Yargıtay 10. Ceza Dairesi, uyuşturucu ticareti mahkumiyetini, sanığın zorunlu müdafi olmaksızın alınan kolluk ifadesi ve kişisel kullanım sınırındaki madde nedeniyle gerçekleşen zamanaşımından düşürdü.
Özet: Sanığın müdafi bulunmaksızın alınan ve mahkeme huzurunda doğrulanmayan kolluk ifadesinin hükme esas alınamayacağı, ele geçirilen 1,0 gram kenevirin kişisel kullanım sınırında olup uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyeti için yeterli delil bulunmadığı, eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, bu suç için öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin son mahkûmiyet kararından itibaren temyiz incelemesi tarihine kadar gerçekleştiği tespit edilerek, verilen hükmün bozulmasına ve sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
10. Ceza Dairesi         2021/10814 E.  ,  2026/3219 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/21 E., 2016/36 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığa atılı suçun cezasının alt sınırı itibarıyla kolluk ifadesi alınırken zorunlu müdafi tayini gerektiği de gözetilerek; 5271 sayılı CMK'nın 148/4. maddesi uyarınca, müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı; sanığın soruşturma aşamasında müdafi bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifadesini kabul etmeyerek hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı
soruşturma yürütülen tanık ...'den ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgisi olmadığını savunduğu, sanık tarafından kovuşturma aşamasında kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, kişisel kullanım sınırında olan net 1,0 gram kenevir bitkisini ise sanığın savunmaları aksine, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılması için yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu haliyle sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında;
Sanığın eylemi için, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı TCK'nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 29.01.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2026 tarihinde karar verildi.