Yargıtay 3. Ceza Dairesinin silahlı terör örgütü üyeliği ve yardım etme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının değerlendirilmesine dair içtihadı.
Özet: Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma ve yardım etme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde, bazı sanıklar hakkındaki hükümlerin usul ve esasa uygun olduğunu belirterek onarken, diğer sanıkların temyiz aşamasında etkin pişmanlık talebinde bulunmaları üzerine, bu sanıkların duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınması, verilen bilgilerin örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu ve faydalı olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup değerlendirilmesi ve sonucuna göre Türk Ceza Kanununun 221/4-2 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının mahkemece takdir edilmesi gerektiğine hükmederek ilgili kararları bozmuştur.
3. Ceza Dairesi         2023/16571 E.  ,  2026/6492 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2021/1404 E., 2021/1648 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/27 E., 2021/58 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme
HÜKÜM: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63. maddeleri uyarınca,
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçundan; sanıklar ..., ... hakkında; TCK'nın 314/3, 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi,
Sanık ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I. Sanıklar ..., ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebi ile ilgili olarak;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
II. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebi ile ilgili olarak;
a. ... ve ... hakkında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/14 26... /12 92... .10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıkların, temyiz aşamasında sunmuş oldukları dilekçeleri ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirip bu yönde bilgi vermesi karşısında, duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, verecekleri bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması;
b. ... hakkında;
1. Sanığın ... hesap hareketlerine ilişkin 2014 yılı öncesine ait sari hesap kayıtları da getirtilip, 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap kayıtları üzerinde bilirkişi incelenmesi yaptırılıp, her iki döneme ait hesap kayıtları kıyaslanarak 2014 yılındaki hesap açma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bu talimata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun bir bilirkişi incelemesi yapılarak tespit edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. Temyiz aşamasında geldiği anlaşılan etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tanıkların öncelikle CMK’nın 180/5. maddesi gereğince SEGBİS ile ve ya huzurda hazır edilerek beyanlarının mahkeme tarafından alınması, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanındıktan sonra sanığın eylem ve faaliyetlerinin hangi tarihe kadar devam ettiği sorulması ve ayrıca UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının da araştırılarak varsa beyanların aslı veya onaylı suretlerinin dosya kapsamına alınması, duruşmada sanık ve müdafiine okunup CMK'nın 217. maddesi uyarınca diyeceklerinin sorulduktan sonra hukuki değerlendirme yapılması lüzumu,
3. Sanık ile ilgili UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetlerinin olup olmadığının tespit edilebilmesi açısından, sanık hakkında herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa aşama beyanları dosyaya getirtilip tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c. ... hakkında;
Sanığın ... hesap hareketlerine ilişkin 2014 yılı öncesine ait sari hesap kayıtları da getirtilip, 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap kayıtları üzerinde bilirkişi incelenmesi yaptırılıp, her iki döneme ait hesap kayıtları kıyaslanarak 2014 yılındaki hesap açma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bu talimata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun bir bilirkişi incelemesi yapılarak tespit edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
d. ... hakkında;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmişir. "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır." şeklinde açıklanmış, fıkra içeriğinden ve gerekçeden de anlaşılacağı üzere örgüte yardım suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir.
Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, nihai amacını gerçekleştirecek güce ulaşana kadar bu amacını bir kısım mensuplarından ve toplumdan gizlemesi bu amaçla da kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği de nazara alınarak sanığın kastı değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tanık beyanlarına göre de; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, rutin bankacılık hareketleri dışında aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve terör örgütüne yardım etmek kastıyla ... Bankasına para yatırdığına veya diğer bankacılık işlemlerini yaptığına dair dosyaya yansıyan her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve müdafileri, sanık ..., bölge adliye Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı sanıklar ... ve ... hakkında sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak ayrı ayrı BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 17.Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.