İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, marka ihlali, hükümsüzlük, haksız rekabet ve ihtiyati tedbir taleplerini içeren fikri ve sınai haklar davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, büfecilik sektöründe uzun süredir kullanılan ve tescilli "..." ibareli markasının davalı tarafından ayırt edilemeyecek kadar benzer bir şekilde tescil edilip kullanılmasıyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturulduğunu iddia ederek, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, giderilmesine, ihlal edici ürünlerin toplanıp imha edilmesine, ticari malzemelerdeki markaların silinmesine, internet sitelerine erişim engeli getirilmesine ve davalı markasının devrinin önlenmesi gibi ihtiyati tedbirlerin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/746
KARAR NO: 2026/876
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/02/2024
NUMARASI: 2022/160 E. - 2024/51 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... yılından beri büfecilik alanında faaliyet göstermekte olduğunu, kendi sektöründe geniş bir müşteri kitlesi ve saygın bir yeri bulunduğunu, yoğun kullanım ve tanıtım faaliyetleri ile kalite sembolü haline getirdiği “...” ibareli markalarını 29, 35 ve 43. sınıflarda Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirerek koruma altına aldığını, ..., ... ve ... tescil numaralı markalarının bulunduğunu, davalı yanın ... sayılı “...” ibareli marka tescili aldığını ancak davaya konu marka ile müvekkil şirkete ait markaların ayırt edilemeyecek kadar aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte olduğunu, markaların esas unsurları ... ibaresi olduğundan esaslı unsurların birebir aynı olduğunu, davaya konu markanın içinde direkt olarak müvekkiline ait esas unsuru havi “...” ibaresinin yer aldığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde birçok ... ibaresini havi marka tescil başvurusunda bulunulmakta olduğunu ve markalara itiraz ettiklerinde markaların kurum tarafından reddedilmekte olduğunu, markalar arasında ortak/birebir aynı esas unsurun bulunması sebebiyle davaya konu markanın, müvekkili şirketin markalarının serisi şeklinde algılanacağını, davalının davaya konu markasının tescilli olduğu hizmetler ile müvekkilinin markalarının aynı sınıfta / aynı hizmetlerde tescilli olduğunu, davalı yan tarafından müvekkilinin markasal haklarının ihlal edilmekte olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın etkinliğini temin etmek üzere karşı yana tebligat ve duruşma yapılmaksızın davalı yanın ... sayılı “...” ibareli marka tescil belgesinin olası devrinin dava sonuna dek önlenmesi için 6769 Sayılı SMK’nın ilgili maddeleri ile HMK 389 ve devamı maddeleri gözetilerek sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasını ve müvekkili şirket adına tescilli “...” ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve müvekkili şirket marka tescil kapsamında bulunan aynı ve benzer mal ve hizmetler için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı şirket adına tescilli ... sayılı “...” ibareli markanın tescilli olduğu 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi ile yine öncelikle davalı yanın belirtilen adresinde ve tespit edilecek diğer adreslerde “...” ibaresinin kullanıldığı tüm ürünlere el konulması ile toplanması ve tabela, levha, dış camlar üzerinden markaların silinmesi, her türlü basılı kağıt, faturalar üzerinde kullanmasının önlenmesi ve ... ibareli ürünlerin imalinin, satışının ve dağıtımının, ithalinin ve ihracatının yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının dava neticesine kadar önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalı yanın haksız surette müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek kadar aynısını veya benzerini kullanması sebebiyle https://www..../.../, https://www...com/...-... ve https://....com/.../....-....-mah-...../ sitelerine ve tespit edilecek diğer internet sitelerinde ... ibaresinin yer aldığı tüm sayfalara erişimin engellenmesine yönelik dava neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalı tarafın eylemlerinin müvekkili şirketin 6769 Sayılı Kanun ve TTK’nın Haksız Rekabete ilişkin hükümleri uyarınca da korunan marka hakkına 6769 Sayılı Kanun’un 29. maddesi ve TTK’nin 55 vd. maddeleri uyarınca tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle tecavüzün giderilmesi, davalı yanın yukarıda yer alan adresinde ve tespit edilecek diğer adreslerde “...” ibaresinin kullanıldığı tüm ürünlere el konulmasına ve toplanmasına ve tabela, levha, dış camlar üzerinden markaların silinmesi, her türlü basılı kağıt, faturalar,broşür, katalog, internet sitesi ve siteleri üzerinde kullanmasının önlenmesine ve ... ibareli ürünlerin imalinin, satışının ve dağıtımının, ithalinin ve ihracatının yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesine, bu suretle tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler katalog ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara el konulmasına ve akabinde imhası, davalı yanın haksız surette müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek kadar aynısını veya benzerini kullanması sebebiyle, https://www..../.../, https://www...com/...-..., https://....com/.../....
-....-mah-..../ sitelerine ve tespit edilecek diğer sitelerde ... ibaresinin yer aldığı tüm sayfalara erişimin engellenmesi ve davalı tarafın müvekkili şirketin tescilli marka hakkına karşı haksız eylemlerinden ve tecavüzlerinden dolayı 6769 Sayılı Kanunu’nun 151/2-b maddesinde belirtilen “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç”a göre hesaplama yapılarak davalı yandan -belirsiz alacak davası olarak- şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat ile müvekkilin yıpranması sebebiyle 15.000,00-TL manevi tazminatın dava açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile tahsili ile giderleri davalıya ait olmak üzere, kararın tirajı yüksek beş gazeteden birinde yayımlanması, karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, .... ...+Şekil markasını 6769 Sayılı Kanun kapsamında 09.09.2020 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle korunmak üzere, 12.05.2022 tarihinde 10 yıl süreyle tescil ettirdiğini, dosyaya mübrez raporda, her iki tarafın markalarında yer alan şekil unsurları ile davalının markasının bir bütün olarak davacının markalarında iltibasa neden olmayacağını, davalının ... arama motorunda, Instagram, ....com ve ....com internet sitelerinde şekil unsuruna yer verilmeksizin ... ibaresini kullandığı , her iki markada ... ibaresinin kullanıldığı ve markaları farklılaştıran şekil unsurunun mevcut olmadığı gerekçesiyle aleyhinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilin kazancının büyük kısmı internet satışlarından elde ettiği gelirlerden oluştuğunu, davacının markasını korumaktan çok, müvekkili açısından telafisi ilansız zararlar gözettiği de aşikar olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın REDDİNE" karar verilmiştir
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait “...” ibareli markalar ile davalıya ait “...” ibareli marka arasında yüksek derecede benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu; bilirkişi raporunda markaların farklı olduğu yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, markaların esas unsurunun birebir aynı olduğunu, davalı markasındaki “...” ibaresinin 43. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan, tanımlayıcı bir yardımcı unsur olduğunu, bu ibarenin markayı farklılaştırmaya yetmeyeceğini ve görsel kompozisyon farklılıklarının iltibası engellemediğini, “...” ibaresini içeren benzer markaların daha önce hükümsüz kılındığını veya kapsamlarının daraltıldığını, müvekkilinin özellikle tost ürünleri ile geniş bir tanınmışlığa sahip olduğunu, görsel ve işitsel benzerlik nedeniyle tüketicilerin iki marka arasında ekonomik bir bağ kurabileceğini ve davalı markasını müvekkilinin bir seri markası olarak algılayabileceğini markaların benzer bulunmaması nedeniyle davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz, haksız rekabet, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin ... yılından beri büfecilik alanında faaliyet gösterdiğini, “...” ibareli markalarını 29, 35 ve 43. sınıflarda ..., ... ve ... tescil numaraları ile tescil ettirdiğini, davalıya ait ... numaralı “...” ibareli markanın davacı markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve davalının bu kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne, kullanımın durdurulmasına, ve şimdilik 1.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin “... + şekil” markasını ... numarası ile 43. sınıfta tescil ettirdiğini, markaların bir bütün olarak iltibas oluşturmadığını, şekil unsurlarının farklı olduğunu, davalının internet sitelerinde yalnızca kelime unsurunu kullanmasının teknik zorunluluktan kaynaklandığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
"... ... + Şekil" ibareli ... tescil numaralı markanın 29.sınıfta 08/05/2006 tarihinde, ... tescil numaralı markanın 43.sınıfta 13/11/2008 tarihinde, ... tescil numaralı markanın 35. Sınıfta 28/02/2013 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ... tescil numaralı "... + Şekil" markasının 43.sınıfta 12/05/2022 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır,
Davacı markalarının 29,35 43. sınıflarda, davalı markasının ise 43. sınıfta tescilli olduğu davacı şirketin 30/06/1992 tarihinde tescil edildiği, davalının ise 12/01/2021 tarihinde yiyecek-içecek alanında faaliyete başladığı görülmektedir.
Balıkesir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla alınan 12/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda;davacının ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 29. sınıfta, ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 43. sınıfta ve ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta davacı adına tescilli olduğu , davalının ise ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 43. sınıfta “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından davalı adına tescilli olduğu, davalının Instagram (...), ...ve ... platformlarında bu ibare ile faaliyet gösterdiği, işyeri ve internet ortamında markasını tescilli haliyle kullandığı, her iki markada “...” ibaresi ortak unsur olmakla birlikte, markaların şekil, renk, anlam, genel görünüm ve çağrışım itibariyle aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, orta düzeydeki tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, iki marka arasında bağlantı olduğu kanaatini doğurmayacağı ve bu nedenle davalının kullanımının davacı markaları ile iltibasa neden olmayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
02.06.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda ; davacının davaya dayanak ..., ... ve ... tescil numaralı “... ... + Şekil” markalarının 29, 35 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu, davalının ise ... numaralı “Şekil + ...” markasının 43. sınıfta tescilli bulunduğu ,davacı markalarının zayıf marka olmadığı ve ayırt edici nitelik taşıdığı , davacı markaları ile davalı markası arasında görsel, fonetik ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığı, orta düzeyde tüketici nezdinde karıştırılma ve iltibas ihtimalinin oluşmayacağı, davalının işyeri tabelalarında, menülerinde ve sosyal medya hesaplarında yaptığı kullanımların da iltibasa yol açmayacağı, ...ve ... gibi platformlarda yalnızca kelime unsurunun kullanılmasının teknik zorunluluktan kaynaklandığı yönünde görüş bildirilmiştir.
29.11.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının ..., ... ve ... tescil numaralı “... ... + Şekil” markalarının 29, 35 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu, davalının ... numaralı “Şekil + ...” markasının 43. sınıfta tescilli olduğu, davacı markalarının ayırt edici olduğu ve zayıf marka olmadığı, davacı markaları ile davalı markasının görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olmadığı, orta düzeyde tüketici nezdinde karışıklık ve iltibas oluşturmayacağı, davalının işyeri tabelalarında, menülerinde ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımlarının iltibas oluşturmadığı, internet ortamındaki kullanımların ise teknik zorunluluk gereği yalnızca kelime unsuruna dayandığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece; karıştırılma ihtimali bulunmadığı, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı davalının kullanımının kendi tescilli markasına uygun olduğu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi raporlarında davacıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı “...” ibareli markalar ile davalıya ait ... tescil numaralı “... + şekil” markası karşılaştırılmış, her ne kadar “...” ibaresinin her iki markada ortak unsur olduğu tespit edilmiş ise de, markaların benzerlik değerlendirmesinin tescilli oldukları haliyle markayı oluşturan unsurların tek tek değil, bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim esas alınarak yapılması gerektiği , davacıya ait markaların yatay dikdörtgen form ile başlayıp üst ve alt kısımlarının dairesel şekilde yuvarlatılması suretiyle oluşturulmuş bir şekle sahip olduğu, markanın merkezinde “...” ibaresine yer verildiği, üst kısımda daire içerisinde “b” harfinin, alt kısımda ise yine daire içerisinde “...” ibaresinin konumlandırıldığı, mavi tonların ağırlıklı olarak kullanıldığı , davalıya ait markanın ise “...” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresinin “...” ibaresinin önünde ve daha küçük punto ile yazıldığı, markanın siyah zemin üzerine beyaz yazı karakteri ile oluşturulduğu, ayrıca “...” ibaresinin her iki yanında biri salçalı biri salçasız şekilde tost görselleri bulunduğu dikkate alınarak markaların bütünsel değerlendirmesinde davacı markalarının “... ... + şekil” kompozisyonundan, davalı markasının ise “... + şekil” ibaresinden oluştuğu, markaların genel görünüm, yazı karakteri, şekil ve bıraktıkları çağrışım itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı algılandıkları, markalarda ... ibaresi ortak unsur olmakla birlikte ... isminin yaygın bir erkek ismi olduğu, davacının bu ibarenin yanına ekler getirilerek kullanılmasına katlanmak durumunda olduğu, somut olayda da özellikle davalı markasının kelime unsurunun başında yer alan “...” ibaresi tanımlayıcı bir ibare olsa da markanın başında yer alması ile tost görselleri bir araya getirilerek tertip edilen davalı markasının bütüncül izlenimde davacı markalarından farklılaştığı ve ayırt edici olduğu , bu nedenle ortalama tüketici nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Markaya tecavüz iddiası yönünden ise, davalının gerek işyeri kullanımlarında gerekse internet ve dijital platformlardaki kullanımlarda markasını tescilli haline uygun kullandığı , fiili kullanımlarında davacı markalarına benzetme yaklaştırma kastı bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, davalının markasal kullanımının iltibas oluşturmadığı bu nedenle davacının marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil etmediği, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmış, istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul ..... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026