Fiili taksim nedeniyle ön alım hakkının reddine ilişkin tapu iptali ve tescil davasında, bölge adliye mahkemesi kararının temyizen hukuka uygun bulunarak onanması.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ortak olduğu bir taşınmazda hissesinin bilgisi dışında satıldığını ileri sürerek ön alım hakkını (şufa hakkı) kullanma talebiyle açtığı tapu iptali ve tescil davasını ele almakta; davalı tarafın taşınmazda hissedarlar arasında fiili taksim bulunduğunu savunması üzerine, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından yapılan keşifler, dinlenen tanıklar ve bilirkişi raporları neticesinde fiili taksimin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesini ve davacının bu ret kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunun, bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle Yargıtay tarafından onanmasını konu almaktadır.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1727 E., 2025/900 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozova 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/159 E., 2022/133 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19 parsel sayılı taşınmazda hissesinin bulunduğunu, dava konusu 1/5 hissenin 19.02.2021 tarihinde 16.790,00 TL bedelle davalıya satıldığını, bu satışın müvekkillerinin bilgisi ve rızası olmaksızın yapıldığını, müvekkillinin ön alım hakkını kullanabilmesi için gerekli yasal şartların oluştuğunu ileri sürerek, dava konusu hisse yönünden davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline dava konusu payı satış işlemi ile devreden ...'in davacının kardeşi olduğunu, hissedarlar arasında fiilen taksimin yapıldığını ve uzun yıllar boyunca taşınmazın bu taksime uygun şekilde kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli ve 2021/159 Esas, 2022/133 Karar sayılı kararı ile; "...mahkemece yapılan keşif neticesinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının ve öncesinde davacının babasının kullandığı kısmın diğer hissedarlardan ayrı olduğu yine davalının satın aldığı kısmın, davalı ve öncesinde pay satan ...tarafından ayrı olarak kullanıldığı, dolayısıyla taşınmaz üzerinde fiili taksim olduğu hususu sabit olduğu..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2025 tarihli ve 2024/1724 Esas, 2025/900 Karar sayılı kararı ile "...mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında Dairece bir isabetsizlik görülmediği...mahkemece davanın reddine karar verildiği halde davada kendilerini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine...davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 16.796,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine..." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriTemyiz dilekçesinde özetle;1. Dosyada taraflar arasında taksim yapıldığına dair herhangi bir emarenin bulunmadığı,2. Fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapora itiraz edilmesine rağmen bu konuda Mahkemece yeniden rapor düzenlenmesine karar verilmediğini, 3. Anılan raporda davacıya kalan alanının m²'sinin eksik belirtildiğini, taşınmazın 3.500,00 m²'sinin Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından dere için kamulaştırıldığını, geriye 33.055.20 m² alanın kaldığını, bu durumda müvekkilinin elinde 5/3 hisse olarak 19.800,00 m² kalması gerekirken raporda 17.798.11 m² kaldığının belirtildiğini, bu durumun çelişki yarattığını,4. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8/i maddesinde yer alan hükümler gereği sınırdaş arazi sahibinin ortada ön alım yokken sanki ön alım hakkı varmış gibi muamele gördüğünü ancak fiili taksim durumlarında ortada ön alım hakkı olan kişinin ön alım hakkının yok sayıldığını, paydaş davacının meşru haklarının fiili taksim sebep gösterilerek ihlal edilmesinin hukuka aykırı bir durum ortaya çıkardığını, 5. Sınır ayrımını gösteren işaretlerin zeminde bulunmamasına karşın davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, ön alım hakkkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.