İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ressamın fikri ve sanat eseri haklarına tecavüzün önlenmesi ve tazmini istemli davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Tanınmış bir ressam, dostluk nişanesi olarak hediye ettiği, toplum tarafından bir ikon haline gelmiş yağlıboya eserinin bir şirket tarafından izinsizce kullanılması, üzerinde değişiklikler yapılması, çoğaltılması ve ticari amaçla satılmasından ötürü telif haklarına tecavüzün durdurulmasını, ürünlerin piyasadan toplatılmasını ve eser sahipliğinden kaynaklanan maddi (üç katı bedel ve haksız kazanç) ile manevi tazminatın ödenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/769 Esas
KARAR NO: 2026/922
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/02/2024
NUMARASI: 2021/473 E. - 2024/36 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 1960 yılından beri resim sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen, sanat ve resim camiasında adı iyi bilinen yaşayan önemli ressamlardan biri olduğunu, müvekkilinin ...ne ... yılından beri, ......Derneği'ne ... yılından beri, ......Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği'ne (GESAM) ise 2004 yılından beri üye olduğunu, müvekkilinin ayrıca ...üyesi olup, ....., müvekkilinin, ...'nın aralarındaki dostluğun bir nişanesi olarak ...'nın davaya konu yağlıboya portresini yılların verdiği birikimle büyük bir emek ve özverinin ürünü olarak 1988 yılında resmetmiş ve ...'ya hediye etmiş olduğunu, davaya konu söz konusu tablonun orijinali halen ...'nın ......'taki evinde bulunduğunu, davaya konu söz konusu tablo, ...üyeleri ve taraftarı arasında ikon olduğunu, toplumun her kesimince ... ile özdeşleşir hale geldiğini, müvekkilinin söz konusu eserin sahibi olup resimlerinde kullanmış olduğu imzası orijinal portrenin üzerinde de yer aldığını, bununla birlikte değişik platformlarda yağlı boya portresini sergilediğini; dergilere, gazetelere mülakatlar verdiğini,... ve değişik birçok televizyon kanalında davaya konu söz konusu resme ilişkin röportajlara katıldığını, tüm bu hususlar müvekkilinin eser sahibi olduğunu şüpheye yer bırakmaksızın, açıkça gösterdiğini, müvekkilinin yapmış olduğu resimler ile tanınan, kendisinin ve ailesinin tüm geçimini katıldığı sergilerden ve sattığı resimlerden kazanan birisi olduğunu, müvekkilinin, söz konusu portreyi ... ile olan yakın dostluğu sebebiyle resmederek kendisine hediye etmiş olmasına rağmen davalı şirket, müvekkilinin iznini almaksızın söz konusu portreyi imtiyaz sahibi davalı .... ..... Şti. ... tablo ürününde kullandığını, bunun dışında üzerinde değişiklikler yapmış, çoğaltmış, değişik platformlarda yayımlamış, hediye olarak dağıtmış olduğunu, davalı şirket tüm bunların dışında ayrıca müvekkile ait basma hakkı, çoğaltma hakkı ve yayma haklarını ihlal etmek suretiyle üzerinde müvekkiline ait eserin bulunduğu ...Sanat ... ... ... 25x40 cm ürünlerini yurtiçi ve yurtdışı mağazalarında ve internet sitelerinde piyasa sürmüş ve büyük ticari kar elde ettiğini, ayrıca davalı firma internet satış portallarına reklamlar vererek hem ihlalin kapsamını genişletmiş hemde bu kapsamda ihlalin kendisi olan ...'ı ticari kaygılarla satış potansiyelini artırma yoluna gittiğini, davalı şirket piyasaya sürdüğü 1 çeşit ürün (...) üzerinde müvekkilinin imzasına yer vermekten özellikle ve bilinçli olarak kaçınmış olduğunu, müvekkilinin imzasını eserin üzerinden kaldırdığını, bununla da yetinmeyip resmin üzerine bir harflerle “...” yazmak ve renkleri değiştirmek suretiyle resmi tahrif ettiğini, bununla birlikte müvekkilinin fikri mülkiyet haklarına yönelen söz konusu ihlal hala devam ettiğini, söz konusu tecavüzün ref'i ve muhtemel tecavüzün men'ine karar verilmesi, ...Sanat ......... ürünlerinin yeniden basımının, çoğaltılmasının, yayılmasının önlenmesi, satışının durdurulması ve piyasadan toplatılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davaya konu ...Sanat ...... ...'ın 5846 sayılı FSEK m. 68/1 uyarınca, müvekkilinin sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte ve 5846 sayılı FSEK 70.maddesi uyarınca davalının davaya konu ürünlerin satışı neticesinde karar tarihine kadar elde etmiş olduğu kârın söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte ve müvekkilinin manevi haklarının haleldar olması sebebiyle 5846 s. FSEK m. 70 uyarınca ihlale konu her bir ayrı olay bakımından ihlal edilen manevi hakların ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle toplamda 5.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihlerinden itibaren işleyecek olan kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
TALEP ARTIRIM DİLEKÇESİ:
Davacı vekili 13/06/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile, 15.000 TL. maddi tazminatın ihlal tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi, 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine açılmış olan bu davanın müvekkili ... yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu eylem tüzel kişiliği ve dava ehliyeti olan .... Ltd. Şti tarafından zarar verme kastı olmaksızın gerçekleştirildiğini, kaldı ki dilekçe devamında detaylı olarak izah edildiği üzere FSEK kapsamında bir ihlal de bulunmadığından davanın diğer davalı şirket yönünden esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsedildiği üzere, davacı tarafça yapıldığı ve yaratıldığı iddia olunan eserin, gerçek sahibinin, kim olduğunun müvekkillerim tarafından bilinmediğini, zira davacının yarattığı esere konu olan isim, .......'ya ait olduğunu, ...... isminin, muhterem mahkemece de bilindiği üzere, o denli saygı ile anılmaktadır ki, özellikle vefat ettiği tarihten sonra çeşitli ressamlar tarafından resmi ve heykeli yapıldığını, bu hali ile, çeşitli eser sahipleri tarafından yaratılan bu eserler Türkiye genelinde kabul gördüğünü, anonimleşmiş ve yaygınlaşmış olduğunu, bu yönüyle bakıldığında müvekkilinin tutumu Anayasa'da belirtilen dürüstlük kuralına uymadığını, örneğin Merhum ...'nın heykeline, ona dair resimlere özellikle ....... vs. gibi semtlerde hemen hemen tüm parklarda ve meydanlarda rastlamak mümkün olduğunu, bu sebepten müvekkilinin eseri anonim sanması hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu hali de, davacı ressam tarafından yaratılan eser gibi yüzlerce eser sahibi de ...'ya ait çeşitli eserler yarattıklarını, yaratılan bu eserler piyasada tanınırlığı ve sempatisi sebebiyle çeşitli firmalar tarafından, çeşitli sosyal medya platformlarında sıklıkla paylaşıldığını, takdir edileceği üzere sosyal Medya Platformlarında yer alan bu binlerce eseri kime ait olduğunu bilmek, şayet kullanılan eser üzerinde yaratıcısının ismi veya imzası yoksa asla mümkün olmadığını, nitekim davaya konu olan Portre, müvekkillerim tarafından, sosyal medyada adından sıklıkla bahsedilen ... isimli bir platformun, İnternet sayfasında yer alan binlerce resimden beğenilerek alınmış ve kendi uğraş alanları çerçevesinde kullanılmak istenildiğini, dava dilekçesinde gösterilen eser ile davalı şirket tarafından kullanılan eser farklı olduğunu, sosyal medya ve internet ortamında 3. Şahıslar tarafından söz konusu resimden esinlenilerek yeni ve anonim bir eser meydana geldiğini, davalı şirket bu hususta anonim olarak sosyal medyada birden fazla sitede yer alan şekliyle kullanmak istendiğini, her ne kadar davacı taraf müvekkilinin, davacının imzasını eserin üzerinden kaldırdığını iddia etmiş ise de bu tamamen gerçek dışı olduğunu, ekte sunulan ve eserin yer aldığı sahifenin tetkikinden de açıkça görüleceği üzere, eserin üzerinde eserin kime ait olduğuna ilişkin ne bir isim, ne de bir imza mevcut bulunmakta olduğunudığını, kaldı ki müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi kötü niyetli olsa idi, imzasız bir resmi imzasız olarak paylaşmaz kendi yapmışcasına imza atacağını, imza bir ressamın parmak izi olduğunu, ismi soy ismi olduğunu, resmin kim tarafından yapıldığının öğrenilmesi adına bir resimde olması gereken yegane unsur olduğunu, eserin anonim bir eser olduğunun tartışılmaz olduğunu, kaldı ki, davacının uğramış olduğu maddi kayıp ile, bu olay sebebiyle müvekkilimizin edindiği maddi kazancın bir oranlaması yapılarak, hakkaniyete uygun bir tazminatın belirlenmesi gerektiğini, yine olayın gelişiminde, müvekkillerine atfedilecek en ufak bir kusurdan da bahsedilemeyeceği için, müvekkilleri aleyhine bir manevi tazminat talebinin da hukuki bir gerekçesi olamayacağını, davacının eseri ile müvekkilinin ürününde kullandığı eser arasında büyük farklar bulunmakta olduğunu, davacının eseri renkli iken müvekkilinin ürününde kullanılan görsel siyah beyaz olduğunu, ayrıca boyut olarakta fark bulunmakla birlikte kullanılmış olan görselin üzerinde logo bulunmadığını, ceket kısmı görsele hiç alınmamış olup arka planda tamamen değişmiş olduğunu, burada üstünde durulması gerekli olan husus eserin bire bir aynı özelliklerle kullanılmamış olduğu ve esinlenme yoluyla yeni bir eser oluşturulduğunu, burada eser artık sanatçının eseri olmaktan çıkmış serbest kullanıma dahil olduğunu, çeşitli Yargıtay Kararlarında ve makalelerde de bu durum vurgulandığını, örneğin bir makalede "Esinlenme halinde asıl eser sahibinden izin alınması gerekmez. Esinlenme sonrası eser meydana getirme durumuna serbest kullanım denilir." şeklinde belirterek bu eserin esinlenme yoluyla ortaya çıktığınsa serbest kullanıma açık olacağı belirtildiğini, müvekkili şirket hiç bir kastı olmadan ve eserin sahibinden haberdar değilken söz konusu resimden esinlenme yoluyla internet ortamında anonim olarak meydana gelmiş olan ve birden fazla sitede yer alan ve dava konusu edilen yeni bir eseri faaliyetleri kapsamında kullanmış olduğunu, söz konusu esinlenme yoluyla meydana gelen yeni eser de internet ortamında sıklıkla paylaşılan ve imza ve eser sahibinin adı soyadı üzerinde yer almayan anonim bir eser olduğunu, bu hususta kusurları bulunmadığı gibi davacı nezdinde maddi veya manevi bir zarar da meydana gelmediğini, FSEK kapsamında bir ihlal bulunmadığını, müvekkillerinin dava konusu eserden herhangi bir kar elde etmemiş aynı zamanda başka platformlarda da var olan bu eseri yayma amacı gütmeden kullandığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Davanın KABULÜ ile,
Davacıya ait güzel sanat eserinin davalılarca ...olarak kullanılması nedeniyle FSEK 68.maddesi uyarınca belirlenen rayiç bedel olan 5.000 TL'nin 3 katı tutarına denk gelen 15.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen 31/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Davaya konu eserin dava tarihinden sonra devam eden kullanımları yönünden tecavüzün ref ve men'ine,
- 5000 TL manevi tazminatın 31/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişsiz ve farazi hesaplamalar içerdiğini, müvekkilinin söz konusu üründen yalnızca bir adet satış yaptığının sabit olduğunu ve elde edilen kârın sadece 30,00 TL olduğunu belirterek; FSEK m. 68 uyarınca tazminatın bu kârın üç katı ile sınırlandırılması gerektiğini, Bilişim uzmanlarınca yeniden inceleme yapılması taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, görselin ... platformundan "anonim" olduğu düşüncesiyle, üzerinde herhangi bir imza bulunmaksızın alındığını, eserin yaygın kullanımı sebebiyle artık serbest kullanıma dâhil olduğunu ve mevcut haliyle davacının eserinden farklılaşarak yeni bir "esinlenme" ürününe dönüştüğünü,
Tecavüzün ref'i ve men'i kararına ilişkin olarak ürünün arabuluculuk sürecinden hemen sonra satıştan kaldırıldığını, dolayısıyla dava tarihinde devam eden bir ihlalin bulunmadığını, davacı tarafın söz konusu ürünü bizzat vekil aracılığıyla satın alarak haksız kazanç sağlama amacı güttüğünü, bu durumun TMK m. 2 dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacının kendi kurguladığı bir satın alma işlemi neticesinde elem ve keder duymasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun kaldığını belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; FSEK 68/1. maddesi uyarınca, davacının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği rayiç bedelin 3 katı maddi tazminat ile 5.000TL manevi tazminat ve tecavüzün ref ve meni istemlerine ilişkindir.
Davacı, kendisi tarafından yapılan üzerinde imzası bulunan tablonun, ...'ya hediye edildiğini, davalı şirket tarafından, piyasaya sürdüğü 1 çeşit ürün (...) üzerinde ki imzasının kaldırılarak ve resim üzerine büyük harflerle “...” yazmak ve renkleri değiştirmek suretiyle resmi tahrif ettiğini ileri sürmektedir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
27/06/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" davalının üretim kapasitesinin minimal ölçekte olduğu, dava konusu tablonun davaya konu kullanımı nedeni ile FSEK md.68 kapsamında talep edilebilecek bedelin 5.000 TL olduğu ve üç katı tutarına kadar tazminat talep edilebileceği, davalının muhasebe kayıtlarına göre üretim kapasitesinin tamamını “.......” eserine atfetmiş olsa bile 20.... yılı baz alındığında maksimum imalattan elde edebileceği kazancın 5.286,60 TL olabileceği, her halükarda izinsiz eser kullanımına ilişkin takdir edilecek maddi tazminatın Mahkemenin takdirine bırakılması gerektiği kanaatine varıldığı" bildirilmiştir.
07/01/2023 tarihli bilirkişi heyetine ait ek raporunda özetle; "Mali incelemeye ilişkin detayları arz edildiği üzere, kök rapordaki hesaplamaları değiştirecek veriler elde edilemediği, dava konusu üründen 1(bir) adetten fazlasına ilişkin bir satış kanıtı da bulunmadığı, bununla birlikte davalıya ilişkin elde edilen ilave bilgiler yukarda arz edilmiş olup hobi niteliğinde sipariş üzerine çalışan küçük ölçekli bir işletme olduğu işyerinde görüldüğü ve bu kapsamda maddi tazminat yönünden kanaatimizde bir değişiklik olmadığı, taraf beyan ve itirazları ile tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde kök rapordaki kanaatte bir değişiklik olmadığını" bildirmişlerdir.
Dava konusu portre çalışması/ yağlı boya tablonun, FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' düzenlemesi ile FSEK 4. maddesi kapsamında eser sahibinin bütünlük, tonlama, çizgi gibi unsurlar bakımından hususiyetini taşıdığı, güzel sanat eseri kategorisine dâhil olduğu, sanat eseri niteliğinde olduğu, FSEK 11. maddesinin ''Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/5 md.) Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın.'' düzenlemesi gereğince, eser üzerinde, davacının imzasının bulunduğu, dergi ve röportajlarda portrenin davacı eseri olarak belirtilip sergilendiği, “.....” isimli kitap iç kapağında yer alan kapak resminin davacı “.....”na ait olduğu bilgisinin yer aldığı görülmekle davacının eser sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait olan portre tablonun, davalı şirket tarafından izinsiz olarak mozaik parçalarının birleştirilmesi sonucunda dava konusu tablonun oluşturulduğu ve mozaik tablo ürünü olarak satışa sunulduğu, FSEK 22. (çoğaltma) ve 23.(yayma) maddelerinde düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlaline sebebiyet verdiği ve ayrıca davacıdan izin alınmadan eserin mozaik tablo üzerinde basılı şekilde kullanılması ve davacıya ait portre tablodan davacının ismi belirtilmeksizin yararlanılması ve davaya konu eserin, siyah beyaz hale getirilmesi, portrenin üstüne yazı eklenmesi, portrenin ceket kısmının büyük oranının kesilerek boyun kısmında bitirilmesi, orijinal eserin yağlıboya ile yapılmasına rağmen satıştaki eserin malzemesinin ise farklı malzemelerle mozaik tablo haline getirilerek, umuma arz yetkisi, eser sahibi olarak adın belirtilmesi ve eserde izinsiz değişiklik yapılmasına ilişkin manevi hakları ihlal ettiği anlaşılmıştır.
FSEK 68. Maddesine göre; ''Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.''
Taraflarca dosya kapsamına uygun emsal sözleşme sunulmadığı, farklı dava dosyalarına ilişkin bilirkişi raporları ibraz
edilmiş ise de her bir uyuşmazlığın farklı olması nedeni ile bu raporların bedel tespitinde
emsal vasfını hâiz olamayacağından dolayı bilirkişiler tarafından tespit edilen rayiç değerin dosya kapsamına göre hakkaniyete uygun ve makul olduğu, davalılar tarafından istinaf dilekçesinde bir adet ürünün tespit edildiğini ve buna ilişkin karın 19.80 olduğunu ileri sürmüş iseler de, bilirkişi heyet raporunda, davalının toplam satılan mamül maliyetinin tamamını dava
konusu ürüne harcamış olsa bile maksimum 28.834,01 TL / 108,00 TL = 267 adet üretim yapmış olabileceği,
her birinden 19,80 TL kazanç sağlasa X 267 adet = 5.286,60 TL toplamda kazanç sağlamış olabileceğinin belirtildiği anlaşılmakla bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
FSEK 70. maddesi; ''(Değişik birinci fıkra: 7/6/1995 - 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir.''
Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı, tarafların kusur durumu olayın oluş şekli ve dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce resen yapılan incelemede; 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmesi gerektiğinden, gerekçeli kararda görsellere yer verilmesinin de usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır
Davalılar, dava konusu görsel, müvekkilleri tarafından sosyal medyada adından sıklıkla bahsedilen ... ( https://tr..../ ) isimli platformda, üzerinde imzası bulunmayan ve davacının eseri ile bariz farklılıkları olan resmi anonim olduğu düşüncesiyle kendi uğraş alanları çerçevesinde kullanıldığını, eserin anonim eser olduğunu ve aynı eser olmadığını kullanımlarının dürüst kullanım olduğunu ileri sürmüş iseler de dosya kapsamı doğrultusunda eserin anonim eser olmadığı, davacıya ait olduğu, eserin izinsiz olarak ve işlenerek farklı şekilde kullanılmasının, üzerinde değişiklik yapılmasının, davacının mali ve manevi haklarını ihlal ettiği anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece ref talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tarafından eserden kaynaklanan telif haklarının ihlali nedeniyle, FSEK 68 madde kapsamında maddi tazminat talebinde bulunduğu, bu durumda yasa koyucunun ihlal eden tarafa, eseri sözleşme ile kullanması halinde ödemesi gereken bedelin üç katına kadar tazminat ödeterek taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeyi amaçladığı, bu durumda, taraflar arasında farazi olarak sözleşmesel ilişki kurulduğu kabul edildiğinden, mahkemece ref talebinin reddine karar verilmesi gerekir iken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul ....... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../02/2024 tarih, 2021/..... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın Kısmen KABULÜ ile,
- Davacıya ait güzel sanat eserinin davalılarca ...olarak kullanılması nedeniyle FSEK 68.maddesi uyarınca belirlenen rayiç bedel olan 5.000 TL'nin 3 katı tutarına denk gelen 15.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen 31/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Davaya konu eserin kullanımının men'ine,
-Davacının ref talebinin reddine,
- 5000 TL manevi tazminatın 31/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL karar harcından peşin alınan 296,68(peşin+tamamlama harcı) TL'nin mahsubu ile 1.069,52 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 296,68 peşin ve tamamlama harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 6.600,00 TL bilirkişi ücreti, 500,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.464,48 TL'nin, davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre eser kullanımının meni yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat yönünden 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre eser kullanımının refi talebi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 402,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.571,90 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026