Adana Bölge Adliye Mahkemesi, Borç İtfa Sözleşmesi Kapsamında Banka Teminat Mektuplarının İadesi Talebini İnceleyen İstinaf Kararı.
Özet: Bu dava, davacı şirketin, davalı ile aralarındaki bayilik ilişkisinin sona ermesi ve yapılan borç itfa sözleşmesi kapsamında taşınmaz devri ile borcunun kalmadığını iddia ederek davalı tarafından iade edilmeyen iki adet banka teminat mektubunun geri verilmesini talep etmesidir. Davalı ise davacının iddialarının aksine hala borçlu olduğunu, kendisinin zarara uğradığını ve ihtilaflı teminat mektuplarının itfa sözleşmesi kapsamında olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir; ilk derece mahkemesi ise teminat mektuplarının iadesi için güvence altına aldıkları borcun bulunmadığının sabit olması gerektiğini vurgulayarak banka teminat mektuplarının hukuki niteliğini incelemektedir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/487 - 2026/2153
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/487 KARAR NO : 2026/2153T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26/11/2025NUMARASI : 2025/408 Esas - 2025/907 KararDAVACI : VEKİLLERİ : Av. Ö DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Banka Teminat Mektubunun İadesi İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/07/2026YAZIM TARİHİ : 08/07/2026 ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2025 tarihli ve 2025/408 Esas- 2025/907 Karar sayılı kararı aleyhine davacı istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf aleyhine menfi tespit ve teminat mektuplarının iadesi istemli dava açtığını, taraflar arasında 2005-16.03.2017 arasında otobüs yetkili satıcılık ve servis işine ilişkin bayilik ilişkisi olduğunu, davacı şirket (bayi), davalı tarafın aşırı faiz, vade farkı, haksız uygulamaları, piyasadaki olumsuz şartlar vb. sonucu ödeme zorluğuna düştüğünü, taraflar arasında düzenlenen 16.03.2017 tarihli "Borç İtfa Sözleşmesi" ile bayilik ve servis sözleşmesi feshedildiğini, bu sözleşme ile davacının davalıya 17.232.662,00.TL borçlu olduğu ve borca karşılık ... İli, ... İlçesi, 250 Ada, 7 Parsel sayılı taşınmazın tüm demirbaş, eklenti ve stokları ile birlikte ... AŞ’ye devri halinde hiçbir borcun kalmayacağı kararlaştırılmıştır (Sözleşmenin 1,2 ve 4. Maddesi). 17.03.2017 tarihinde üzerindeki ipotekler kaldırılarak taşınmaz devri gerçekleştirilmiş ve böylelikle davacı taraf edimini yerine getirdiğini, bunun haricinde taşınmazdaki tüm demirbaş, eklenti ve stokları ... A.Ş.'ye teslim edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının davalıya hiçbir borcu kalmamasına karşılık davalı tarafa sözleşme uyarınca verilen ve muhatabı ... olan 24.12.2015 tarihli ve ... numaralı 1.000.000,00.TL tutarlı teminat mektubu ile muhatabı ... olan 09.10.2015 tarihli ve ... numaralı 750.000,00.TL tutarlı teminat mektubunun haksız olarak iade edilmediği ileri sürülerek belirtilen teminat mektuplarının davacıya iadesine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu teminat mektuplarının iade edilmesini isteme hakkı mektupları düzenleyen bankalara ait olduğundan davacıya aktif husumet düşmediğini, taraflar arasındaki 2006 yılında başlayan ticari ilişki davacı firmanın 27.02.2017 tarihinden sonra ödemelerini yapmaması ve bir takım hileli işlemlerle mallarını kaçırması üzerine davalı taraf itfa sözleşmesini imzalamak zorunda kaldığını, davacı şirketin, davalıya hiçbir borcunun kalmadığı iddiası doğru olmadığını, İtfa sözleşmesi nedeniyle davalı ... AŞ 6.681.091,60 TL maddi zarara uğramış, 244.726,25 TL tapu devir harcından kaynaklanan alacak ve 100.000 $ cezai şart alacağı ödenmediğini, İtfa sözleşmesinde belirtilen teminat mektupları davacı tarafa iade edilmiş olmakla birlikte dava konusu teminat mektupları itfa sözleşmesinde yer almadığından ... AŞ’nin uğrayabileceği zarar nedeniyle iade edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Somut davadaki talep; istem/dava tarihi (23.05.2017) itibariyle davacı ... Ltd. Şti’nin davalı ... AŞ’ne borcunun bulunmadığı tespit edilerek 2 adet teminat mektuplarının iadesidir. Yargılama sürecinde bu talep değişmemiştir (ıslah edilmemiştir). Bir başka deyişle dava konusu teminat mektupları için ilgili bankalara karşı açılan davalar sonucunda mektup karşılıklarının ... ve ... tarafından ... AŞ’ye ödenmesi sonrasında ... Ltd. Şti’nin bu iki bankaya ödeme yapmasına dayalı bir istirdat/tazminat istemi talebi bulunmamaktadır. Bu nedenle somut dava; dava tarihi olan 23.05.2017 tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkete borcunun olup olmadığı ve dolayısıyla teminat mektuplarını iade yükümlüğünün bulunup bulunmadığı kapsamında değerlendirilecektir. Teminat mektuplarının iadesinin talep edilebilmesi için teminat/garanti altına aldıkları konularda borç bulunmadığının sabit olması gerekir. Banka teminat mektupları garanti akdi niteliğindedir. Bunun doğal sonucu teminat mektubu veren banka asıl borcu yüklenmiş olur, teminat mektubu borcunu öderken kendi borcunu ödemiş olur, banka; beklenmeyen halleri, imkansızlığı, muhatap ile lehdar arasındaki akdin geçersizliğini ileri sürerek tazmin talebini reddedemez, banka; teminat mektubunun geçersiz olduğunu, zamanaşımına uğradığını mahkemece ödeme konusunda tedbir bulunduğu gibi kendisine ait defileri ileri sürmek sureti ile mektup bedelini ödemekten kaçınabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarih 2018/618-2019/2564 sayılı kararı). Taraflar arasında düzenlenen 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesinde dava konusu 2 teminat mektubu hakkında bir düzenleme bulunmamaktadır. Dava konusu teminat mektupları taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca doğmuş veya doğacak alacak ve tazminat taleplerini garanti altına almayı amaçladığından mahkememizce 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesinden kaynaklanan taahhütler de dahil olmak üzere teminat mektuplarının iade hakkının doğup doğmadığının (ve zorunlu olarak borçsuzluğun) mahkememizdeki davanın ikame tarihi olan 23.05.2017 tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda detayları belirtildiği üzere mahkememizin 2018/285-2020/529 sayılı dosyasında verilen hükümle; ... AŞ’nin ... Ltd. Şti’den 244.726,25 TL tapu devir harcı alacağı ve 100.000 $ cezai şart alacağının (Asıl alacakla birlikte 03.05.2017 tarihinden itibaren uygulanacak faiz ve diğer ferileri) bulunduğuna hükmedilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Dolayısıyla teminat mektuplarının iadesi davasının açıldığı 23.05.2017 tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğu ve teminat mektuplarının iadesini talep edemeyeceği, bir başka ifadeyle teminat mektuplarının iadesi isteminin haksızlığı sabittir. Bununla birlikte her iki muhatap Bankanın cevabi yazılarından; ... tarafından düzenlenen ... No.lu 750.000 TL tutarlı teminat mektubu ve süre uzatım yazısının, ... tarafından düzenlenen ... No.lu 1.000.000 TL tutarlı teminat mektubu ve 16.12.2016 tarih 150 sayılı süre uzatım yazısının bankalara iade edilmiştir. Bu vakıalara göre her iki teminat mektubunun iadesi istemi konusuz kalmıştır. Sonuç itibariyle davacı şirketin davalı şirkete dava tarihi itibariyle borçlu olduğu sabit olduğundan borçsuzluğun tespiti istemi reddedilerek teminat mektuplarının iadesi isteminin konusuz kaldığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır...." gerekçesiyle "Davanın ikame tarihi itibari ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminin reddine, teminat mektuplarının iadesi isteminin konusuz kalması nedeni ile bu konuda esas hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına,..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ile müvekkili şirketin 16.03.2017 tarihinde varmış oldukları mutabakat ve yapmış oldukları "Borç İtfa Sözleşmesi" çerçevesinde bayilik ve servis sözleşmesini feshettiklerini, 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesi'nin 1-2 ve 4. maddeleri uyarınca müvekkil şirketin 17.232.662,00.TL borcu olduğu ve bu borca karşılık ... İli, ... İlçesi, 250 Ada, 7 Parsel'deki plaza binası ve eklentilerini oluşturan taşınmazın 20.03.2017 tarihine kadar tapu devrinin yapılması halinde müvekkil şirketin hiçbir borcu kalmayacağının açıkça belirtildiğini, tapu devri yapıldığını ve stoklardaki tüm malların devredildiğini ve müvekkil şirketin de borcunun kalmadığını, ne var ki davalı şirketin davaya konu 2 adet teminat mektubunu iade etmediğini, ilk derece mahkemesinin belirttiği gibi doğmamış bir borca ya da borç itfa sözleşmesinden kaynaklanan tazminatlara ilişkin verilen bir teminat mektubu bulunmayıp, bunun ancak davalının dahi iddia etmediği bir hususu mahkemenin anlam yüklemesi olabileceğini, davaya konu teminat mektuplarının bekletici mesele yapılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/285 Esas sayılı dosyada ileri sürülen talepleri kapsamadığını, taraflar arasındaki olağan ticari işleyiş sırasında bu teminat mektuplarının verildiğinin açık olduğunu, müvekkilin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, yargılama devam ettiği sırada teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini iddia ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER :Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :Dava, banka teminat mektuplarının iadesine ve iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 16.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesiyle feshedildiği, Borç İtfa Sözleşmesinde davacının bu sözleşmeyle belirlenen borcuna karşılık kendisine ait taşınmazı davalıya devretmesi halinde hiçbir borcunun kalmayacağının kararlaştırıldığı, davacı taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını sağlayarak davalıya devir ve teslim ettiği halde davalının bayilik sözleşmesi uyarınca kendisine verilen 2 adet teminat mektubunu davacıya iade etmediği ileri sürülerek teminat mektuplarının iadesine ve iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili tarafından, teminat mektuplarının iadesini isteme hakkının mektubu düzenleyen bankaya ait olduğu, Borç İtfa Sözleşmesi nedeniyle davalının maddi zarara uğradığı, ayrıca tapu devir harcından kaynaklanan alacak ve cezai şart alacaklarının ödenmediği, Borç İtfa Sözleşmesinde belirtilen teminat mektuplarının davacıya iade edildiği, eldeki davaya konu teminat mektupları bu sözleşmede yer almadığından uğrayabilecekleri zarar nedeniyle davacıya iade edilmediği ileri sürülerek davanın reddi savunulmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce davanın ikame tarihi itibari ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminin reddine, teminat mektuplarının iadesi isteminin konusuz kalması nedeni ile bu konuda esas hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacının gecikmeli de olsa 17.03.2017 tarihli Borç İtfa Sözleşmesindeki edimlerini yerine getirdiğinin sabit olduğu, davacının davalıya Borç İtfa Sözleşmesi öncesi bir borcunun kalmadığı, ancak, davacı tarafın teminat mektupları nedeniyle borçsuzluk ve iade isteminde bulunabilmesi için 17.03.2017 tarihli sözleşme nedeniyle de (bir başka ifadeyle dava tarihi olan 23.05.2018 tarihi itibariyle) herhangi bir borcunun kalmaması gerektiği, çünkü Borç İtfa Sözleşmesi'nin dava konusu teminat mektuplarının yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş olduğu, oysa mahkemenin 2018/285 Esas ve 2020/529 Esas sayılı dosyalarında verilen hükümle 244.726,25 TL tapu devir harcı alacağı ve 100.000 $ cezai şart alacağının faiz ve diğer fer'ileri ile birlikte eldeki davanın davacısı ... Otomotiv İnşaat Turizm Tic. ve San. Ltd.Şti.'nden alınarak eldeki davanın davalısı ... ... A.Ş.'ne verilmesine karar verildiği ve sözkonusu kararın kanun yollarından geçmekle kesinleşmiş olduğu, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğu ve teminat mektuplarının iadesini talep edemeyeceği, yargılama sırasında muhatap bankalarca davaya konu teminat mektupları ve süre uzatım yazılarının bankaya iade edildiği ve risk çıkışı yapıldığının bildirilmiş olduğu, buna göre davacının iadesini talep ettiği teminat mektuplarının nakde çevrildiği ve davacı tarafından teminat mektubu bedellerinin istirdatı veya tazmini de talep edilmediği anlaşılmış, sonuç olarak ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1-....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2025 tarihli ve 2025/408 Esas- 2025/907 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE,6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır