Danıştay 4. Dairenin Bakırtepe Altın Madeni kapasite artışı ÇED olumlu kararının iptali isteminde bilirkişi raporu değerlendirmesi.
Özet: Sivasta bulunan bir altın madeni işletmesinin kapasite artışı projesine ilişkin verilen çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali talebiyle açılan davada, idare mahkemesi, çevre, maden, jeoloji, ziraat, orman mühendisleri ile arkeolog, antropolog, biyolog ve şehir plancısından oluşan geniş kapsamlı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapora dayanarak, projenin çevresel etkilerinin (hava, su, gürültü kirliliği, atık yönetimi, flora-fauna üzerindeki etkiler, kültürel varlıkların korunması) alınan ve planlanan önlemlerle minimum düzeyde tutulduğunu, kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığını, tüm mevzuat ve bilimsel ölçütlere uygun olduğunu tespit ederek ÇED olumlu kararını hukuka uygun bulmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/1431Karar No : 2025/3391 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ..., ... Vakfı VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sivas İli, Kangal İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından "Bakırtepe Altın Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi) Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, meteoroloji mühendisi, orman mühendisi, harita mühendisi, antropolog, arkeolog, biyolog, kimyager ve şehir plancısından oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; harita mühendisliği yönünden; proje alanına hazırlanan haritalardaki gösterimlerin rapor içeriğinde bulunan koordinat verileri ile uyumlu olduğu, jeoloji mühendisliği yönünden; konum ve topografya, bölgesel ve yerel jeoloji açısından genel olarak alınan gerekli önlemlerin yeterli olduğu, maden mühendisliği yönünden; toz emisyonu, gürültü emisyonu, vibrasyon, hava şoku, HCN solüsyonunun atmosfere, toprağa, yüzey ve yeraltı sularına yayılması, erozyon, sediman, toz taşınımı, atıksu, kullanılacak kimyasal maddelerin dökülmesi gibi muhtemel çevresel etkilere karşı alınması planlanan önlemlerin yerinde olduğu, sanat tarihi yönünden; proje raporunda belirtilen önlemlere uyulması durumunda, madencilik faaliyetinden Molladeresi Höyüğü'nün olumsuz olarak etkilenmeyeceği, çevre mühendisliği yönünden; hava kirliliği, su kirliliği, gürültü kirliliği ve katı atıklar yönüyle ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli önlemlerin alındığı, patlatmadan kaynaklanan yer sarsıntısı, hava şoku ve gürültü, fırlayan kaya ve toz emisyonu değerlerinin kabul edilebilir düzeyde oldukları ve sınır değerlerin altında olduğu, meteoroloji yönünden; meteorolojik parametrelerin uygun kullanıldığı, kimya mühendisliği yönünden; ÇED raporu içerisinde yapılan analizlerin akredite kuruluşlar tarafından yapıldığı, numune alma ve analiz protokollerine uyulduğu ve işletmenin kapasite artışının çevreye vereceği zararların minimum düzeyde tutulduğu, orman mühendisliği açısından; proje alanının mevcut bitki örtüsü ve toprak yapısı antropojenik etkiler sebebiyle çok uzun süre önce orman niteliğini önemli ölçüde kaybettiğinden, dava konusu proje alanında gerçekleştirilen işletme faaliyetlerinin; orman alanlarına, bitki örtüsü ve türlerine, biyolojik çevresel değerlere ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacak herhangi bir etkiye sahip olmadığı, zamanla oluşabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alındığı, ziraat mühendisliği yönünden; projede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda, proje alanı içerisinde ve yakınlarında bulunan tarla, bahçe ve mera alanlarındaki bitkilerin madencilik faaliyetleri sonucu oluşacak tozlardan etkilenmeyeceği ve yapılacak madencilik faaliyetlerinden ilgili alanların zarar görmeyeceği, sosyal antropolojik yönden; ÇED raporunda belirtilen önlemlere uygun olarak davranıldığı takdirde projenin, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tescil edilmiş Bakırtepe Ziyaret Alanı'nda gerçekleştirilen tören ve ritüellerin gerçekleşmesinde bir sorun teşkil etmeyeceği, şehircilik ve bölge planlama yönünden; yer seçimine yönelik olarak ilgili kurumlardan yazılı görüşler alınmak suretiyle gerekli ve yeterli sayılabilecek önlemlerin alındığı, biyolojik yönden; projenin yerleşim yerlerine uzaklığı ve proje dosyasında belirtilen önlemlerin sıkı denetiminin yapılması durumunda risklerin (rüzgar, toz, gürültü ve diğer parametreler değerlendirildiğinde) kabul edilebilir düzeyde kaldığı, hidrojeolojik yönden; ÇED raporunda, alanının mevcut durumu, inşaat/iletme dönemi ve kapama dönemi ile ilgili jeolojik, hidrolojik ve hidrojeolojik hesaplamaların, çalışmaların, analizlerin ve değerlendirmelerin mevcut bilimsel ölçütler (kontrol edilebilir, izlenebilir, hesaplanabilir, vb.) dikkate alınarak, fiziksel ve çevresel yapısı ile uyumlu bir şekilde temsil edici ölçekte ele alındığı anlaşılmakla, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun, raporun yeterli bilimsel verilere dayandığının, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detayları içerdiğinin, gerekli tüm önlemlerin alınması ve kanunlara/yönetmeliklere harfiyen uyulması koşuluyla söz konusu madencilik faaliyetinin yürütülebileceğinin sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bilirkişi raporunun ÇED raporundaki taahhütlere yer verilmek suretiyle oluşturulduğu, ileri sürülen iddiaların değerlendirilmediği, dolayısıyla usulen eksik incelemeyle karar verildiği, nitekim dava konusu işlemin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında verildiği, ancak bu durumun kümülatif etkilerle birlikte gerçekçi bir çevresel etki değerlendirmesine aykırılık teşkil ettiği, madencilik faaliyetinin halk sağlığı üzerindeki iddialarının Mahkemece araştırılmadığı, madencilik faaliyetinin üst ölçekli planlara aykırılık teşkil ettiği, somut olmayan kültürel miras olarak tescillenen Bakırtepe Ziyaret alanının ÇED alanı içerisinde ve açık ocakların tam ortasında yer aldığı, dolayısıyla madencilik faaliyetinin hayata geçmesi durumunda bu alana erişimin olmayacağı, patlatmadan kaynaklı titreşim sonucunda Bakırtepe Ziyaret alanında tahribatlar oluşacağı, ÇED alanının yakınında bulunan ve 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş Molla Deresi Höğüyü bulunduğu, ÇED raporunda söz konusu sit alanının hangi düzeyde etkileneceğinin incelenmediği, proje alanının yakın çevresinde nitelikli doğal koruma alanı olarak tescillenen Kalkım Balıklı Kaplıcalarının bulunduğu, dolayısıyla yapılması planlanan projenin kaplıcanın su sistemini olumsuz etkileyeceği, flora ve fauna tür tespit çalışmalarının eksik olduğu halde bilirkişi tarafından bu iddianın değerlendirilmediği, tarımsal üretim, toprak kirliliği, bitkisel toprak muhafazası, mera alanları ve hayvancılık faaliyetlerine yönelik iddiaların değerlendirilmediği, ÇED raporunda tutarsız ve çelişkili ifadelerin bulunduğu halde bu yönüyle değerlendirme yapılmadığı, meteoroloji mühendisi tarafından buharlaşmayla ilgili ilk olarak olumsuz görüş beyan edilmiş iken, ek bilirkişi raporunda bu görüşün değiştiği ancak, görüş değiştirilmesinin ilk tespiti ortadan kaldırmayacağı, ayrıca sulamanın yapılmasıyla tozumanın engelleneceği, dolayısıyla tarım ve hayvancılığın olumsuz etkilenmeyeceği yönündeki ziraat mühendisi tespitinin gerçekçi olmadığı, topraktan alınan numunelerle halihazırda metal kirliliğinin varlığını gösterdiği, dolayısıyla kapasite artışına ilişkin projenin yapılmasıyla birlikte çevresel riskin daha da artacağı, ayrıca sıyrılan üst toprağın depolanması ve korunmasıyla ilgili önlemlerin yetersiz olduğu, söz konusu projenin mevcut yığın liç sahasında kaymalar yaşandığı, sonuç olarak, eksik incelemeyle verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı idare tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla projenin harita mühendisliği, maden mühendisliği, çevre mühendisliği, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği, sosyal antropoloji, şehir ve planlama, biyoloji, hidrojeoloji, yönlerinden projenin yapılmasının uygun olduğunun ortaya konulduğu, ÇED raporunun önceki iptal kararının gerekçelerini de dikkate alacak şekilde hazırlandığı, kapasite artışı olması nedeniyle ÇED alanı içerisinde yer alan ve alması planlanan tüm üniteleri kapsayacak şekilde kümülatif değerlendirme yapıldığı, proje hakkında ilgili kurumların olumlu görüşünün bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, halihazırda faal olan bir projeyle ilgili kapasite artışının söz konusu olduğu, jeolojik ve hidrojeolojik çalışmaların yetersiz olduğu gerekçesiyle önceki ÇED kararının iptaline, diğer yönlerden ise hukuka uygun olduğuna karar verildiğinden, bu gerekçelerin dikkate alınmasıyla ÇED raporunun revize edildiği, dolayısıyla yargılamanın iptal gereklerinin yerine getirilip getirilmediği hususunda yapılması gerektiği, buna rağmen bilirkişi raporunda tüm yönleriyle değerlendirme yapılarak, projenin yapılmasının uygun bulunduğu, davacının iddialarının soyut nitelikte olduğu, bilirkişilerin değerlendirmelerine, gözlemlerine uygun olduğu müddetçe ÇED raporuna atıf yapılarak bilirkişi raporunun hazırlanmasının doğal olduğu, meteoroloji mühendisinin kök bilirkişi raporunda eksik olduğu ileri sürdüğü veri setinin ÇED raporunu etkilemeyeceği, kaldı ki ÇED raporunun bir kısmında zaten söz konusu veri setinin kullanıldığının anlaşılması nedeniyle ek bilirkişi raporunda görüşün değiştirildiği, davacının yığın liçinde kayma yaşandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, zira maden mühendisi bilirkişinin böyle bir duruma işaret etmediği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının karşı oyda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/05/2025 tarihinde karar verildi.(X) KARŞI OY : Dava; Sivas İli, Kangal İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından "Bakırtepe Altın Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi) Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda, hidrojeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, projenin su kaynakları üzerindeki etkilerinin incelendiği, gerekli önlemlerin alındığı belirtilmiş iken, jeoloji mühendisi tarafından bir önceki bilirkişi raporunda jeolojik açıdan yapılan değerlendirmede olduğu gibi, Naldöken açık ocak alanlarında basamak yüksekliği belirtilen ocak derinliğine ulaşmaya başladığında, Molla Deresindeki su akıntısının kesilmesi olasılığına karşı gerekli önlemlerin alınmasının önem taşıdığının belirtildiği, ziraat mühendisi tarafından da özellikle tozumanın bitki üzerindeki etkisinin değerlendirildiği, hayvancılık ile ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılmadığı dikkate alındığında, gerek su kaynaklarına etkiler bakımından (varsa) çelişkinin giderilmesi ve ziraat mühendisliği alanında (varsa) eksikliğin tamamlanması, bir önceki ÇED Olumlu kararının iptal gerekçelerinin ÇED raporunda yerine getirilip getirilmediği hususları ile projenin kümülatif etkilerinin açık ve somut bir şekilde irdelenmesi ve ayrıca temyiz dilekçesinde davacı tarafından fiili durumda yığın liç kısmında kaymalar olduğu ileri sürüldüğünden, bu hususun da araştırılarak böyle bir durumun olup olmadığı, varsa bu durumun önlemlerin yetersizliğinden mi yoksa taahhüdün ihlal edilmesinden mi kaynaklandığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu durumda, yukarıda yer verilen hususlar başta olmak üzere, davacı tarafından temyiz dilekçesinde esasa etkili olabilecek itirazlarının açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla İdare Mahkemesince ek bilirkişi raporunun alınması suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.