Mirasçıdan mal kaçırma iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, muris muvazaası bulunmadığına dair alt mahkeme kararının temyizen bozulması.
Özet: Yüksek Mahkeme, mirasbırakan halasının mal kaçırma amacıyla taşınmazını evlat edindiği davalıya muvazaalı devrettiği iddiasıyla tek mirasçı olan davacının açtığı tapu iptali ve tescil davasında; ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, davacının murisin mal kaçırma amacını ispatlayamadığı, taşınmazın rayiç değeri ile satış bedeli arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı ve yapılan temlikin gerçek bir satış olduğu gerekçeleriyle davanın reddine ilişkin kararlarını usul ve yasaya uygun bularak, temyiz talebini reddederek davanın reddi yönündeki kararı onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/1435 E.  ,  2026/3919 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1943 E., 2024/2166 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/52 E., 2022/43 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; mirasbırakan halası ...’in tek mirasçısının kendisi olduğunu, murisin 1 02... parsel sayılı taşınmazdaki 27... numaralı bağımsız bölümü murisin kardeşi ...’in evlatlığı olan davalı ...’a temlik ettiğini, devrin bağış amacıyla yapıldığını, davalının taşınmazı alabilecek ekonomik gücü olmadığını, bedeller arasında fark olduğunu, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, kendisinin de her yıl taşınmazda ailesi ile birlikte tatil yaptığını, muris öldükten sonra taşınmazın satıldığını öğrendiğini, murisin mal kaçırma amacıyla taşınmazı devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; murisin kardeşi ...’in kendisini evlat edindiğini, muris ve kardeşi ... tarafından büyütüldüğünü, iki kardeşi de anne olarak bildiğini, iki annesine de evlatlık görevini yerine getirdiğini, murisin de kendisini oğlu olarak benimsediğini ve herkese bunu söylediğini, muris ve kardeşi ...’in 1999 yılında noterden ...Kooperatifinin ... numaralı dubleks konutunu devraldıklarını, bedeli birlikte ödediklerini, Ankara’daki başka bir taşınmazı da aynı şekilde muris ve kardeşinin birlikte aldıklarını, kooperatif ferdileşirken sehven annesinin adının yazılmadığını ve tüm payın muris adına tescil edildiğini, taşınmazın imar barışı masraflarının da kendisi tarafından yapıldığını, tapunun düzeltilmesi için tapuya yazılar yazıldığını ancak Kooperatif hatalı liste gönderdiği için bunun mümkün olmadığını, murisin de dava açmasına gerek olmadığını, ...’in ½ payını devredeceğini, diğer ½ payı almak istemesi halinde ona satacağını söylediğini, bunun üzerine annesinden kalan ziynet eşyalarını ve nakit parayı elden murise ödeyerek taşınmazın diğer ½ payını da satın aldığını, temlikin muvazaalı olmadığını, murisin bakımı ile tek başına ilgilendiğini, cenaze masraflarının dahi kendisi tarafından karşılanmasını murisin istediğini, davacının gerçek satışı öğrendikten sonra murise bu konuda bağırdığını, davacının murisle ilgilenmediğini, eşinin de çok önce küstüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin mirasçısından mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgunun, muris ile davacı arasında herhangi bir anlaşmazlığın mevcut olmadığı, taşınmazın gerçek değeri ile satış olarak gösterilen değer arasında fahiş fark bulunsa dahi bunun muvazaanın tek başına kanıtı olamayacağı, muris adına dava konusu taşınmaz dışında başkaca kayıtlı taşınmazının da bulunması ve muris tarafından başkaca devir yapılmadığı, yapılan satışın gerçek bir satış olduğuna ilişkin tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde murisin davalıya yaptığı temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu yönündeki davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça, dava konusu taşınmazın muris tarafından kendisinden mal kaçırmak amacıyla davalıya devredildiği iddia edilerek tapu iptal-tescil talebinde bulunulmakta ise de yukarıda belirtildiği üzere temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığının ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu, davacı tarafça, dava dilekçesinde murisin kendisinden mal kaçırmasını gerektiren somut bir sebep ileri sürülmediği gibi, bu hususta ispatta da bulunulmadığı, yalnızca taşınmazın tapudaki devir bedeli ile rayiç bedel arasındaki farkın murisin mal kaçırma amacını göstermeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Duruşmaya katılım ve haklılık durumu gözetilerek duruşma vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.