Yetim aylığı alan davacının, boşanmasına rağmen eski eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla kurumca kesilen aylığa ve tahakkuk eden borca ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, eski eşinden boşandıktan sonra babasından aldığı yetim aylığının, davalı kurumun boşanmanın muvazaalı olduğu ve eski eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği iddiasıyla kesilmesi ve kendisine 65.716,22 TL borç tahakkuk ettirilmesi işlemine itiraz ederek iptalini talep etmiş; ancak davalının araştırma raporları ve tanık beyanlarına dayanarak birlikte yaşamın tespit edildiğini savunması üzerine ilk derece ve istinaf mahkemeleri davayı reddetmiş, davacı ise çocuklarını görme dışında eski eşiyle aynı hanede kalmadığını belirterek bu kararları temyiz etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/13886 E.  ,  2026/3169 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/74 E., 2025/750 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/363 E., 2024/485 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in eşi ile 23.12.2010 tarihinde eski eşiyle boşandıklarını, müvekkilinin bu tarihten sonra babasından maaş almaya hak kazandığını, davalı kurumun müvekkili ile eşi ...'in boşandıktan sonra birlikte yaşadıkları gerekçesiyle, 15.08.2016 tarih ve ... sayılı yazısı ile toplam 65.716,22 TL borç taahhuk ettiğini, tarafların müşterek çocuklarının olması sebebiyle müvekkilinin eşi ...'in çocuklarını görmek için müvekkilinin yaşadığı adrese mecburen giriş çıkış yaptığını ancak hiçbir zaman geceleri kalmadığını, ...'in müvekkilinin hanesinde kalma süresinin bir saati geçmediğini, müvekkili ile ...'in 29.06.2016 tarihinde yeniden evlendiklerini, bu tarihten sonra da müvekkilinin hiçbir şekilde ... dan babasına ilişkin ödeme almadığını ileri sürerek borç tahakkukuna ve aylığın kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacı ile eşinin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2010 tarih ve 2010/4 91... /497 karar sayılı kararı ile boşandıklarını, davacının babasından dolayı yetim maaşı almak için eşi ...'den muvazaalı olarak boşandığını bunun sonucu eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam etmesinin tespit edilmesi üzerine davacıya ödenen dul ve yetim maaşının kesildiğini, bu kesinti ile birlikte davacıdan bu zamana kadar ödenen dul ve yetim maaşlarının iadesi için borç bildirgesi düzenlerenek iş bu borçların mevcudiyeti ve ödenmesi gerekliliği hususunun davacıya bildirildiğini, davacı eşi ...'den boşandığını, davacı eşi ...'den boşanmış olmasına rağmen eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiğini, bu hususa dair gelen ihbar üzerine müvekkil kurum tarafından araştırma yapılması zaruretinin doğduğunu, davacı eşi ile boşanmış olmalarına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri hususunun açıkça ortada olduğunu, Kurumca düzenlenen 01/07/2016 tarih ve 2016/MG-132 sayılı araştırma ve inceleme raporu ile mahalle muhtarından sorulduğunda şahısların ilçemiz ... ... ... sayılı yerde birlikte oturduklarını beyan ettiği, çevrelerinden mahalle sakinlerinden, komşularından sorulduğunda birlikte yaşadıklarının beyan edildiği, adrese gidildiğinde dış kapı önünde bulunan bir şahsa sorulduğunda kendi adının ... ..., ...'in de babası olduğunu beyan etmiş, 20.06.2016 tarihli tutanakla tespit edilmiş olduğundan 5510 sayılı kanunun 56. Maddesinin son fıkrası ve gelir/aylık ödeme ve yoklama işlemleri hakkındaki tebliğin 8. maddesi gereğince işlem yapılmasının uygun olduğu şeklinde tutanak düzenlendiğini, birlikte yaşama olgusunun 01.07.2016 tarih ve 2016/MG-132 sayılı boşanma araştırma tutanağında sabit olduğunu, bu nedenle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece, hukuka aykırı şekilde reddine karar verildiğini, müvekkili ... ile eşi ...'in 23.12.2010 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/491 E – 2010/497 K sayılı kararı ile boşandıklarını, müvekkilinin bu tarihten sonra ...sigorta sicil numarası ile kuruma kayıtlı bulunan babası ... Son’un ölümü üzerine maaş almaya hak kazandığını, davalı kurumun müvekkilim ile eşi ...’in boşandıktan sonra birlikte yaşadıklarını, tarafların yapmış olduğu boşanmanın gerçeği yansıtmadığı iddiaları ile müvekkili aleyhinde 15.08.2016 tarih ve ... sayılı yazısı ile toplam 65.716,22 TL borç tahakkuk ettirdiğini, ...'nun yapmış olduğu cezai işlem hukuka aykırı olup; gerçek durumu yansıtmadığını, müvekkili ile eşi boşandıkları dönem içersinde hiçbir şekilde aynı konut içerisinde evli imiş gibi beraber yaşamadıklarını, tarafların müşterek çocuklarının olması sebebiyle müvekkilin eşi ...'in çocuklarını görmek için müvekkilin yaşadığı adrese mecburen giriş çıkış yapmış ancak hiçbir zaman geceleri kalmadığını, bugüne kadar dinlenen tanık beyanlarına ve gelen belgelerden anlaşılacağı üzere müvekkili ile boşanmış olduğu eşi hiç bir zaman birlikte yaşamadıklarını, sadece son duruşmada bir tanığın çelişkili beyanları üzerine davanın reddine karar verildiğini, bu kararın kaldırılıp talepleri doğrultusunda davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin her ikisinin de adres kayıtlarına göre ayrı ayrı araştırma ve inceleme yapılarak eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz ettiğinden, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince; her ne kadar davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Somut olayda; eşler 23.12.2010 yılında boşanıp 29.06.2016 tarihinde yeniden evlenmişlerdir. 01.07.2016 tarihli Kurum inceleme raporuna dayanak olan 20.06.2016 tarihli kolluk araştırma tutanağında; mahalle muhtarının beyanına istinaden tarafların davacıya adına kayıtlı "... ..., ..." adresinde birlikte yaşadıklarının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacının boşandığı eşinin 21.11.2012- 25.04.2018 tarihleri arasında ikamet ettiği ".... .... ..." adresindeki apartmanda yönetici olarak görev yaptığı tespit edilen ...'nin duruşmadaki beyanında tarafların boşandığından haberi olmadığını, 2015-2016-2017 yılları arasında tarafları sürekli olarak gördüğünü beyan etmesine karşın aynı adrese yönelik yapılan kolluk araştırmasında; davacının boşandığı eşi ...'in bu adreste tanınmadığı, bina sakinleri ve görevlice bilinmediği, ikamet etmediğine yönelik tutanak düzenlendiği, bu suretle tutanak içerikleri ile tanık beyanı arasında açık bir çelişki oluştuğu görülmektedir.
Mahkemece eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için, davaya konu dönemlerde, davacının adresi ile boşandığı eşinin adreslerinde bulunan komşular, apartman kapıcı ve yöneticiler tespit edilerek tanık olarak ifadelerine başvurulmalı, yine davacı ve eşine ait medula kayıtları celp edilmeli, hastane kayıtlarında adres ve irtibat numarası olarak verdikleri bilgiler araştırılmalı, seçmen kayıtları da celp edilmek suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.