Marka hakkına tecavüz suçundan verilen mahkumiyet kararının, vekaletnamede şikayet yetkisi kısıtlamasının yeterince araştırılmaması ve müsadere maddesi hatası nedeniyle bozulması.
Özet: Marka hakkına tecavüz suçundan verilen mahkûmiyet kararını inceleyen Yüksek Mahkeme, öncelikle tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşme görüşünü, zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddetmiştir; ancak, temyiz istemini haklı bularak hükmü bozmuştur çünkü şikayetçi vekilinin dava özelinde şikayet yetkisine sahip olduğuna dair özel izin belgesinin varlığı yeterince araştırılmamış ve suça konu taklit markalı ürünlerin müsaderesi konusunda Türk Ceza Kanununun yanlış maddesi uygulanarak hukuka aykırılık yapılmıştır.
7. Ceza Dairesi         2026/1287 E.  ,  2026/7120 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/903 E., 2025/1095 K.
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli ve 2013/791 Esas ve 2014/559 Karar sayılı mahkûmiyet kararının üzerinden; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi ile Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2021 tarihli ve 2019/1902 Esas, 2021/126 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 18.02.2021 tarihi ile sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği 27.11.2024 tarihi arasını kapsar durma süresinin de geçmesiyle belirlenecek tarihten önce temyize konu mahkûmiyet kararının verildiği anlaşıldığından; zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
1.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olup, şikâyetçi firma vekilinin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılarak mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut olan ve .... şirketlerinin yetkilileri tarafından ... irtibat bürosu yetkilisi ...’e verilen asıl vekâletnamenin içeriğinde “Bir ... davasını veya diğer bir davayı takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamanın bulunması karşısında, şikâyetçi vekilinden; iş bu dava dosyasında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla marka sahibi firmanın yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, faks veya elektronik posta iletisinin tercüme edilmiş asıllarının veya onaylı örneklerinin bulunup bulunmadığı sorulup, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2.Suça konu taklit markalı ürünlerin 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesi yerine 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 17.06.2026 tarihinde karar verildi.