Eczacının davalı kurumca sahte reçete faturalandırma iddiasıyla kesilen cezai şart ve reçete bedeli işleminin iptali istemiyle temyize taşınan uyuşmazlık.
Özet: Davacı eczacının, sahte reçetelerle ilaç faturalandırıldığı iddiasıyla uygulanan cezai şart ve reçete bedeli iadesine ilişkin itirazıyla başlayan davada, ilk derece mahkemesi cezai şartı iptal ederken reçete bedelinin iadesini reddetmiş; istinaf mahkemesi ise eczaneden sahte küpürlerle ilaç temin edildiği gerekçesiyle davanın tamamını reddederek ilk derece kararını kaldırmıştır. Davacı temyiz başvurusunda, ilaç şirketinin cevabındaki küpürlerin dava konusu ilaçlara ait olmadığını ve karekodlu ilaçların sahte olamayacağını ileri sürerek istinaf kararının bozulmasını talep etmektedir.

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/565 E., 2025/2134 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2014/537 E., 2023/2496 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; eczane sahibi ve mesul müdürü olan müvekkiline davalı Kurum tarafından 20.05.2014 tarihli yazı ile Kurum müfettişleri tarafından hazırlanan 17.05.2013 tarihli rapora istinaden, fatura edilen reçetelerden taraflar arasında imzalanan 2012 Eczane Protokolü kapsamında imzalanan sözleşmenin (4.3.6.) maddesi uyarınca faturalandırılmış olan 11.061,20 TL meblağlı reçetenin sözleşmenin (5.3.10) maddesini ihlala ettiği gerekçesiyle, reçete bedelinin 10 katı olan 110.616,20 TL tutarında cezai şart uygulandığını belirterek; muarazanın meni ile 11.061,62 TL reçete tutarı ve 110.616,20 TL cezai şart tutarı olmak üzere toplam 121.677,82 TL tutarında müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini, reçete tutarı ve cezai şart tutarının iptalini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; müvekkili Kurum müfettişlerince yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen rapor ile davacı tarafından sunulmayan sağlık hizmetlerinin fatura edildiğinin ve sahte reçete düzenlendiğinin, davacının müvekkili Kurumu zarara uğrattığının tespit edildiğini, müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; savcılık soruşturma dosyasında verilen takipsizlik kararında belirtildiği üzere, sahte küpürlerin davalı Kuruma fatura edilmesinde davacı eczacı ve dava dışı çalışanlarının, dava dışı doktor veya dava dışı 3. kişiler ile işbirliği içinde hareket ettiğinin kanıtlanmadığı, 2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.10.) maddesi gereğince davacı eczacının cezai işleme tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğu, savcılık soruşturma dosyasında davaya konu küpürlerin sahte olup olmadığı hususunda rapor aldırılmamış ise de, dava dışı ilaç şirketi tarafından sunulan 17.03.2016 havale tarihli müzekkere cevabında davaya konu küpürlerin dava dışı ilaç şirketi tarafından ilaç kutularına yapıştırılan küpürler ile aynı olmadığının ve orjinal olmadığının, dolayısıyla küpürlerin sahte olduğunun tespit edildiği, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden dolayı davalı Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, sahte reçetelere konu ilaç bedellerini davacının davalı Kurumdan talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından davalı eczacı aleyhine verilen 110.616,20 TL cezai şartın iptali ile muarazanın önlenmesine, faturalandırılan reçete bedeli olan 11.061,62 TL'nin iadesi talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya dava dışı ilaç şirketi tarafından sunulan 17.03.2016 havale tarihli müzekkere cevabında, davaya konu kupürlerin dava dışı ilaç şirketi tarafından kutulara yapıştırılan kupürler ile aynı olmadığının ve dolayısıyla orjinal olmadığının belirtildiği, Mahkemece hüküm gerekçesinde kupürlerin sahte olduğunun tespit edildiğinin vurgulandığı, dava konusu ilaçların davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczaneden alındığının sabit olduğu, bu nedenle davalı Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; dava dışı ilaç şirketi tarafından sunulan 17.03.2016 havale tarihli müzekkere cevabında belirtilen ilaçların dava konusu ilaçlar olmadığını, yazı cevabının ''Octanine F 1000 IU'' isimli ilaçlarla ve reçetelerle ilgili olduğunu, dava konusu ilaçların ''Beriate p 500'' isimli ilaç olduğunu, ''Octanine F 1000 IU'' isimli ilacın müvekkili tarafından davalı Kuruma fatura edilmediğini, müvekkili tarafından fatura edilen ilaçların karekodlu olup davalı Kurum sistemine kayıtlı ilaçlar olduğunu, davalı Kurum sisteminde kayıtlı karekodlu ilaçların sahte olmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, davalı Kurum tarafından tesis edilen reçete bedeli ve cezai şart işleminin iptali istemine ilişkindir.1. Dava konusu reçetelerin hastaların bilgisi dışında düzenlenerek davacı eczaneden temin edilmesi suretiyle davalı Kurumun zarara uğradığı, sorumluluğunda olmayan reçetelerin bedelinin davalı Kurumdan tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, aksi halde reçete bedellerinden sorumlu olmayan davalı Kuruma külfet yüklenmiş olacağı, davacının reçete bedelini ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebileceği, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı, bu nedenlerle davalı Kurumun yersiz reçete bedeli ödemelerini geri isteme hakkı olduğu kabul edilerek, davalı Kurumun davaya konu sahte reçete bedellerinin iadesine ilişkin işlemi yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Davalı Kurumun 20.05.2014 tarihli yazısı ile 17.05.2013 tarihli davalı Kurum müfettiş raporuna göre, davacı eczacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczane aleyhine davalı Kuruma fatura edilen reçetelerden Eczane Protokolünün (4.3.6.) maddesi uyarınca faturalandırılmış olan 11.061,62 TL'nin ödeme tarihi itibariyle hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesi ve Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte kupür faturalandırıldığı tespit edildiğinden, davacı aleyhine 2012 Eczane Protokolünün (5.3.10) maddesi uyarınca reçete bedelleri toplamının 10 katı olan 110.616,20 TL uyarınca cezai şart uygulanması istendiği, söz konusu reçete tutarı olan 11.061,62 TL yersiz ödeme kapsamında yasal faizi ile birlikte ve 2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.10.) maddesi gereği 110.616,20 TL cezai şart ile uyarı cezası uygulandığı bildirilmiştir.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı eczacı aleyhine kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık eyleminden yapılan soruşturma kapsamında; bir kısım dava dışı şüphelilerin hemofili hastası oldukları için soruşturmaya konu reçeteleri kendi adlarına yazdırdıklarını beyan etmeleri, söz konusu hemofili hastası dava dışı şüpheliler adına şahıs bazlı yazılan ilaç miktarının az olması, ilgili ilaçların temininin farklı tarihlerde farklı eczanelerden sağlanması, dolayısıyla hemofili hastası dava dışı şüpheliler ile söz konusu ilaçları davalı Kuruma fatura eden eczanelerin sorumluları olan diğer şüpheliler arasında, bahse konu ilaçların temini hususunda devamlı bir irtibatın, iştirak iradesini ortaya koyan organik bir bağın tespit edilememesi, alınan bilirkişi raporunda hemofili hastası dava dışı şüphelilerin gerçek hasta olduğunun ve yazılan ilaçların hastalıkları ile uyumlu olduğunun, ayrıca ilgili davacının da içinde yer aldığı eczane sorumlusu şüphelilerin ...- Eczane Protokolü ile protokolün EK-4 maddelerine uygun hareket ettiğinin ve üst limit kota ve sıra dağıtım kuralının ihlali konusunda davalı Kurumun bir tespitinin olmadığının belirtilmesi, suça konu reçetelerin usulsüz olduğu kabul edilse bile ilgili eczanelerin sorumlularının reçeteleri kendilerinin düzenlememesi, eczacı olarak davalı Kurum tarafından belirtilen protokole uygun biçimde reçetelere işlem yaparken, reçeteyi getiren ilgiliye ilaçları temin ederken reçetenin usulsüz olduğunu bilmeme ihtimalinin bulunması, bu kapsamdaki davacının da içinde yer aldığı eczane sorumlusu şüphelilerin önüne gelen her reçetenin usulsüz olup olmadığını denetleme imkanının bulunmaması, davacınında içinde yer aldığı eczane sorumlusu şüphelilerin işbu soruşturma kapsamında soruşturması ayrıca devam olunan dava dışı H.D. ve dava dışı H.D. ile beraber fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.Eldeki davada Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince hüküm gerekçesinde kupürlerin sahte olduğunun tespit edildiğinin vurgulandığı, dava konusu ilaçların davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczaneden alındığının sabit olduğu, bu nedenle davalı Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya konu sahte kupürlerin iğfal kabiliyeti olduğu, bunun davacı eczacı tarafından bilinemeyeceği, davacı eczacının sahtecilik eyleminde irtibatının ve iştirak iradesini ortaya koyan organik bir bağın tespit edilemediği, davacı eczacı aleyhine kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık eyleminden yapılan soruşturma neticesinde somut bir delil bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, 2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.10.) maddesi gereğince davacı eczacının cezai işleme tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince davacı eczacının cezai işleme tabi tutulmasına dair işlem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR1.Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.