Ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati haciz talepli itirazın iptali davasında istinaf başvurusunun, dava değerinin yasal parasal sınırın altında kalması nedeniyle reddi kararı.
Özet: Ticari bir hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında davacının ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın harca esas değerinin 11.717,64 TL olduğunu ve HMKnın güncel hükümleri uyarınca dava tarihinde geçerli olan 50.000,00 TLlik kesinlik sınırının altında kaldığını tespit ederek, ilk derece mahkemesi kararının kesin nitelikte olması nedeniyle davacının istinaf talep hakkı bulunmadığına karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/994
KARAR NO: 2026/966
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/06/2026 (Ara Karar)
NUMARASI: 2026/453 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesi ile; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında yaklaşık 4 yıldır süregelen düzenli bir ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin yönetim ve idare yetkisinin bütünüyle kayyuma devredilmesine kadar ödemelerin düzenli yapıldığını, ancak kayyum ataması sonrasında müvekkil şirketten hizmet alınmaya devam edilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, platform kullanımları ve hizmet alımları müvekkil şirket tarafından kesintisiz olarak sağlanmasına ve tüm mesuliyet kendisinde olmasına rağmen davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmadığını, ödememe tutumunun hukuki sebeplere değil idari kararlara dayandığı ve cari hesap kayıtlarının da bu durumu desteklediğini, davalı şirkete kayyum atanmış olmasının şirketin mali durumunun ciddi şekilde bozulduğunu, bu durumun ihtiyati haciz için aranan "yaklaşık ispat" şartını sağladığını, davalının malvarlığını kaçırma azaltma veya alacağın tahsilini güçlendirecek tasarruflarda bulunma ihtimalinin muhtemel olduğunu beyan ederek açıklanan nedenlerle davalı aleyhinde İİK m. 257 ve devamı hükümleri doğrultusunda ihtiyati haciz talebi verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin 04/06/2026 tarihli ara kararı ile; "... Alacağın şartlarının oluşup oluşmadığının mevcut delil durum itibariyle belirlenemediği, sunulan belgelerin alacağın varlığını yaklaşık olarak göstermeye elverişli olmadığı, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, davacının talebinin ve alacağın varlığının yargılamayı gerektiği anlaşıldığından ihtiyati haciz isteminin reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli yaklaşık ispat şartı dahil olmak üzere tüm şartlar sağlandığını belirterek kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Dava, reklam hizmet ilişkisinden kaynaklı bakiye fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığın ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. fıkrasında, miktar ve değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiştir. Aynı yasanın, "Parasal sınırların artırılması" üst başlığı ile ek madde 1’de, 200., 201., 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması sureti ile uygulanacağı, ikinci fıkrada, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı ifade edilmiştir.
04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş olup anılan değişikliğin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilen kararlar yönünden uygunlanması mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/07/2025 Tarihli 2023/4-931 E. 2025/491 K. sayılı kararında da aynı yönde oybirliği ile karar alınmıştır.
Somut dosyada karar tarihi 04/06/2026 olduğundan, 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası uyarınca yapılan değişiklikler dikkate alınarak kararın kesin nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlıkta harca esas değerin 11.717,64 TL olduğu, davacı tarafça kararın istinaf edildiği anlaşılmıştır. HMK'nin 341/2 maddesi uyarınca dava değeri bakımından dava tarihi olan 04/06/2026 itibariyle geçerli olan kesinlik sınırı 50.000,00 TL olduğundan davacının istinaf talep hakkı bulunmamaktadır.
6100 sayılı hukuk mahkemeleri kanunun 346 maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusuyla ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyalarıyla ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir.
Bu durumda, davacı vekilince kesin nitelikte bir karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve 352/1.b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye irat kaydına, karar harcının istem halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf yargılaması için davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/07/2026