Tapusuz taşınmazın, çay vasfını yitirdiği iddiasıyla adına tescili isteminin, devletin hüküm ve tasarrufunda kalması sebebiyle reddedilerek Yargıtay tarafından onandığı karardır.
Özet: Davacı tarafından, kadastro tespitlerinde "çay vasfıyla" tescil harici bırakılan ve yaklaşık 40 yıldır kendisi tarafından kullanıldığını iddia ettiği taşınmazın adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davacının malik sıfatıyla zilyetliğini kanıtlayamadığı ve taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çay yatağı vasfını koruduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, temyiz incelemesi sonucunda da bölge adliye mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1048 E., 2025/1393 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/2 E., 2025/47 K.Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz kadastro tespitleri sırasında... vasfıyla tescil harici bırakılmıştır.Davacı; dava konusu taşınmazların 40 yıla yakın süreden beri çay vasfını kaybettiğini ve uzun zamandan beri 440 parsel nolu taşınmazıyla birlikte kullandığını, bu yerin tarafına satışı için yapmış olduğu müracaatının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 04.12.2019 tarih ve ...-000-E.17942 sayılı yazısı ile... denilmek suretiyle reddedildiğini belirtip bedelinin Hazineye yatırılmak kaydıyla adına tescilini istemiştir.Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik ve zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini, bu çeşit yerlerin alınıp satılamayacağını, bu sebeple bahse konu yer ile ilgili tapu kaydı oluşturulamadığını, tapu kaydı olmayan bir yerin satışı da mümkün olmadığı içinde satış işlemi gerçekleştirilemediğini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davacının çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini kanıtlayamamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının beyanlarında da taşınmazın bir kısmının çay yatağında kaldığının kabul edildiği, yine mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların dava konusu edilen taşınmaz bölümünün çay vasfına sahip olduğuna dair beyanda bulundukları, dosyada yer alan jeoloji raporunda da taşınmazın...'nın ... sahasında kaldığına dair tespitin bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiş ise de duruşma talebi değerden reddedildikten sonra kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.