İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, markanın hükümsüzlüğü ve ticari unvana tecavüzün durdurulması iddialarını içeren davanın istinaf incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Bu hukuki belge, 1982den beri ticari unvanını kullandığını iddia eden davacının, davalının haksız şekilde tescil ettirdiği ve benzer bir ticari ibareyi unvan gibi kullanarak karışıklığa yol açtığını ileri sürdüğü markanın hükümsüzlüğünü ve ticaret unvanına yönelik tecavüzün durdurulmasını talep ettiği bir uyuşmazlığı ele almaktadır; davacı, davalının internet alan adları tescil ettiğini ve kısmen eksik tescilli bir markasının olduğunu iddia ederken, davalı ise kendi markasını yirmi yılı aşkın süredir yaygın olarak kullandığını, ticari faaliyetlerinin meşru olduğunu ve davacının suskunluğu nedeniyle dava açma hakkını kaybettiğini savunarak, ilk derece mahkemesinin tarafların kayıtları ve markaların kullanım yoğunluğunu incelemesiyle sonuçlanan bir süreci detaylandırmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/768 Esas
KARAR NO: 2026/846
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 11/01/2024
NUMARASI: 2020/266 E. - 2024/9 K.
DAVANIN KONUSU: Markanın hükümsüzlüğü, ticaret unvanına yönelik tecavüzün durdurulması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1982 yılından bu yana ...'in ticari unvanının resmi ve kayıtlı olarak kullanıldığını, davalının anılan unvanı haksız şekilde ... olarak namına tescil ettirdiğini ve ticari unvan gibi kullanarak karışıklıklara (Kocaeli 6. İş Mahkemesi'nin 2019/489 Esas dosyası örneği ile) yol açtığını, noter kanalı (23/06/2020 tarih, ... Yevmiye Numaralı T.C, .... Noterliği) ile davalıyı ihtar etmesine rağmen davalının cevaben (77/07/2020 tarih, ... Yevmiye Numaralı T.C. .... Noterliği) ...'yı ... olarak değil, “şirketler topluluğu” anlamında ticari unvan olarak kullandığını ve bunda hakkı olduğunu, cevabın akabinde ise tek bir şirket olup ... olarak tescil ettirdiğine dayanakla “....tr” internet alan adını tescil ettirdiğini ve ... kullanımını durdurmayacağını belirttiğini, davalının ... tescili için Türk Patent ve ... Kurumuna (TPMK) ... tescili için 27/11/2020 tarihinde yapmış olduğu başvurusunun ... numara ile kısmi eksikliklerle tescil edildiğini ve kendisinin bu durumdan usulsüz tebligat ile haberdar olduğunu, davalının ...'nın kendi uhdesinde tanınırlığı yüksek bir ... olduğunu ileri sürmekte ise de TPMK nezdindeki ... numaralı bu konulu başvurunun (YİDK nezdinde de) reddedildiğini beyan ve iddia ederek markaya mütecaviz halin durdurulmasını, davalı siteye erişimin engellenmesini ve internet alan adının kullanımdan men edilmesini, diğer bir davalı web sitesi olan “....com.tr” içeriğindeki ... ibarelerinin kaldırılmasını, markanın hükümsüzlük ve sicilden terk kararının verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının geçmişe dair ... kullanımının bulunmadığını, ... ile ilişkisinin ticari unvan düzeyinde bulunduğunu, kendisinin markayı ... olarak kullanmadığını, şirketler topluluğu olarak kullandığını hiçbir yerde söylemediğini, markayı bütünleşik halde 20 yılı aşkın süredir ... olarak kullandığını, her türlü materyal ve internet sitesinde ...'yı kullanageldiğini ve davacının sessiz kalma yolu ile huzurdaki davayı açma hakkını kaybettiğini, ... tarafından kurulduğu 1974 yılından bu yana ticari faaliyet yürüterek bugün ... adet turistik tesis ve “...” markalı ... üreten hak sahibi işletmeci olduğunu, '... ... Anonim Şirketi” olarak 18.12.2007 tarihinde, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde ... sicil numarası ile ticaret siciline kaydolunduğunu ve fakat tüm aktif, pasif ve haklarıyla huzurdaki davanın davalısı "...."e 30.04.2014 tarihinde birleşme suretiyle devredildiğini ve sicilden silindiğini, 31.12.2008 tarihli faturada ...'nın eski unvanının birlikte kullanımının görüldüğünü, hiçbir surette “...” ibaresini kullanmadığını ve kendi ticari unvanının “....” olduğunu, dava dilekçe ekinde verilip tarafına isnad edilen ve herkesin kullanımına ve hesap açmasına açık olan ... adlı Sosyal Ağ Sağlayıcı nezdindeki sayfanın kendisine ait olmadığını, tarafınca ... Ticari Markalar bürosuna bildirilerek sayfanın kapatıldığını, dava dilekçesi ekinde verilen diğer haber içerikli web sayfalarının ise içerik sağlayıcılarının üçüncü taraflar olduğunu ve kendisinin hiçbir şekilde bir ticari unvan halinde markayı kullanmadığını, davacı tarafından celbi istenen ... sayılı ... başvurusunun huzurdaki dava ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını beyan ve iddia ederek, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2020/266 esas, 2024/9 karar sayılı, 11/01/2024 tarihli kararı ile; "Dosya arasına alınan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde ... İsimli firmanın 09/09/1982 tarihinde tescil edildiği, davalı şirket ...'nin 28/04/1987 tarihinde tescil edildiği, 09/08/2006 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına kaydedildiği, ... ...nin 30/12/1998 tarihinde tescil edildiği, www...tr ibareli internet sitesinin ... .... A.Ş. adına 16/05/2000 tarihinde tescil edildiği, ilgili sitenin içeriğinde kurumsal tanıtım metninde ... ...A.Ş., ... ... A.Ş., ... ... A.Ş. İle davalı şirketin isimlerinin yazılmış olduğu ilgili internet sitesinde ... ibareli markanın yoğun olarak kullanıldığı, Kocaeli 6. İş Mahkemesi'nin 2019/489 E. Sayılı dosyasında davacıya tebligat yapıldığı ve tebligatın davacı tarafça mahkemeye iade edildiği anlaşılmıştır.
Üstün hak sahipliği yönünden yapılan incelemede; davacının ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığı, bu kullanımın 07/10/1982 tarihinden itibaren başladığı anlaşılmıştır. Davalının ise 27/11/2012 tarihinde ... ibaresinin tescili için başvuruda bulunduğu, dava konusu markanın davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davalının K-... ibaresinin tescilsiz ticaret unvanı ve markasal kullanımlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda davacının kullanımlarının 1982 yılından itibaren devam ettiği, davalının kullanımlarının ise 2009 yılından itibaren 8 yıl tescilsiz olarak 3 yıl tescilli olmak üzere kullanıldığı, SMK 6/3 madde gereğince davacının dava konusu ... üzerinde üstün hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacının iştigal alanı ile davalının markasal kullanımlarının örtüştüğü ortak nokta olan 36. sınıflardaki hizmetler yönünden kısmen hükümsüz kılınabileceği anlaşılmakla davacının sadece 36. sınıfta yer alan hizmetler bakımından kullanımı ve üstün hak iddiasının kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından davalı adına tescilli bulunan markanın 36. sınıfta yer alan hizmet ve emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar vermek gerekmiştir.
Davacının men ve internet sitesine erişimin engellenmesi ve alan adının terkinine ilişkin talepleri bakımından yapılan incelemede ise davalının markasal kullanmalarının 2009 yılından beri devam ettiği, dava konusu edilen internet sitesinin 2000 yılında tescil edildiği, bu haliyle davalının bu kullanımları bakımından davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı anlaşılmakla davacının diğer talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonununda yukarıda yapılan açıklamalar, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu, tarafların markasal kullanımları ile üstün hak sahipliği hususları ayrı ayrı irdelenerek sunulan bilirkişi raporu da dikkate alınarak, davanın KISMEN KABULÜ ile TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı ... ibareli markaların tescilli olduğu 36. sınıfta emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, diğer talepler yönünden açılan davanın ayrı ayrı REDDİNE " karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kısmen kabul kısmen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, yargılama boyunca hükme esas alınabilecek nitelikte bir bilirkişi raporu tanzim edilmediğini, bu nedenle kararın usul ve esas yönünden kaldırılması gerektiğini, davalı şirketin, ... numara ile "..." ibaresini 20.04.2017 tarihinde haksız şekilde tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin ise bu tescilden ancak 14.04.2020 tarihinde, bir iş mahkemesi dosyasında taraf teşkilatında yapılan hata ve aleyhe kararın tebliği neticesinde haberdar olduğunu, müvekkili şirketin "..." unvanıyla 1982 yılından bu yana İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı olarak faaliyet gösterdiğini, haksız tescil nedeniyle müvekkilinin adli makamlar, tüketici hakem heyetleri ve ticari iş ortakları nezdinde davalı şirketle karıştırıldığını, yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen davalının bu ibareyi kullanmaya devam ederek müvekkilini sürekli bir ispat külfeti ve itibar kaybı altında bıraktığını beyan ettiğini, 6102 sayılı TTK uyarınca "..." ibaresinin ancak belirli şartları taşıyan anonim şirketler tarafından kullanılabileceğini, davalı şirketin ise ... vasfı taşımayan bir turizm işletmesi olmasına rağmen bu ibareyi ... olarak tescil ettirmesinin hayatın olağan akışına ve ticari dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, mahkemenin bu teknik ayrımı gözetmeksizin eksik bilirkişi raporunu karara dayanak yaptığını, TTK’nın 50. maddesi uyarınca tescilli ticaret unvanının sahibine mutlak hak sağladığını, Paris Sözleşmesi’nin 8. maddesi gereğince ticaret unvanlarının tescil şartı aranmaksızın tüm üye ülkelerde korunması gerektiğini, SMK’nın 6/6. maddesi uyarınca başkasına ait ticaret unvanını içeren ... başvurularının hükümsüz sayılması gerektiğini, davalının bu kullanımıyla müvekkilinin öncelikli ve mutlak haklarına tecavüz ettiğini, davalının haksız tescile dayanarak "www...tr" alan adını kullandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında ticaret unvanının izin alınmadan internet alan adı olarak kullanılmasının açık bir tecavüz teşkil ettiğini, sunulan e-tespit tutanaklarıyla davalının bu adresi aktif bir şekilde kullanarak iltibasa sebebiyet verdiğinin sabit olduğunu, mahkemenin yalnızca 36. sınıf yönünden hükümsüzlük kararı vermesinin hatalı olduğunu, Türk Patent ve ... Kurumu’nun "... İnceleme Kılavuzu"ndaki ilkeler uyarınca "..." ibaresinin bütünsel bir kurumsal algı yarattığını, davalının ... faaliyetleri yürütme yetkisi bulunmadığı halde bu ibareyi diğer sınıflarda da kullanmasının kötü niyetli olduğunu ve haksız tescilin tüm emtialar yönünden iptal edilerek markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece sadece müvekkile ait ... no.lu markanın 36. sınıf bakımından "kısmi hükümsüzlüğüne" karar verildiğini, davacının diğer talepleri yönünden davanın reddine karar verildiğini, karara bu yönden itirazlarının olmadığını, müvekkiline ait markanın kısmi hükümsüzlüğü yönünden istinaf taleplerinin olduğunu, davacının davasında objektif davaların yığılması söz konusu olduğundan herbir ret bakımından ayrı ayrı karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, sadece bir tane maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu mahkeme kararının bu yönden kaldırılması gerektiğini, müvekkile ait markanın kısmi hükümsüzlüğü kararının hatalı olduğunu, hiçbir markasal tescil ya da “ticari kullanım” sunmayan davalı, huzurdaki davada ne md. 6/3 ne de md. 6/6 şartını sağladığını, bir şirketin tarihsel olarak önce kurulması, markasal anlamda o şirkete “üstün hak” tesis etmeyeceğini, müvekkiline ait markanın kısmen de olsa hükümsüz kılınması mümkün olmadığını, davacı tarafın en ufak bir “markasal kullanım” delili olmaksızın hem “...” ibaresi üzerinde md. 6/3 uyarınca üstün hakkının kabul edilmesi hem de müvekkilimize ait markanın kısmen hükümsüz kılınabileceğinin “yoruma dayalı olarak” kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığını, müvekkiline ait markanın başvuru tarihi itibariyle (2012) yürürlükte olan 556 Sayılı KHK md. 8’de “..., tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir.” denilmek suretiyle ayrık bir başlıkta “sınıfsal benzerliğe” dikkat çekildiğini, huzurdaki davanın hangi çekişmeli sınıfları bakımından davacının “üstün hakkı” vardır ve hangi sınıflar bakımından markasal kullanımı vardır, bu hususların tartışmaya açık olmayacak şekilde sarih olması gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere sadece davacı şirketin faaliyet alanının “tahminen” tespiti md. 6/3’ün vuku bulması için yeterli olmadığından kısmi hükümsüzlük kararı yerinde olmadığını belirterek mahkeme kararının vekalet ücretleri yönünden kaldırılarak davanın tümden reddini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının asılsız istinaf taleplerinin reddi ile müvekkili lehine verilen vekalet ücretleri yönünden ve müvekkiline ait markanın kısmı hükümsüzlüğü yönünden kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; ticaret unvanına tecavüzün durdurulması, internet sitesine erişimin engellenmesi, davalı adına 01 ila 45. Sınıflarda tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 27/11/2012 başvuru tarihli davalı markasının 20/04/2017 tarihinde tescil edildiği, davanın 07/08/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça markanın 20 yıldır kullanıldığı, davacının dava açmakta sessiz kaldığı ileri sürülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; ilk derece mahkemesi tarafından davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın tescilli olduğu 36. sınıftaki emtialar yönünden hükümsüzlüğüne, davacının ticaret unvanına tecavüzün durdurulması ve internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkin talepleri bakımından, davalının markasal kullanımlarının 2009 yılından beri devam ettiği, dava konusu edilen internet sitesinin 2000 yılında tescil edildiği, bu haliyle davalının işbu kullanımları bakımından davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı şirketin 1982 yılından itibaren İstanbul Ticaret Sicilinde ... ibareli unvanı ile tescilli olduğu, davalı tarafın ''...'' şeklinde kurulmadığı ve bu unvanı taşımadığı halde yanıltıcı şekilde ... ile alan adı tescilinde ve web sitelerinde ''...'' ibareli ticaret unvanı şeklindeki markasal kullanımlarının mevcut olduğu, dosya kapsamına sunulan cevabi ihtarnamede, davalı tarafça ... ibaresinin TTK uyarınca "şirketler topluluğu" anlamında kullanıldığının beyan edildiği, davacı şirket ile davalı şirketin farklı ticari şirket ve farklı tüzel kişilikler olmasına rağmen fiilen karıştırılmaya sebep olduğu, hatta bu karışıklığın üçüncü kişiler tarafından yanlışlıkla davacıya dava açılmasına sebebiyet verdiği, bu hususun dosyaya sunulan mahkeme ve bölge adliye mahkemesi kararından anlaşıldığı, mahkemece davalı yerine yanlışlıkla davacıya tebligat çıkarıldığı görülmüştür.
Davacı şirketin 1982 yılından itibaren İstanbul Ticaret Sicilde tescilli olduğu, doğrudan davacının ticaret unvanını içerecek şekilde unvanında "..." ibaresi bulunmadığı halde kurumsal yapıya işaret edecek ve yanıltıcı şekilde "..." ibareli ... ve ....tr alan adı tescil ettirildiği, web sitelerinde ... ibaresini ticaret unvanı şeklinde markasal olarak kullandığı, böylece davacının önceye dayalı hak sahibi olup davalının fiili kullanımlarının TTK'nın 55. maddesi kapsamında ticari dürüstlüğe aykırı ve kötüniyetli eylem niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla kötüniyet halinde, sessiz kalma sureti ile hak kaybı ilkesinin uygulanma imkanının bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı gerekçe ile mahkeme tarafından sessiz kalma sureti ile hak kaybının mevcut olduğu kabulüne varılması isabetsiz bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle; istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden '' Davanın Kabulüne, davacının ticaret unvanına yönelik tecavüzün durdurulmasına, www...tr internet sitesine erişimin engellenmesine, davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
3-İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../01/2024 tarih, 2020/... E., 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
Davanın KABULÜNE,
Davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden TERKİNİNE,
Karar kesinleştiğinde TPMK'ya bildirilmesine,
Davalının ... ibaresini, davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratacak şekilde markasal kullanarak, haksız rekabete yönelik fiillerinin tespiti, meni ve refine,
Davalının ''www...tr'' internet sitesine erişimin engellenmesine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken unvana tecavüz ve ... hükümsüzlüğü talebi yönünden 732,00x2=1.464,00 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 1.409,60 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 54,40 TL başvurma harcı, 54,40TL peşin harç, 7.80 TL vekalet harcı, 5.250,00 TL bilirkişi ücreti, 123,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.489,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ticaret unvanına tecavüz talebi yönünden 55.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markanın hükümsüzlük talebi yönünden 55.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ticaret unvanı ve ... hükümsüzlükleri yönünden 732,00x2=1.464,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.036,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-istinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/c-istinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 271,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.440,40TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026