İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalının tacir vasfı taşımaması nedeniyle görevsizlikten usulden ret kararı.
Özet: Davacının, davalıya ait aracın ihlalli geçişleri nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davada, davalının ihlalli geçiş yapmadığı ve tüm ücretlerin ödendiği savunmasına karşın mahkeme, tarafların ticari işletmeleriyle ilgili bir uyuşmazlık olmadığını ve davalının tacir vasfı bulunmadığını belirterek, uyuşmazlığın mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşımadığına karar vermiştir; bu nedenle, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/137 Esas
KARAR NO :2026/485
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/02/2026
KARAR TARİHİ:24/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'nun işletmesini yaptığını, davalıya ait ... plakalı araç ile 04.06.2025 - 10.10.2025 tarihleri arasında ihlalli geçişler yapıldığını, geçiş ücretlerinin süresinde ödenmemesinden dolayı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalıya ait araca teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi taleplerinin bulunduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin hiçbir şekilde ihlalli geçiş yapmadığını, geçiş ücretlerinin tamamını eksiksiz olarak ödediğini, davacının müvekkilinin ihlalli geçiş yaptığını ispatlayamadığını, müvekkilinin hesaplarında yeterli bakiyenin bulunduğunu, müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati haciz talebinin mahkememiz dosyasının 19/02/2026 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Mahkemenin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.
TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır.
Mahkememize açılan dava davacının işlettiği köprü ve otoyollardan davalının ücret ödemeksizin ihlali geçişi iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık TTK'da zikredilen mutlak ticari davalardan olmadığından, davanın Asliye Ticaret mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için tarafların her ikisinin birden tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması zorunludur. Davaya konu uyuşmazlıkta; dosya arasına celbedilen ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, vergi dairesine yazılan müzekkere cevabında davalının potansiyel mükellef kaydının bulunduğunun bildirildiği, dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2026/327 E., 2026/540 K. Sayılı ilamında " Daya konu somut olayda; ... Defterdarlığı tarafından mahkeme gönderilen cevabi yazıda, işletme hesabına göre defter tuttuğu, davalının 2. Sınıf tacir olduğu, mükellefin 2024 yılı beyannamesine göre VUK 'un 177. Maddesi uyarınca 1. Fıkra ve 3 no lu bentteki limitlerin yarısını , 2 no'lu bentteki limitin tamamını aşmadığı belirtilmiştir. Bu bilgiler ışığında, davalının faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığının görüldüğü, bu hali ile dosya kapsamından İTSM'nin ve vergi dairesinin cevabi yazılarından davalının tacir olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamadığı anlaşılmakla dava nisbi ticari davalardan olmadığı gibi mutlak ticari davalardan da olmadığı, dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi 2026/772 E. 2026/944 K. Sayılı kararında " Somut olayda davanın ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali olup TTK m.4/1'de sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, mahkemece ilgili yerlere yazılan müzekkere cevaplarından davalının tacir olmadığı, her ne kadar davalıya ait araç ticari nitelikli araç olsa da yukarıda izah edildiği gibi davalının tacir olmaması ve eldeki davanın mutlak ticari dava da olmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel mahkemeler olan asliye hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiği, " şeklinde değerlendirme yapıldığı da görülmekle tüm dosya kapsamından uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkeme, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca işbu kararın verildiği anda kesin olması sebebiyle gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2026
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)