Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, trafik kazası kaynaklı değer kaybı ve araç mahrumiyeti tazminatı davasında davalının görev, yetki, zamanaşımı ve husumet itirazlarını reddettiği gerekçeli karar.
Özet: Davacının, bir trafik kazasında davalıya ait aracın kusurlu hareketi sonucu kendi aracında oluşan değer kaybı ve araç mahrumiyet zararlarının tahsili talebiyle açtığı tazminat davasında, mahkeme; tarafların ticari niteliği gereği görev itirazını, haksız fiilden kaynaklanan davalarda yetki kuralları uyarınca yetki itirazını ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle zamanaşımı itirazını reddederek, davalının kusursuzluk, taleplerin fahişliği ve davacının müterafik kusuru iddiaları başta olmak üzere esasa ilişkin savunmalarını değerlendirme aşamasına geçmiş ve dava konusu olayın asli delillerle incelenmesi için çeşitli kurumlardan belge ve bilgi toplamıştır.

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/3 Esas - 2026/596

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/3
KARAR NO: 2026/596
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/09/2025
KARAR TARİHİ : 16/07/2026
G.K. YAZIM TARİHİ : 28/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 31.12.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı şirkete ait aracın davalı şirkete ait aracın kusurlu şekilde çarpması sonucu hasarlandığını, kaza nedeniyle araçta değer kaybı oluştuğunu ve onarım süresince araçtan yararlanılamaması nedeniyle araç mahrumiyet zararı doğduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL değer kaybı alacağı ile 50,00 TL araç mahrumiyet bedelinin, değer kaybı yönünden ticari avans faizi, araç mahrumiyet bedeli yönünden yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev, yetki, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak davanın usulden reddini savunmuş; esas yönünden ise kazanın müvekkil şirkete ait araç sürücüsünün kusurundan kaynaklanmadığını, davacının iddialarını resmi nitelikte delillerle ispatlayamadığını, kusur durumunun bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin personel seçimi ve denetim yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı aracındaki hasar ve talep edilen değer kaybı ile araç mahrumiyet bedelinin fahiş olduğunu, varsa davacı sürücüsünün müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, ticari avans faizi talebinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini, ayrıca davanın müvekkilinin kasko sigortacısı olan .... Sigorta A.Ş.’ye ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.
TOPLANAN DELİLLER:
-Davaya konu araçlara ve varsa davaya konu kazaya ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi için Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazı yazılmış ve cevabi yazı dosya arasına alınmıştır.
-Dava konusu araçların tescil bilgileri sistem üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.
-Sigorta Şirketine yazı yazılarak davaya konu kazaya ilişkin hasar dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
-Davaya konu olayda kusur oranının tespiti ve talep edilen tazminatların hesabı için dosya bilirkişiye gönderilmiş, tanzim edilen rapor dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davaya konu uyuşmazlık davalının maliki olduğu .... plakalı aracın davacıya ait....plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen kazadan kaynaklı davacı aracında oluşan değer kaybının ve araç mahrumiyet bedelinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
Davalı tarafın görev itirazında bulunduğu görülmüş, her iki tarafın da tacir olduğu bunun yanı sıra davalı aracın ticari vasıfta olduğu anlaşılmakla davanın ticari mahiyette her iki tarafın ticari işletmesini ilgilen bir durumdan kaynaklı olduğu anlaşılmakla görev itirazı yerinde bulunmamıştır. TTK'nın 3. maddesinde; "Ticari İş" kavramı düzenlenmiş; "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticari iş karinesine ilişkin TTK'nın 19. maddesinde; "(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır." denilmiştir. İlgili düzenlemede, gerçek kişi tacirler yönünden hangi işlerin adi iş sayılacağı belirtilmiş iken, tüzel kişi tacirler yönünden ayrık düzenleme getirilmediğinden tüm işleri ticari iş niteliğinde ve ticari işletmesi ile ilgili olduğu yasal düzenleme ile kabul edilmiştir. Bu nedenle tüzel kişi tacirler hakkında açılan davada, alacağın sebebine bakılmaksızın (sözleşmeden, haksız fiilden yahut sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmış olsa da) ticari işletmesi ile ilgili olduğu ve ticari iş olduğunun kabulü gerekmektedir. (Ankara BAM 35. HD. 2026/1034 E, 2026/1090 K)
Yine davalı tarafından yetki itirazında bulunularak İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş ise de; haksız fiilden kaynaklı davalarda zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de davaya bakmaya yetkili olup davacının ikametgahı mahkememizin yetki sınırları içerisinde bulunduğundan davalının yetki itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Davalının zaman aşımı itirazlarının kazanın meydana geldiği tarih ile dava açılış tarihi ve davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı dikkate alınarak reddine karar verilmiş, davalının husumet itirazının davaya konu aracın davalı mülkiyetinde olması nedeniyle işleten sıfatı bulunduğundan reddi gerekmiştir.
Yine davalı tarafından davaya konu kazaya kendilerinin karıştığının ispat edilemediğini iddia etmiş ise de; davacının olay yerini terk eden davalı aracı hakkında iki taraflı tutanak tutması beklenemez. Kaldı ki davacının bir mizansen kurup; kendince bir plaka belirleyip buna bağlı olarak da o plakanın geçerli bir plaka olması, davacının aracın üzerindeki şirket adını da belirtmesi ve bu plaka ile şirket ismini uyumlu olarak söyleyebilmesi de hayatın normal seyri içerisinde beklenen bir durum değildir. Davacının olay yerini terk eden davalı aracı ardından durumu ispata yarar mahiyette tek taraflı tutanak ile kolluk birimlerine durumu ihbar etmesi ve bu yönde tutanak tutturması, davalının o tarihte ve saatte orada bulunmadığına dair somut herhangi bir belge de sunmaması dikkate alınarak mahkememizce dosyadaki belgeler davacının iddia ettiği şekilde kazanın gerçekleştiği hususunda yeterli görülmüştür.
Tarafların Kusur Durumu;
Mahkememizce meydana gelen kazada kusur oranının belirlenmesi için dosya Adli Trafik Uzmanlığı da bulunan Makine Mühendisi Bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 04/05/2026 tarihli raporda, "
....Çimento Hazır Beton Nakliyat İnşaat Turizm Akaryakıt San. ve Tic. A.Ş.’nin maliki olduğu .... plakalı aracın sürücüsünün dava konusu
kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ....’ın dava konusu kazanın
meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı,
"şeklinde görüş ve kanaatlerinin bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Değer Kaybı Yönünden Değerlendirmeler;
Davaya konu uyuşmazlık konularından biri değer kaybı bedelinin tahsiline ilişkindir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ve varsa daha önceki kaza/hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin piyasa koşullarına göre tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmak suretiyle tespit edilir. Dosyanın değer kaybının tespiti ve miktarının hesaplanması yönünden Makine Mühendisi bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Anılan raporun incelenmesinde; araçta oluşan değer kaybı bedelinin ise Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda; fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, faturalar sigorta ekspertiz dosyası ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği, varsa daha önceki kazaları da nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine uygun olarak hesaplandığı, taleple bağlı kalınarak kaza tarihi itibariyle değer kaybı bedelinin 27.433,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Araç Mahrumiyet Bedeli Yönünden Değerlendirmeler;
Davacı, kaza neticesinde, aracın hasarlandığını ve kullanılamadığını kanıtlanması durumunda, aracın makul onarım süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan araç mahrumiyet zararlarını talep edebilir. Davacıdan ayrıca bu dönem için araç kiraladığına yönelik belge sunması istenemez, mahkemece bilirkişiden alınacak rapor ile aracın makul onarım süresini tespit ederek, bu süre zarfında araç mahrumiyeti nedeniyle uğrayacağı zararın tespit edilmesi gerekir. (Ankara BAM 35. HD. 2023/1274E, 2023/1679 K sayılı ilamı)
Bu kapsamda, meydana gelen trafik kazası neticesinde, kaza yapan aracın onarım süresince kullanılamaması nedeniyle araç malikinin uğradığı kayıplar da, zarar niteliğinde olduğundan, zarara neden olan veya eylemlerinden sorumlu olanlardan talep edilebilir. Ancak bu sürenin belirlenmesi malzeme bekleme süresi, sigortanın bir kısım yazışmalar nedeniyle meydana gelen gecikmeleri kapsamamaktadır. Bu süre aracın makul olarak onarılması gereken süre ne ise onun üzerinden belirlenir.
TBK'nın 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. KTK'nın 85/son maddesi kapsamında, araç işleteni de, sürücüsünün kusuru ile verdiği zararlardan kendi zararı gibi sorumlu olduğundan, zarar görenin zararının giderilmesinde, sorumludur. Geniş anlamda zararı; "bir kişinin mal varlığında veya şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme" olarak tanımlamak mümkündür. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuk Genel Hükümler sy. 589, 2020) Mal varlığında meydana gelen eksilme ise maddi zarar olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiil neticesinde ortaya çıkan her türlü ekonomik eksilme ve kayıp zarar kapsamına girer. Zarar gören, zarar sorumlusundan karşılanmasını talep edebilir.
Davacı vekilinin araç mahrumiyetine ilişkin tazminat talebi yönünden ise; Makine Mühendisi Bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerde, bilirkişi tarafından araçtaki hasarların giderilmesi için gerekli makul sürenin 7 gün olacağı yönünde kanaat bildirildiği görülmüş, davaya konu araçla muadil aracın günlük kiralama bedeli üzerinden araç mahrumiyet bedeli 10.202,00 TL olarak belirlenmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosyada aldırılan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, bilimsel verilere uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle işbu rapor hükme esas alınmış, kusur oranına göre hesaplanan ve karşılanmayan değer kaybı zararından ve dolaylı zarar olan araç mahrumiyet zararından davalının sorumluluğunun kabulü gerekmiş, temerrüt tarihi tüm alacak kalemleri için davalı araç maliki olduğu için kaza tarihi olarak belirlenmiş, davanın taraflarının tüzel kişi tacir, davalı aracının ticari mahiyette olduğu ve ticari işten kaynaklandığı dikkate alınarak avans faize hükmedilmiş, neticeten davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
Davanın KABULÜ İLE;
1-27.433,00 TL Değer kaybı bedelinin kaza tarihi olan 31/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-10.202,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 31/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 2.570,84-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 641,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.314,44-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 615,40-TL peşin harç ve 641,00- TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.256,40-TL'nin davalıldan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 37.635,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça yapılan 7.158,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ...E-imzalıdır
- T A S H İ H Ş E R H İ -
Mahkememizin iş bu dosyası kapsamında kurulan hükmün son paragrafında;
"Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. " denilmiş ise de davaya konu uyuşmazlık miktarı yönünden istinaf yolunun açık olamayacağı, söz konusu durumun yazım hatasından kaynaklandığı gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilmiş, söz konusu hatanın açık yazım yanlışından kaynaklandığı anlaşıldığından anılan maddenin;
"Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar yönünden kesin olarak karar verildi. " şeklinde düzeltildiği tashihen şerh olunur.28/07/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ...E-imzalıdır