İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, dünya çapında tanınmış bir markanın birebir kopyalanarak kötü niyetle tescil edildiği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, tanınmış bir markanın sahibi olan küresel bir hazır giyim şirketinin, kendi markasını taklit ettiğini iddia ettiği davalının tescilli markalarının Sınai Mülkiyet Kanununun çeşitli maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporuna dayanarak markasal benzerlik ve karıştırılma ihtimali açısından hükümsüzlük koşullarının bulunmadığına hükmettiği, ancak kötü niyet iddiasının takdirini mahkemeye bıraktığı kararına karşı yapılan itirazı incelemektedir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2025/287 EsasKARAR NO:2026/855İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:07/11/2024NUMARASI:2023/115 ESAS, 2024/203 KARARDAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:03/06/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 1963 yılında İspanya’da kurulan, pek çok firmayı bünyesinde barındıran ve sektöründe lider bir şirketler grubu olduğunu, müvekkilinin ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarından olan ve içlerinde "..." ve "... ..." markalarının da bulunduğu toplam sekiz farklı marka grubu altında faaliyet gösteren mağazaların da sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markasını ilk kez 1979’da İspanya’da tescil ettirdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilk defa 1994 yılında ... tescil numarası ile tescil edildiğini, akabinde zaman içinde muhtelif sayılarla tescil ettirildiğini ve TPMK nezdinde ... sayı ile tanınmış marka olarak özel koruma altında olduğunu, davalı adına ... sayı ile tescilli bulunan “...” markasının müvekkilinin tanınmış "..." markasının birebir kopyalanıp, başına hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan “...” harflerinin eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu ve yine müvekkilin tanınmış “...” markasını da birebir içerdiğini, söz konusu tescilin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek SMK 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 maddeleri uyarınca davalı adına ... ve ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı tarafından, davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.İLK DERECE MAHKEME KARARI:Bakırköy 1. FSHHM 2023/115 Esas 2024/203 Karar 07.11.2024 Tarihli kararı:"...Dava, davalı adına ... ve ... sayı ile tescilli markaların hükümsüzlüğü taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı "..." ibareli markanın ve ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra dosya; dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bildirilen internet adresleri, taraf iddia ve savunmaları ve davacı tarafça ibraz edilen flash bellek içeriği değerlendirilerek; davalı adına tescilli ... ve ... tescil nolu markaların dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarını oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 08/01/2024 tarihli rapor ile, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmayacağı, davacı markalarının tescilli oldukları ve ortada davacı açısından tescilsiz bir marka ya da ticaret sırasında kullanılan bir işaret durumunun söz konusu olmadığı, davacı markalarının, davalı markasından daha önceki tarihlerde tescil edilmiş oldukları göz önüne alındığında, SMK m.6/3’ün somut olaya uygulanma imkanının olmayacağı, SMK m.6/1 kapsamında işaretsel farklılıklar bulunduğu hususu raporun ilgili kısmında tespit edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda SMK 6/5. anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmayacağı, SMK m.6/1 kapsamında işaretsel farklılıklar bulunduğu hususu raporun ilgili kısmında tespit edildiği, işbu tespitler doğrultusunda SMK 6/6. anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmayacağı, tespit, sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, SMK 6/9. anlamında davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine usul ekonomisi gereği itirazların karşılanması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 03/04/2024 tarihli ek rapor ile, davacı vekilinin itirazları, kök rapor kapsamında dava dilekçesinde dayanılan maddeler bazında tek tek ve ayrıntılı şekilde değerlendirilmiş olduğundan, dava dilekçesinin tekrarı mahiyeti arz eden itiraz dilekçesindeki davacı itirazları açısından, kök raporda varılan görüşten dönülmesini gerektirecek bir durum olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna itirazları itirazları ciddi görüldüğünden dosya resen seçilen üç kişilik marka uzmanı bilirkişiye dosya kapsamı deliller, taraf iddia ve savunmaları, önceki bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle davalı adına tescilli ... ve ... tescil nolu markaların dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi için tevdi edilmiş, heyet tarafından hazırlanan 23/08/2024 tarihli rapor ile, dava konusu hükümsüzlüğü istenen markaların SMK m.6/1, 6/3, 6/5, 6/6 bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, davalı yanın dava konusu marka tescil başvurusunu gerçekleştirir iken kötü niyetli olduğunun dosya münderecatından anlaşılamadığı, konu hakkında nihai takdirin yalnızca mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı deliller ve birbirlerini doğrulayan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; önceki tarihli davacı markaları ile sonraki tarihli davalı markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak birbirlerinden tamamen farklı olduğu,davalının tescilinden kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delilin de dosyaya sunulamadığı, bu haliyle kötü niyetli tescilin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davacının davasının REDDİNE,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın, davalının müvekkile ait tescilli ve tanınmış ... ve ... markalarını birebir içeren ve iltibas derecesinde benzer olarak kötü niyetle oluşturulan ... sayılı “...” ve ... sayılı “..." markalarının SMK md. 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 uyarınca tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebiyle ikame edildiğini,bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının 24.01.2024, 19.04.2024 ve 07.10.2024 tarihli dilekçelerimizde detaylıca açıklandığını, Davacı markalarının dünyaca tanınmış markaları olduğunu, 1963 yılından buyana kullanıldığını, Müvekkilinin ... markasının 2010 yılından bu yana tekstil ürünleri, takılar, aksesuarlar, çantalar, parfümler vb. ürünleri, ürün etiketleri, ürün kutuları, kataloglar vb. reklam ve tanıtım materyalleri, tabelalar üzerinde ve mağazalarının iç ve dış tabelalarında yoğun şekilde kullanılmaktadır JEK-20, EK-21). Bu kapsamda müvekkile ait ... markası da Türkiye'de ve dünya çapında ciddi tanınmışlığa ulaşmıştır. Aşağıda da bu kullanıma ilişkin bazı görsellere örnek olarak yer verildiğini, davacının WIPO nezdinde ... markalarının da sahibi olduğunu, dava konusu markalar müvekkil markalarına iltibas teşkil edecek derecede benzer olduğunu, '...” markası ise müvekkilin tanınmış ... markasının baş kısmına hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan “...” ve iç kısmına tekrar niteliğindeki “R” harfinin eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu, Davaya konu diğer marka olan “...” markası ise müvekkilin tanınmış ... eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu ve yine müvekkilin tanınmış “...” markasını da BİREBİR içerdiğini, Nitekim davaya konu markaların, davalının kötü niyetli bir biçimde müvekkilinin tanınmış markalarını taklit ederek yaptığı tek ya da ilk başvuru olmadığını, Davacı davaya konu markalardan çok daha önce, TÜRKPATENT nezdinde müvekkili markasına çok daha fazla benzeyen ve hatta ayırt edilemeyecek derecede benzer olan marka tescil başvurularına itirazların davacı lehine değerledirildiğini, açılan davaların davacı lehine sonuçlandığını, davaya konu markalar ile davacı markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali mevcut olduğunu, SMK 6/5 uyarınca da dava konusu markanın hükümsüzlüğü gerekmekte olup, huzurdaki davada işbu yöndeki iddialarının hiç incelenmediğini, SMK MADDE 6/6 ve 6/9 uyarınca dava konusu markaların hükümsüzlüğü gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava, Marka hükümsüzlük istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın SMK 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 ve 6/6. Maddelerine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup, her ne kadar davacının ... tescil sayılı tanınmış markası ve yine davacı adına..., ... ve ... ve ... tescil numaralı "..." unsurlu markaları bulunmakta ise de yapılan bilirkişi incelemesi ile davaya konu sonraki tarihli ... sayılı "..." ibareli marka ve ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın, davacı markları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak birbirlerinden farklı olduğu ve aralarında iltibas bulunmadığının anlaşıldığı, davalı tescilinin kötü niyetli olduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacının rapora itirazlarının ek rapor ve yeni heyetten alınan rapor ile karşılandığı, alınan raporların birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmakla ilk derce mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 1.846,20 TL harçtan mahsubu ile artı bakiye 1.114,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/06/2026