İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde otel işletmecisi tarafından ticari komisyonculuk sözleşmesi kaynaklı ödenmeyen rezervasyon bedelleri alacağına dair itirazın iptali davası.
Özet: Bu itirazın iptali davası, otel işletmecisi olan davacının, online rezervasyon platformu olarak hizmet veren davalı şirketin, müşterilerden tahsil ettiği rezervasyon ödemelerinden komisyonunu düşerek davacıya aktarması gereken 173.014,97 TL tutarındaki bakiye alacağı ödememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini talep ettiği bir uyuşmazlığı konu almaktadır; yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde, davalının bu tutarı davacıya ödemediği ve takas mahsup iddialarının da dayanaktan yoksun olduğu tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO:2025/462 EsasKARAR NO :2026/619DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:27/06/2025KARAR TARİHİ:06/07/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin otel işletmeciliği ve turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 15/08/2015 tarihinde müvekkiline ait otel asına simsarlık sözleşmesi akdedildiğini, buna göre davalının kendisine ait ..." uygulaması ve web sitesi üzerinden otel rezervasyonu sağladığını ve bunun için komisyon aldığını, yapılan anlaşma uyarınca rezervasyon ödemelerinin rezervasyonu yapan müşteriler tarafından davalıya ödendiğini, davalının bu tutar üzerinden komisyonunu mahsup ederek bakiye tahsilatı müvekkiline gönderdiğini, davalının 173.014,9-TL cari hesap borcunun bulunduğunu, müvekkilince 19/11/2024 tarihinde 2024 yılına kadar işbu borcun ödenmedi amacıyla mail gönderildiğini ancak ödemenin yapılmadığını, bu nedenle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Faturanın tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olmasının hizmetin tam ve eksiksiz verilmiş olduğunu kanıtlamadığını, hizmetin verildiğine dair ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının bu hususta somut delil sunmadığını, ayrıca müvekkilini de davacıdan komisyon alacaklarının bulunduğunu ve bu nedenle takas mahsup taleplerinin olduğunu beyan ve iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; Alacaklı tarafından borçlu aleyhine 173.014,97-TL borcun ödenmesi amacıyla 13/02/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 01/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 03/03/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.Mali Müşavir ve Bilgisayar/Yazılım Mühendisinden Oluşan Bilirkişi Heyetinin 17/04/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı yasal defterlerinde davacı taraf davalı taraftan 173.029,84-TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken, davalı yasal defterlerinde davalı tarafın davacı firmaya 173.014,97-TL borçlu göründüğü, tarafların birbirlerine kesilen faturaları ticari defterlerine kayıt ettiği söz konusu faturalara itiraz edildiğine veya iade edildiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, dava dosyasında mevcut alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs formlarında bildirildiği, taraflara ait bildirimlerin birbirini doğruladığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların da davalı ve davacı taraf ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ve cari hesapta mahsup edildiği, bu nedenle davalının ayrıca takas ve mahsup talebine konu edebileceği bir alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin davalıdan 173.029,84-TL alacaklı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği talep edebileceği alacak tutarının 173.014,47-TL olduğu, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca Davacıya ait otelin davalıya “...” isimli platform üzerinden online rezervasyon alımı gerçekleştirmiş olduğu, davalı şirketin ödemelerini almış olduğu rezervasyonlar üzerinden komisyon bedelini düştükten sonra kalan bedeli Davacıya ödemesi gerektiği, davalıya ait ... platformu üzerinde Davacıya tanımlanan hesap üzerinde yapılan incelemede yer alan cari hesap ekstresine göre .... İcra Müdürlüğü’ nün 2025/... esas numaralı dosyasına konu edilen alacak miktarı kadar olan 173.014,97-TL bedelin davalı tarafından davacıya yapılmamış olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.DELİLLER:-.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı icra dosyası -Davacı vekili tarafından sunulan; 15.08.2015 tarihli Simsarlık Sözleşmesi sureti, cari hesap, cari hesaba dayalı on adet fatura sureti-Davalı vekili tarafından sunulan; 21.814,48-TL bedelli fatura sureti-... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı-... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Bilirkişi raporu-Arabuluculuk son tutanağı-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, sözleşmeden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Davacı, internet sitesi üzerinden verilen rezervasyon hizmet sözleşmesine dayalı ticari ilişki nedeniyle açık cari hesap kapsamında takibe dayalı faturaların ödenmediğinden bahisle itirazın iptalini talep ederken, davalının borçluluğu inkar ederek davanın reddini aksi halde takas mahsup yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; konaklama platformu sunulması ve rezervasyon üzerinden komisyonla gerçekleştirilen hizmet/aracılık sözleşmesi kapsamında talep edilen alacağın fatura ve açık cari hesaptan takip edildiği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun ve tutarlı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre defterlerin fatura bedelleri yönünden uyuştuğu, ba/bs bildirimlerinin birbirini doğruladığı, davacının takibe konu ettiği asıl alacağa dair faturaların davalı defterinde ve kullanılan platformunda kayıtlı olduğu, platform üzerinden de rezervasyon alımlarının görüldüğü, davalının faturaya itiraz etmeyerek ticari defterlerine kaydettiği, davacının takip tarihi itibariyle takipteki asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu, davalının takas mahsup define yönelik bir kaydın defterlerden görülmediği gibi bu savunmanın dayanağının da bulunmadığı, mahsubu gereken bir komisyon tutarına dair davalı defterinde alacak kaydı görülmediği veya faturadan bu miktarın düşülmesi gerekliliğine dair itiraz bulunmadığı, davalı defterlerinden de itirazsız kesinleşen aynı miktardaki alacaklılık durumunun talep edilen bedelde örtüştüğü, bu kayıtlara itibar edilerek takipteki asıl alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği anlaşılmış, davanın kabulüne karar verilerek takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, davacı alacağının davalı defterlerinden açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptali ile takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla takibin aynen devamına,2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 34.602,99 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine3-Alınması gereken 11.818,65-TL karar ve ilam harcından 2.089,60-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 9.729,05-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 2.089,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.705,00-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.985,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı 06/07/2026 Katip ... Hakim ... e-imza e-imza