Ticari nitelikteki taşınmaz kira sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine karar verilerek Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkili kılınmasına yönelik detaylı hukuki değerlendirme.
Özet: Otoparkta oto yıkama işletmesi kurulmasına ilişkin ticari nitelikteki kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit davasında, davacının kiralananın ayıplı olması nedeniyle ruhsat alamaması ve işletmenin mühürlenmesine rağmen kira tahakkuk ettirilip icra takibi başlatıldığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti ile icra işlemlerinin durdurulmasını talep ettiği olayda, uyuşmazlığın ticari bir kira sözleşmesinden kaynaklanmasına karşın Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4/1-a maddesi uyarınca kira ilişkisinden doğan tüm alacak davaları ile bu davalara karşı açılan davalarda görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilmiştir.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/1792 EsasKARAR NO :2026/677DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:13/07/2026KARAR TARİHİ:24/07/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili ile davalı arasında 05/06/2018 tarihinde kira sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında davalıya ait AVM bünyesindeki kapalı otopark alanında oto yıkama işletmesi kurulması ve kiralanması hususunda anlaşıldığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerine yerine getirdiğini ve faaliyetlerine başladığını, ancak kiralananın ticari faaliyetini imkansız şekilde ağır ayıplı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin belediyeye yaptığı ruhsat başvurularının imar planında yer almaması nedeniyle reddedildiğini ve işletmenin mühürlendiğini, işletmenin mühürlenmesine rağmen davalının kira tahakkuk etmeye devam ettiğini, bu nedenle davalıya noter ihtarnamelerinin gönderildiğini, davalının durumu bilmesine rağmen müvekkili adına; kira bedeli, kira artış farkı ve su tüketim bedeli talepli icra takibi başlattığını iddia ederek; müvekkilinin icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, yargılama sonuna kadar icra işlemlerinin durdurulması için tedbir kararı verilmesini, davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan takipte menfi tespit istemine ilişkindir.6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, 115. madde gereğince mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.6100 Sayılı HMK'nın 4/1-a.maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.Somut Uyuşmazlıkta; Davacının alt kiracı, davalının alt kiraya veren olduğu, takip dayanağı olarak icra dosyasından görülen kira sözleşmesinde aylık maktu bir kira bedelinin belirlendiği, işletmeye dayalı olacak şekilde ticari ilişkinin bulunmadığı, işletmeye dayalı hasılat kirası bulunmadığı, kiraya verenin başlattığı ilamsız takipte de kira bedeli ve giderlerin talep edildiği, davacı kiracının kiralananı kullanamadığından bahisle menfi tespit talep ettiği, kiralanan yere dair zapta karşı tekeffül ve kiralananın kullanıma müsait olup olmadığı iddialarının, kira hukukuna dayalı yasal ve sözleşmesel hükümlere göre çözülmesi gerektiği, taraflar tacir olsa da salt kiraya dayalı uyuşmazlığında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, anlaşılmakla göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.Mahkememizce ticari dava olmadığı anlaşılan uyuşmazlıkta İstanbul yargı çevresinde bulunan diğer ilçelerdeki ilgili hukuk mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilebileceği, dosyanın bu suretle farklı ilçedeki yetkili Mahkemeye gönderilmesinin aynı zamanda yetkisizlik kararı olarak yorumlanamayacağı, aynı yargı çevresinde yer alan diğer ilçe mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesinin usul ekonomisine de uygun olduğu, nitekim Yargıtay 11. HD'nin, 01/07/2024 tarih, 2024/2008E., 2024/5413K. sayılı BAM kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair kararının bu şekilde olduğu, icra takibinin İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün 2026/1550 esas sayılı dosyası ile başlatılmış olduğu, tarafların yerleşim adresinin de Anadolu Adliyesi yargı çevresinde olduğu, sözleşmesel yetki şartının da Anadolu Adliyesine işaret ettiği anlaşılmakla, usul ekonomisi gözetilerek, görevsizlik kararı üzerine dosyanın İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafça açılan DAVANIN; TTK'nın 5/2. ve HMK'nın 114/1-c. maddeleri gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK'nın 115/2. maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/07/2026Katip ... Hakim ...e-imza e-imza