Ticari nakliye hizmeti kaynaklı fatura alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında yetki, arabuluculuk ve tebligat usulü incelemesi.
Özet: Ticari nakliye hizmetinden kaynaklanan 29.400 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan bu davada, davacı ticari ilişki ve fatura üzerinden alacağını savunurken, davalı hizmetin alınmadığını ve faturanın tek başına delil olmadığını iddia etmiştir; mahkeme ise esasa girmeden önce, davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının usulüne uygun şekilde sonuçlandırılmadığı, dolayısıyla geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği ve itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir takibin zorunlu olduğu tespitini yapmıştır.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/895 Esas
KARAR NO :2026/538
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/11/ 2025
KARAR TARİHİ:08/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari nakliye işinden kaynaklı bir ticari ilişki bulunduğunu, bu hizmetin karşılığında 21.05.2025 tarihli fatura ile 29.400 TL alacak doğduğunu, söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak yetki, borç, faiz ve ferileri yönünden itiraz ederek takibi durdurduğunu, oysa Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca para borçlarının götürülecek borçlardan olması sebebiyle alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğunu, nitekim Yargıtay emsal kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, davalının ödeme yapmadığı gibi iletişim kanallarını engelleyerek müvekkilini oyaladığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereği arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak davalıya ulaşılamaması sebebiyle sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibinden önce gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinin usulsüz olduğunu, arabulucu tarafından müvekkil şirkete ve vekiline herhangi bir davet mektubu gönderilmediğini, tutanakta belirtilen telefon numaralarının vekiline ait olmadığını ve ofis adresinin sistemlerde kayıtlı olmasına rağmen ulaşılmadığı gerekçesiyle toplantıya davet edilmeyerek taraf teşkilinin sağlanmadığını, davacı tarafça ileri sürülen fatura içeriğindeki hizmetin müvekkil şirkete verilmediğini ve davacının bu durumu ispatla yükümlü olduğunu, faturanın tek başına akdi ilişkinin kanıtı sayılamayacağını ve söz konusu faturada müvekkilinin imzası bulunmadığını, Yargıtay içtihatları gereğince faturaya dayalı alacak davalarında teslim olgusunun yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacının müvekkil ile aralarındaki ticari ilişki güvenine dayanarak faturaya itiraz edilmemesini istismar ettiğini, takibe konu alacağın gerçek olmadığını bilen davacının kötü niyetli olduğunu belirterek, haksız davanın reddini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ederek davanın reddini savunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflara arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; Taraflar arasındaki Nakliye hizmeti kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan 21.05.2025 tarihli ... Fatura Numaralı 29.400,00 TL bedelli faturanın tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine başlatılmış olan ... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davalının icra dairesinin yetki itirazına yönelik yapılan incelemede;
Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/471 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.
6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Uyuşmazlığa konu alacağın fatura alacağı olması ve davalının cevap dilekçesi ile birlikte söz konusu faturanın iade edilmediğini beyan etmiş olduğu da görülmekle TBK m.89 hükmü uyarınca davacının adresinin bulunduğu yerde icra takibi başlatabileceği kanaatine varılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Uyuşmazlığın Esasına Yönelik Yapılan İncelemede;
Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraf vekillerine usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2025 yılına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde (davalı tarafa tebliğ tarihinden itibaren başlamak kaydıyla) davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle;
Davacı şirkete ait 2025 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e-defter uygulaması ile elektronik ortamda tuttuğu, defter yüklemelerinin zamanında yapıldığı, dönem beratlarının alındığı, ancak envanter defteri noter açılış tasdikinin yaptırılmadığı, davacı şirkete ait 2025 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil etmediği,
Davacının takibe konu ettiği alacağının 2025 yılında doğduğu, davacı şirketin davalı şirkete 21.05.2025 tarihinde ... Numaralı, 28.420,00.-TL bedelli ... İstanbul Nakliye hizmet bedeli içerikli 28.420,00.-TL bedelli fatura tanzim ettiği ve 90 532 387 08 24 numaralı Whatsapp hesabına tebliğ ettiği,
Davalı Vekili tarafından 06.01.2026 tarihinde verilen cevap dilekçesinin 9. Bendinde: “Davacı tarafça faturada belirtilen hizmet verilmeden söz konusu fatura gönderilmiş olup, davalı müvekkil tarafça da davacı ile aralarında süre gelen ticari ilişki güvenine dayanılarak faturaya itiraz edilmemiştir. Ancak faturada belirtilen hizmet yapılmadığı gibi haksız ve ki niyetli olarak davacı tarafça müvekkil aleyhine icra takibine geçilmiştir.” Şeklinde beyan verildiği,
... Vergi Dairesi ve ... Vergi dairelerinden celp edilen taraflara ait karşılaştırmalı ba-bs formlarına göre; davalı şirketin davacı şirketten 2025 yılında 1 belge karşılığı KDV hariç 24.500,00 TL mal/hizmet faturası aldığı, (980,00.-TL tevkifat hariç KDV dahil 28.420,00.-TL) davacı şirketin bs formunun davalının bildirimleri ile uyumlu olduğu, ilgili formlara göre; davacı tarafından düzenlenen faturaya karşılık davalı şirket tarafından herhangi bir iade faturası düzenlenmediği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: davacı şirketin davalı şirkete 2025 yılında 1 adet KDV dahil toplam (980,00.-TL Tevkifatlı olmak üzere) 28.420,00.-TL tutarında fatura düzenlediği, davalı şirket tarafından fatura ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine, ödeme emri tarihinden itibaren davacı şirketin, davalı şirketten 28.420,00.-TL alacaklı olduğu, (980,00.-TL KDV Tevkifat tutarının sorumlu sıfatıyla davalı şirket tarafından vergi dairesine yatırılması gerektiğinden, davacı alacağı olarak değerlendirilemeyeceği,
03.03.2026 Tarihli Ön inceleme duruşma zaptının davalı vekilinin UETS adresine 08.03.2026 tarihinde tebliğ edildiği ancak verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı,
Tüm veriler kapsamında; Davalı şirket vekili tarafından, ... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın 12.09.2025 takip tarihi itibariyle, 28.420,00.-TL fatura alacağı üzerinden iptal edilmesi, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa uygulanacak yasal faiz ile birlikte tahsil talebi ve icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan faturanın davalı tarafından vergi dairesi nezdinde ba formlarına işlendiği ve iade faturalarının düzenlenmemiş olduğu anlaşılmakla defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış, davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 28.420,00.-TL faturadan kaynaklı asıl alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 28.420,00-TL 'nin %20'si oranında olan 5.684,00 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ KISMEN İPTALİ ile; takibin 28.420,00 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 28.420,00-TL 'nin %20'si oranında olan 5.684,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli olan 1.941,37-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.325,97 -TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 -TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90 TL (başvurma ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 2.610,00 TL, bilirkişi ücreti 7.500,00-TL olmak üzere toplam: 10.812,90-TL yargılama giderinin %96,66 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 10.451,74-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 28.420,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin %96,66 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 4.446,36-TL'sinin davalıdan, kalan 153,64-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır