Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalının tacir sıfatının Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığını belirleyici etkisi üzerine yapılan inceleme.
Özet: Bu dava, davacının işlettiği otoyollardan ücret ödemeden geçiş iddialarına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, mahkemece uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, vergi dairesi kayıtlarına göre basit usulde vergi mükellefi olduğu, dolayısıyla esnaf faaliyet sınırları içinde kalabileceği ve tacir sayılamayacağı tespitiyle, davanın görülebilmesi için her iki tarafın da tacir olması şartının sağlanmadığı gerekçesiyle davanın asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğinin değerlendirildiği bir davadır.

T.C.
İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/224 EsasKARAR NO :2026/547DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:13/03/2026KARAR TARİHİ:08/07/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... işletmesinin müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, davalıya ait ..., plakalı araç ile 25.03.2025 ile 15.05.2025 tarihleri arasında bu otoyoldan ücret ödemeden ihlalli geçişler yaptığını, geçiş ücretlerinin süresinde ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... İcra Dairesi 2026/... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalının taşınır-taşınmaz mallarıyla 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesinin sunulmadığı görüldü. Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati haciz talebinin mahkememiz dosyasının 18/03/2026 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği, ilgili ara kararı davacı vekilinin istinaf ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2026/... esas sayılı 2026/... karar sayılı 20/05/2026 tarihli kararı ile reddine karar verildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 18/03/2026 tarihli tensip zaptının 8/E-F maddeleri uyarınca ilgili kurumlara müzekkere yazılarak davacının esnaf-tacir kaydının olup olmadığının sorulmasına karar verildiği, ... Vergi Dairesinin 24/03/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının 09/06/2014 tarihinde kara yolu ile şehir içi yük taşımacılığı faaliyeti ile Basit Usulde Vergi Mükellefiyeti kaydı olduğunu, 04/03/2021 tarihinde terk edildiğinin bildirildiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 26/03/2026 tarihli yazı cevabı ile davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinin 30/04/2026 tarihli yazı cevabı ile de davalının esnaf kaydına rastlanılmadığının bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:Mahkemenin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır.Mahkememize açılan dava davacının işlettiği köprü ve otoyollardan davalının ücret ödemeksizin ihlali geçişi iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık TTK'da zikredilen mutlak ticari davalardan olmadığından, davanın Asliye Ticaret mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için tarafların her ikisinin birden tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması zorunludur. Davaya konu uyuşmazlıkta; dosya arasına celbedilen ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, vergi dairesine yazılan müzekkere cevabında basit usulde gelir vergisi mükellefi olduğunun bildirildiği ve beyannamelerinin dosyamız arasına gönderildiği, dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2026/327 E., 2026/540 K. Sayılı ilamında " Daya konu somut olayda; ... Defterdarlığı tarafından mahkeme gönderilen cevabi yazıda, işletme hesabına göre defter tuttuğu, davalının 2. Sınıf tacir olduğu, mükellefin 2024 yılı beyannamesine göre VUK 'un 177. Maddesi uyarınca 1. Fıkra ve 3 no lu bentteki limitlerin yarısını , 2 no'lu bentteki limitin tamamını aşmadığı belirtilmiştir. Bu bilgiler ışığında, davalının faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığının görüldüğü, bu hali ile dosya kapsamından İTSM'nin ve vergi dairesinin cevabi yazılarından davalının tacir olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamadığı anlaşılmakla dava nisbi ticari davalardan olmadığı gibi mutlak ticari davalardan da olmadığı, dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi 2026/772 E. 2026/944 K. Sayılı kararında " Somut olayda davanın ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali olup TTK m.4/1'de sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, mahkemece ilgili yerlere yazılan müzekkere cevaplarından davalının tacir olmadığı, her ne kadar davalıya ait araç ticari nitelikli araç olsa da yukarıda izah edildiği gibi davalının tacir olmaması ve eldeki davanın mutlak ticari dava da olmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel mahkemeler olan asliye hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiği, " şeklinde değerlendirme yapıldığı da görülmekle tüm dosya kapsamından uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkeme, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;HÜKÜM: 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3- Görevsizlik kararı kesinleştiğinde (2 hafta içersinde istinaf edilmediğinde yahut istinaf başvurusu reddedildiği takdirde) ve süresinde (kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden yahut istinaf ret kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde) talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-HMK 20.maddesi uyarınca süresi halinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının Görevli yada Yetkili Mahkemeye gönderilmesi taraflar tarafından talep edilmediği taktirde Davanın Açılmamış Sayılmasına karar verileceğinin taraflara ihtarına , 5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2026Katip ...(e-imzalıdır) Hakim ...(e-imzalıdır)