İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin, Ölümlü Trafik Kazasında Sigortalının Olay Yerini Terk Etmesi Nedeniyle Sigorta Şirketinin Rücu Talebi ve İtirazın İptali Konulu Gerekçeli Kararı.
Özet: Bir sigorta şirketi, sigortalısına ait aracın kırmızı ışık ihlali ve olay yerini terk etmesi nedeniyle asli kusurlu bulunduğu ölümlü trafik kazasında mağdur yakınlarına ödenen 1.200.000,00 TL tazminatın rücuen tahsili amacıyla itirazın iptali davası açmış; sigortalının bu davranışının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına aykırı olduğunu ileri süren davacıya karşılık, davalı sürücünün olayın şoku ve can güvenliği endişesiyle olay yerinden ayrıldığını, kazada kırmızı ışık ihlali olmadığını ve kusurun karşı tarafta olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO:2025/680 EsasKARAR NO :2026/599DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ:23/09/2025KARAR TARİHİ:01/07/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkil şirket sigortalısına/davalıya ait olan ... plaka numaralı araç ... poliçe numarası ile poliçe başlangıç tarihi 18/09/2022, poliçe bitiş tarihi 18/09/2023 olacak şekilde sigortalandığını, 18/03/2023 tarihinde ... ili ... Mah. Kapaklı istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde bulunan sigortalı araç sürücüsü (ismi daha sonra ... olduğu tespit edildiği) sevk ve idaresinde ki sigortalı araç ile ... sevk ve idaresinde ki ... Plaka sayılı araca çarpması neticesinde kırmızı ışık ihlali yaparak Asli ve ağır kusurlu olarak ölümlü trafik kazasına sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, dava dışı araç sürücüsünün gerçekleşen kaza sonrasında olay yerini terk ettiğini, müvekkil şirket tarafından, kaza sonrası vefat eden müteveffa ... destekleri 24/01/2024 tarihinde 1.200.000,00 TL sigorta tazminatı ödemesi yapıldığını, olay yerini terk eden/resmi tutanağın yokuluğunda tanzim edilmesine sebebiyet veren araç sürücüsünün ZMSS genel şartlarına aykırı davranışlarda bulunması sebebiyle ilgili zarardan davalı sigortalının sorumluluğu bulunduğunu, ZMMS Genel Şartlarının B4. Maddesinin 2015 yılında yapılan değişikliklerle beraber "Olay Yeri Terk" başlı başına bir rücu sebebi haline gelmiş olduğunu, ZMMS genel şartları uyarınca rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalının birtakım yükümlülükleri bulunduğunu, olay yerini terk etmenin yanı sıra davalının, sigorta sözleşmesi ile üzerine düşen yükümlülükleri de yerine getirmemiş olduğunu, Sigortalı araç sürücüsünün bu tutumu nedeniyle sürücü tespiti yapılamamış, alkol ve ehliyet kontrolüne de engel olunmuş olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Davalının haksız itirazının İptaline, bu miktarın % 20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına, tensiple, ... plakalı aracın trafik kaydı üzerine 3.şahıslara devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı sigorta şirketi tarafından, ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/ ... Esas sayılı dosyasına, tarafımızca yapılan itirazın iptali ile %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi ile 1.513.298,63 Tl.lık bir itirazın iptali davası ikame edildiği, söz konusu alacak talebini de, 18.03.2023 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, vefat eden müteveffa ...'nin mirasçılarına yapılan ödemelerin, davalıya rücu edilmesi olarak gösterdiğini, öncelikle davacının, davası ve gerekçeleri, yasalara ve somut olaylara aykırı olduğunu, müvekkil davalı şirkete ait ... plakalı araç, ... poliçe no.lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında, davacı sigorta şirketinin sigortalısı olduğunu, 18.03.2023 tarihinde, müvekkil şirkete ait ... plakalı araç, ile ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda, maalesef araç sürücüsü ... vefat ettiğini, davacının rücu talebine ilişkin yukarıda ki bu açıklamaları, kazanın oluş şekli, yaşanılan olayın saati ve yeri, ilgili kolluk güçlerine sürücünün bildirilmesi ve teslimi, kazadan sonra gerekli ölçümlerin yapılması, ifadenin alınması, ve hatta aynı gün verilen tutuklama kararı karşısında, maddi gerçeklerden ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve bu nedenle davanın reddi gerektiğini, 18.03.2023 tarihinde meydana gelen kaza, öncelikle kazaların sıklıkla yaşandığı bir kavşakta meydana geldiğini, on olarak 21. Mart 2024 tarihinde 5 kişinin ölümüyle neticelenen çok elim bir kaza daha meydana geldiğini, bu kavşakta özelikle tali yoldan hızla gelen sürücülerin aynı hızla ana yola çıkmalarının engellenmesi amacıyla bir çalışma yapılması gerektiği açık olduğunu, mevcut kaza tutanaklarında, kaza anında, her iki sürücünün de sarı ışıkta geçtiği kabul edildiği, ... plakalı araç sürücüsü ifadesinde kavşağa giriş esnasında hızını 30 km ye düşürdüğünü beyan ettiğini, yine olay yeri inceleme tutanakları incelendiğinde, kazanın oluş yerinin ana yolda hareket etmekte olan kamyonun kavşağı bitirme noktası olduğu görüldüğünü, bu da, müteveffa sürücünün tali yoldan, gelerek sarı ışıkta hiç hızını azaltmadan kavşağa girdiğini, ve kavşağı bitirmek üzere olan kamyonla çarpıştığını gösterdiğini, araç sürüş asistanının devreye girmemiş olmasının nedeni de ancak bu olacağını, kaza sonrasında, müteveffanın aracının devrildiğini ve müteveffanın araçtan dışarı fırladığını gören sürücü, olayın şoku, etraftan göreceği tepki ve can güvenliği endişesi nedeniyle (ölüm durumu ve hafriyat kamyonlarına olan tepki) yoluna devam edip, yakında bulunan çalıştığı ... şantiyeye gitmiş ve durumu haber verdiğini, bunun üzerine, şantiye sorumlusu ... ve ... derhal olay yerine gitmişler ve durumu görünce, müteveffanın yakınlarının tepkisinden çekindikleri için, sürücüyü ... karakola götürmek için yola çıktıkları anda, incelemeyi sürdüren ... Karakolundan ... aranmış ve karakol etrafında müteveffanın yakınlarının bulunduğu ve sürücünün şantiyede bekletilmesi kendilerinin gelip alacakları yönünde bilgi verildiğini, bunun üzerine sürücü şantiyeden sivil bir ekip tarafından teslim alındığını, yani sürücünün kaçmadığını, ... cumhuriyet başsavcılığı tarafından düzenlenen 15.05.2023 tarihli iddianamenin 2.sayfasının 2.paragrafında da " şüphelinin olay tarihinde saat 11.33 de yapılan alkol ölçümünde alkolsüz olduğunun belirlendiği " denerek, sürücünün aynı gün ve 1-2 saat içerisinde ifadesinin alındığı ve gerekli kontrollerinin yapıldığı sabit hale geldiğini, dolayısıyla sigorta şirketinin rücu talebi yasal dayanaktan yoksun hale geldiğini belirterek davanın reddini, davacı sigorta şirketinin ileri sürdüğü “kaza mahallini terk etme” iddiasının teminat dışı hal olarak kabul edilmesi için gerekli şart ve ispatın yerine getirilmediği gözetilerek ve sürücünün kaçması ve zararın artmasına sebep olması gibi bir durum söz konusu olmadığından, ( ehliyet mevcut- alkol yok) ve gerekse ödemeye esas alınan, tazminat hesaplama yöntemi kriterleri ( hatalı olduğundan , davacının rücu talebine dayalı itirazın iptali davasının reddini, davacının ,haksız ve yasal dayanaktan yoksun takip ve davası nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Bilirkişinin 04.05.2026 tarihli raporunda özetle; 18.03.2023 günü saat 06.45 sıralarında ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde, ...’dan ... istikametine yolun 4. km sinde ,sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyir halindeyken trafik ışık kontrollü olay mahalli kavşağa geldiğinde aracının sol yan kısımlarına, seyir istikametine göre sol taraftan kavşağa giren sürücü ... idaresindeki ... plakalı çekicinin ön kısımlarıyla çarpması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, Davalı ... ve Taah. San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı ... plaka sayılı tırın sürücüsü ...’ün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı otomobilin müteveffa sürücüsü ...’nin kazanın meydana gelmesinde atfı kabil bir kusuru bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığı, Kaza tespit tutanağında, ... plak sayılı aracın sürücüsünün kaza yeri terk olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut hasar dosyası kapsamında dosyaya sunulu dekonttan müteveffa ... için 3.kişilere davacı Sigorta şirketi tarafından 24.01.2024 tarihinde 1.200.000 TL sigorta tazminatı ödemesi yapılmıştır. DELİLLER:-... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas Sayılı icra dosyası-Bilirkişi raporuç-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava; davacı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından poliçe kapsamında üçüncü kişilere ödenen destekten yoksun kalma tazminatının, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini haklı bir neden olmaksızın terk etmesi nedeniyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortalıya rücu edilmesine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamına ... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, ödeme belgeleri, ... Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası, Adli Tıp Kurumu kusur raporu ve bilirkişi raporu celbedilmiş, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm deliller birlikte değerlendirilmiştir.Uyuşmazlık; davacı sigorta şirketinin poliçe kapsamında yaptığı ödemenin davalı sigortalıya rücu edilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığı, bu kapsamda dava dışı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlenen rücu nedenlerinden birini oluşturup oluşturmadığı ile takip konusu alacağın davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin hükümleri, Türk Ticaret Kanunu’nun zarar sigortalarına ilişkin düzenlemeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “B.4-Rücu Hakkı” başlıklı hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; sigortacının, poliçe kapsamında üçüncü kişilere yaptığı ödemeleri Genel Şartlarda düzenlenen rücu sebeplerinin gerçekleşmesi hâlinde sigortalıya yöneltme hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Genel Şartlarda yapılan değişiklik sonrasında, haklı bir neden bulunmaksızın olay yerinin terk edilmesi de sigortacı bakımından bağımsız bir rücu sebebi olarak düzenlenmiştir.Dosya kapsamında bulunan trafik kazası tespit tutanağı, ceza soruşturması evrakı, Adli Tıp Kurumu kusur raporu ve 04.05.2026 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; 18.03.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı şirkete ait ... plakalı aracın sürücüsü ...’ün kırmızı ışık ihlali yapmak suretiyle kavşağa girdiği, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam (%100) kusurlu olduğu, müteveffa ...’nin ise kazanın oluşumunda atfı kabil herhangi bir kusurunun bulunmadığı sabittir. Bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki trafik kazası tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu kusur raporu ve ceza soruşturması evrakıyla uyumlu olduğu, yapılan teknik değerlendirmenin dosya kapsamındaki maddi olgularla örtüştüğü, tarafların rapora yönelik itirazlarının raporun bilimsel ve teknik tespitlerini ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı anlaşıldığından, söz konusu bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.Dosya kapsamındaki hasar dosyası ve ödeme belgelerinden, davacı sigorta şirketince müteveffa ...’nin hak sahiplerine 24.01.2024 tarihinde 1.200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği sabittir. ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasından ise davacının yaptığı asıl ödeme ile takip tarihine kadar işlemiş faiz ve fer’ileri de takip konusu yaptığı, takip talebindeki alacağın ödeme belgeleri ve takip dosyası içeriğiyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlığın esasını oluşturan olay yeri terk olgusu yönünden yapılan değerlendirmede; trafik kazası tespit tutanağında ... plakalı aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin açıkça belirtildiği görülmüştür. Dava dışı araç sürücüsü de Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde kazanın etkisiyle korku ve panik yaşadığını, bu nedenle olay yerinde beklemeyerek şantiyeye gittiğini kabul etmiştir. Bu itibarla olay yerinden ayrılma vakıası taraflar arasında da çekişmesiz olup, uyuşmazlık bu ayrılmanın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.Davalı taraf, sürücünün olay yerinden kaçmadığını, çalıştığı şantiyeye giderek durumu işverenine bildirdiğini, daha sonra kolluk görevlilerinin yönlendirmesi doğrultusunda şantiyede beklediğini, aynı gün alkol ölçümünün yapıldığını ve ehliyet kontrolünün gerçekleştirildiğini ileri sürerek rücu koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Ancak sürücünün olay yerinden ayrıldıktan sonra işverenine haber vermesi veya daha sonra kolluk görevlilerince teslim alınmış olması, gerçekleşmiş bulunan olay yeri terk olgusunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira trafik güvenliği bakımından sürücünün kazanın hemen ardından olay yerinde kalması, gerekli incelemelerin olay mahallinde sağlıklı biçimde yapılmasına katkı sağlaması ve yetkili mercilerin talimatlarını olay yerinde bekleyerek yerine getirmesi beklenmektedir. Sonradan kolluğa teslim olunması veya kolluk tarafından bulunulması, olay yerini terk fiilinin hukuki sonuçlarını ortadan kaldıran bir olgu olarak değerlendirilemez.Davalı tarafça ayrıca sürücünün olayın etkisiyle şok, korku ve panik yaşadığı ileri sürülmüş ise de, korku ve panik yaşanması ağır sonuç doğuran trafik kazalarında olağan bir insani tepki niteliğinde olup tek başına olay yerini terk etmeyi hukuken haklı veya zorunlu kılan bir neden olarak kabul edilemez. Dosya kapsamında sürücünün fiil tarihinde algılama veya irade yeteneğini ortadan kaldıracak ya da önemli ölçüde azaltacak nitelikte psikiyatrik veya psikolojik bir rahatsızlığının bulunduğunu gösteren herhangi bir sağlık kurulu raporu, uzman hekim görüşü veya tıbbi belge bulunmamaktadır. Bu nedenle yalnızca sürücünün kendi beyanına dayanılarak olay yerini terk etmesinin hukuken mazur görülebileceği sonucuna varılması mümkün değildir. Davalı vekilinin psikoloji alanında uzman bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin talebi de bu kapsamda değerlendirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi uyarınca bilirkişiye ancak çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda başvurulabilir. Somut olayda değerlendirilmesi gereken husus, mevcut deliller karşısında olay yerini terk fiilinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı olup bu değerlendirme hukuki takdir niteliğindedir. Dosyada sürücünün irade ve algılama yeteneğini etkileyen psikiyatrik bir rahatsızlığına ilişkin herhangi bir tıbbi veri bulunmadığından psikoloji alanında bilirkişi incelemesi yapılması uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı gibi HMK’nın 266. maddesi kapsamında zorunlu teknik inceleme niteliğinde de değildir. Bu nedenle söz konusu talebin reddine karar verilmiştir.Davalı taraf, sürücünün aynı gün alkol kontrolüne tabi tutulduğunu ve alkolsüz olduğunun tespit edildiğini, ehliyet kontrolünün de yapıldığını belirterek sigortacının herhangi bir zararının artmadığını savunmuştur. Gerçekten de soruşturma dosyasında sürücünün daha sonra alkol ölçümünün yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu husus, olay yerini terk fiilini ortadan kaldırmadığı gibi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlenen bağımsız rücu nedeninin gerçekleşmediği anlamına da gelmemektedir. Genel Şartlarda olay yerinin haklı neden olmaksızın terk edilmesi ayrıca rücu sebebi olarak düzenlenmiş olup, bu durumda sigortacının ayrıca zararının arttığını veya rizikonun tespitinin fiilen güçleştiğini ispat etmesi aranmaz. Bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, haklı ve zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk ettiği, bu davranışın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesi kapsamında sigortacıya tanınan rücu hakkını doğurduğu, davacı sigorta şirketince hak sahiplerine yapılan ödemenin poliçe kapsamında ve usulüne uygun olduğu, bu nedenle davacının yaptığı ödeme ile takip konusu fer’ileri davalıdan talep etme hakkının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin ödeme emrindeki şartlarla devamına karar verilmiştir.Davacı icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş ise de; takip dayanağı alacak, sigortacının rücu hakkına dayalı olup rücu koşullarının oluşup oluşmadığı, olay yerini terk fiilinin hukuki niteliği, kusur durumu ve takip konusu alacağın kapsamı ancak yargılama sonucunda belirlenebilmiştir. Bu nedenle takip tarihi itibarıyla davalının kendiliğinden hesaplayabileceği, miktarı belirli ve likit nitelikte bir alacaktan söz edilemeyeceğinden, İİK’nın 67. maddesinde düzenlenen icra inkâr tazminatı koşulları oluşmamıştır. Bu sebeple davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;Davanın KABULÜ ile;1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın İPTALİNE, takibin ödeme emrinde yazılı şartlarla devamına,2-Haksız fiile dayalı davanın niteliği ve alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin Reddine,3-Alınması gereken 103.373,42-TL harcın, peşin alınan 18.276,87-TL harçtan mahsubu ile bakiye 85.096,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcın ve 18.276,87-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.382,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 229.861,81-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 01/07/2026 Katip ... Hakim ...e-imzalıdır e-imzalıdır