Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, aksi takdirde tazminat talepli davada vekilin taşınmazı üçüncü kişiye devri ve ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Dava, davacının inşaat amacıyla verdiği vekaletnameyi kötüye kullanarak taşınmazını üçüncü bir kişiye satan vekiline karşı açtığı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat talebini içerirken; ilk derece mahkemesi, vekaletle yapılan satışı davacının iradesine uygun bularak tapu iptali talebini reddetmiş, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı tazminat istemini husumet yönünden geri çevirmiş, ancak vekilin satış bedelini davacıya ödediğini ispatlayamaması nedeniyle vekili tazminata mahkum etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/6742 E.  ,  2026/3895 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2490 E., 2025/2007 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/83 E., 2023/121 K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ...mevkii 4 61... parselin davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının, bir arkadaşı tarafından davalılar müteahhit ... ve ... ile tanıştırıldığını, davalılardan müteahhitlik yaptığını söyleyen ... ile ...'un dava konusu taşınmaza bina yapma teklifinde bulunduklarını, davalı ...'nın bu inşaat işlemleri için diğer davalı ...’a vekaletname vermesini ve uzun sürecek prosedür işlerini ...'un yapacağını beyan ederek davacıdan vekaletname aldıklarını, davacının da davalıların istemi üzerine, 21.03.2018 tarihinde davalı ...'a vekaletname verdiğini, vekaletin verilmesinden sonra davacının beklemeye başladığını, davalıların, gayrimenkulün bulunduğu yerin boğaz görünümü nedeni ile .... ve....Genel Müdürlüğünde işlemlerin uzun sürdüğü ve prosedürlerin aşılmasının zaman aldığı iddiası ile uzunca bir süre davacıyı beklettiklerini, davacının inşaatın hiç başlamaması nedeniyle ilgili Belediye ve Tapu Müdürlüğünden olayı araştırdığını ve söz konusu yerinin davalılardan ... tarafından diğer davalı ...’ya vekaleten devredildiğini öğrendiğini, taşınmazının davalı ... tarafından vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle diğer davalı ...’ya satıldığını, söz konusu satış nedeniyle davacıya ödenen herhangi bir tapu bedeli olmadığı gibi, satıştan da davacının haberi olmadığını, davalıların danışıklı olarak davacıyı mağdur ettiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde tazminat istemiştir.
Davalı ... vekili; yapılan işlemin gerçek bir satış olduğunu, tapuya güven ilkesi gereği usulüne uygun olarak tapu dairesinde yapılan bir tescil işlemi olduğunu, bu sebeple davanın zaman aşımının da bir muvazaa olmamasına rağmen tapunun tescil edildiği tarih olan 21.03.2018 tarihinde başlamış olup 21.03.2019 tarihinde sona erdiğini, davalı ...'nın piyasada saygın bir yeri olan, güvenilirliği ile bilinen ve bir çok inşaat projesi yapıp bitirmiş, hali hazırda da bir çok şantiyede çalışmaları devam eden bir iş adamı olduğunu, davalının davacı ...'ı tanımadığını, davalı ... ile ... arkadaşı olan ... aracılığıyla tanıştığını ve bu kişiyle samimiyeti de bulunmadığını, dava konusu edilen taşınmazı görüp beğendiğini ve yatırım amaçlı olarak bedelini ödeyerek satın aldığını, vekil ile vekil eden arasındaki iç sorunu bilmediğini, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu savunmuştur.
Davalı ...; bu zamana kadar birçok inşaat ve gayrimenkul alım satımı işlemi gerçekleştirdiğini ve çevresinde başarılı ve güvenilir birisi olarak tanındığını, davacı tarafın da bu işle uğraşması ve çevresinin de geniş olması sebebiyle vekaletname ile dava konusu taşınmazın satışı ile ilgili vekaletname verdiğini, tarafınca bir yanıltma veya aldatma işleminin gerçekleştirilmediğini, tamamen verilen vekalet doğrultusunda hareket ettiğini, davacının verdiği yetkiyle dava konusu taşınmazı 55.000,00 TL karşılığında 21.03.2018 tarihinde ...'ya satarak bedelini elden ve nakden teslim aldığını ve davacıya da bu bedeli eksiksiz ödediğini, davacının dava konusu taşınmazı satmasından dolayı pişman olması nedeniyle hem ...'nın hem de kendisinin hakkında asılsız iddialarda bulunduğunu, yapılan işlemlerin resmi prosedürlere uygun olarak yapıldığını, davalı ... ile bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştıklarını, kendisini uzun yıllardır görmediğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davalılardan ...'un vekalet görevini kötüye kullandığının davacı tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından davalı ... tarafından vekaletname kullanılarak 21.03.2018 tarihinde yapılan devrin davacının iradesine uygun olduğundan, bu kapsamda davalıların kötüniyetli hareket ettiği dosya kapsamı itibari ile ispat edilemediğinden davacının tapu iptal ve tescil davasının reddine, davalılardan ...'nın iyiniyetli hareket ettiği anlaşıldığından ...'ya açılan tazminat davasının husumet yönünden reddine, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 160.375,00 TL olarak tespit edildiği ve bu bedelin davalı ... tarafından davacıya verildiği dosya kapsamı itibariyle yazılı delillerle ispat edilemediğinden davalı ...'un 160.375,00 TL yönünden davacıya borçlu olduğu sabit olduğundan davacının davalı ...'a karşı açmış olduğu tazminat davasının kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davacının inşaat yapımı amacıyla davalı ...'e vekaletname verdiği, vekil tarafından davacıya ait taşınmazın davalı ...'e satış yoluyla devredildiği, taşınmazın gerçek değeri ile satış senedinde gösterilen değer arasında bir misli fark bulunduğu, ticari faaliyetlerde bulunan davalıların birbirlerini tanıdıkları, bunun, dosya kapsamında toplanan Gemlik'te bulunan taşınmazın devri ile ilgili sunulan resmi senetten ve tanık ...'in beyanından anlaşıldığı, taşınmazın satış bedelinin davacıya ödendiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, vekil davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, diğer davalı ...'in vekille el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları, böylelikle kayıt maliki davalı ...'in taşınmazı ediniminin iyiniyetli olmadığı, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı gerekçesiyle Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 8.216,82'şer TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.