapılan itirazın kaldırılması için ikame edilen itirazın iptali davası olmadığını, bu yönüyle icra takibinin birebir devamı olmadığını, devamı niteliğinde olsa idi, davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın iptali davası taraflarınca ikame edileceğini, fakat taraflarınca genel bir dava açıldığını, bu davada tüm taleplerinin açıkça ifade edildiğini, bu nedenle seçimlik haklarının kullanıldığına ilişkin değerlendirme yapılarak fazlaya ilişkin taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, seçimlik hakkın sonradan değiştirilmesinin dahi mümkün bulunduğunu, seçimlik haklarının değiştirildiğinden de bahsedilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili; birleşen dava yönünden; davacının daha evvel davalıya karşı açmış olduğu davalarda hiçbir şekilde davalıya ödünç verdiğini iddia ettiği mevduatları ne şekilde edindiğini izah edemediğini, davalının uzun zamandan beri babasına ait kuyumcu dükkanında çalıştığını, davalının bu durumunu bilen davacının, kendi talebi ile bir kısım altın ve parasını davalıya tevdi ettiğini, davacının davalıya vermiş olduğu bu altın ve paraların davalının kabulünde olup davalının bunları davacıya derhal iade ettiğini, davacı tarafın gerçekte davalıya vermiş olduğu bu altın ve paraların dışında fazladan hak ve alacak iddiasında bulunduğunu, davalının, davalı sıfatında yer aldığı Bursa 1. Aile Mahkemesinin 2017/201 E. Sayılı mal varlığının tasfiyesi davasında davalının vekili tarafından beyan edilen hususların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğuna dair değerlendirmesinin açıkça hatalı olduğunu, 10.000 Euro borç verildiğini iddia edenin bizzat davacının kendisi olduğunu, davalının ya da bahse konu dosya kapsamında vekilliğini üstlenen avukatında bu şekilde bir beyanın da bulunmadığını, tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığını, borç ilişkisi olmadığını, ispat yükü davacı tarafta olup davacı taraf ispat yükümlülüğünü de yerine getiremediğini, davacı tarafından davalıya 21.000,00 TL ödünç verildiğini, ödünç verdiği 21.000,00 TL yi başkaca bir para cinsinden dile getirip haksız maddi menfaat temin etme gayesinde olduğunu, 21.000,00 TL'nin davalının kabulü ve mahkeme kararı ile davacıya ödendiğini, bu para dışında davacı yanca her ne adı altında olursa olsun davalıya verilmiş bir para bulunmadığını, asıl davada davacının yıllar içerisinde davalıya ödünç verdiği para ve ziynetleri tek tek sıralamakla bunlar dışında bir alacağı olmadığını açıkça belirtmekle fazlaya ilişkin haklarını dahi saklı tutmadığını, asıl davada 10.000 Euro alacağı olduğundan kesinlikle bahsetmediğini, davacının ikame ettiği asıl davadan 3 yıl sonra başkaca bir alacağının var olduğu ve davalının ödemediği iddiasının abesle iştigal olduğunu, asıl davada yönünden; davalının uhdesinde yalnızca toplamda 6 adet her biri 30 gram olmak üzere 22 ayar Adana burması, 4 adet her bir 25 gram olmak üzere 22 ayar Adana burması, 2 adet her biri 60 gram olmak üzere 14 ayar set ve 21.000,00 Türk Lirası olduğunu cevap dilekçesinden bu yana defaatle belirttiklerini, yine sürekli olarak dosyaya konu ziynetleri ve parayı derhal, istenildiği anda, istenildiği şekilde de teslim etmeye hazır olduklarını belirttiklerini, davacının ziynetleri almaktan kaçındığını, ziynet eşyalarının tevdi mahalli tayin edilmek suretiyle depo edilmesine karar verilmesi taleplerinin reddedildiğini, ziynet eşyaları ile para yönünden tam vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, bu yasal şartların oluşmadığı kanaati hasıl olmakta ise bu sefer Harçlar Kanunun 22. maddesine göre karar ve ilam harcının üçte birinin, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre de(madde 6) vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiğini, davacının 12.500 USD ödünç verdiğini iddia ettiğini, müvekkilinin 21.000,00 TL ödünç verdiğini kabul ettiğini, mahkemece davacı tarafça TL olarak verilen paranın dolara çevrilmesi yönünde bir talepte bulunulduğu veya müvekkiline parayı bu şekilde verdiğine dair net, somut ve her türlü şüpheden uzak, ari delillerle ortaya koyamadığından kaynaklı taraflarının beyanına itibar edilmesi gerektiğini, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı vekilinin 22.10.2020 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu ıslah konulu dilekçesinde de TBK 99/3 maddesi gereğince 12.500 Amerika doları karşılığı olan 99.000,00 TL'nin doların TL karşılığı olarak ülke parasınca ödenmesi talebinin bulunduğunu, taleple bağlılık ilkesi gözetilmeksizin ilk derece mahkemesince bahse konu talebin 12.500 Amerikan doları olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ödünç olarak verdiğini para ve ziynet eşyalarının gerçeği yansıtmadığını, iddiasını net ve somut delillerle ortaya koyamadığını, alınan bilirkişi raporunda cevap dilekçesinde ve sonraki saflarda dile getirdikleri üzere kuyumculuk sektöründe 170 gramlık 14 ayar set olamayacağı hususunun açıkça belirtilmesinin de davacının iddialarındaki haksızlığı ortaya koymakta olduğunu, ayrıca davacının kızı olan ...'ın müvekkiline karşı ikame etmiş olduğu Bursa 7. Aile Mahkemesinin 2019/159 E. sayılı dosyasında düğünde kendisine takıldığını beyan ederek alacak iddiası ile müvekkilinden tahsil edilmesini istemiş olduğu ziynet eşyalarının adetine ve evsaflarına bakıldığında bu davada istenilen ziynet eşyaları ile tamamen aynı olduğunun görüleceğini, söz konusu taleplerin bu dava ile müvekkilinden haksız şekilde elde edilmeye çalışılmakta olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen, vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte, konusu altın olan borçların edasına yönelik açık bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, 19.02.1947 tarih ve 1947/1 Esas-1947/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, konusu altın olan borçların edasında mislinin piyasada temin ve tedariki mümkün bulundukça mislen ve aksi takdirde, BK’nun 83. ve Ticaret Kanunu’nun 5 66... . maddeleri gereğince vadenin dolması, vade bulunmayanlarda kanunen muacceliyet kesbettiği tarihteki rayicin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.
1.Bu açıklamalar ışığında asıl davaya yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; davacının kuyumcu olan eski damadı davalıya asıl dava dilekçesinde cinsini ve miktarı belirttiği altın ile 12.500 Amerikan Dolarını ödünç olarak verdiğini tüm dosya kapsamı, davalının kısmi ikrarı ve tanık beyanlarıyla ispatladığı, davalı bir kısım altın yönünden altınların uhdesinde bulunduğunu ikrar etmişse de bu beyanın kabul niteliğinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davacının asıl davayı açmadan önce asıl davaya konu 12.500 Amerikan Doları ve altın cinsinden alacaklarının tahsili için başlatmış olduğu Bursa 4. İcra Müdürlüğünün 2018/6060 E. sayılı icra takibinde bu alacaklarının takip tarihi itibariyle TL karşılığı olan 205.575,00 TL’nin takip tarihine kadar işlemiş faiziyle tahsilini talep ettiği, 12.500 Amerikan Doları alacağı için seçimlik hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullandığı, asıl dava dilekçesinde ise yabancı para ve altın alacağının ödeme günündeki rayiç bedelini talep ettiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince seçimlik hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanan davacının bu tercihinden dönerek borcun yabancı para veya altın olarak tahsilini talep edemeyeceği, bu durumda asıl davada yabancı para ve altın borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan 28.05.2018 icra takip tarihi esas alınarak TL karşılığı olan 205.575,00 TL üzerinden hüküm tesisi gerektiği yönündeki gerekçesi yabancı para alacağı yönünden yerinde olmakla birlikte; 19.02.1947 tarih ve 1947/1 Esas-1947/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen esaslar ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek gözetildiğinde davacının altın cinsinden olan alacağının (bulunması olanaklı, oldukça benzer, eş, özdeş) niteliği gereği piyasadan aynen temini mümkün olan yani misli eşya olduğundan, karar tarihindeki değerine hükmedilmesi gerekirken, 28.05.2018 icra takip tarihi itibariyle değerine hükmedilmesi doğru görülmemiş, altın cinsinden alacak yönünden asıl davanın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Birleşen davaya yönelik davalı vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; davalı ile davacının kızı olan eski eşi arasında Bursa 1.Aile Mahkemesinin 2017/201 Esas sayılı dosyasında görülen davada davalı vekilinin 03.02.2020 tarihli dilekçesiyle davalının davacıdan 10.000 Euro borç para aldığını bu sebeple katılma alacağının tespitinde 10.000 Euronun pasif değer olarak dikkate alınması talep ettiği, davalı vekilini bu beyanın ikrar niteliğinde olması nedeniyle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davaya yönelik davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davaya yönelik kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
3..Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davaya yönelik kararının altın alacağı yönünden HMK'nın 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.