Danıştay 5. Dairenin, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan öğretmenin PKK/KCK irtibatı iddiasıyla OHAL Komisyonu ret işleminin hukuka aykırı bulunduğuna dair Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan bir öğretmenin, PKK/KCK terör örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçesiyle OHAL Komisyonu tarafından reddedilen başvurusunun iptali istemli davada; ilk derece mahkemesi, kamu görevinden çıkarılma için sübut derecesinde bağ aranmayıp kanaatin yeterli olduğunu, davacının örgüt çağrısıyla eyleme katılması ve personel dosyasındaki tespitlerle iltisakının sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar vermişken; bölge idare mahkemesi, davacı hakkında PKK/KCK kapsamında herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmadığını ve örgütle ilişkisine dair somut bilgi ve belge sunulmadığını tespit ederek kamu görevinden çıkarılma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2023/5299Karar No : 2025/12711TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...'ı temsilen ...Sendikası VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kamu hizmetlerini ifa etmek üzere istihdam edilen kamu personelinin, hiyerarşik yapıya dayalı terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesi durumunda görevlerine devam etme imkanlarının kalmadığı, ilgili kamu personeli hakkında kamu görevinden çıkarma kararı verilebilmesi için PKK/KCK adlı terör örgütüne üyelik mensubiyet veya iltisak yahut bunlarla irtibatlı olduklarının değerlendirilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, kamu görevinden çıkarılmasına karar verilen personelin PKK/KCK terör örgütüne irtibat veya iltisakının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde ise, sübut derecesinde bir bağın varlığının aranmadığı, bu yönde bir bağın varlığı noktasında kanaatin oluşmasının yeterli görüldüğü, söz konusu değerlendirmeler ışığında yapılacak değerlendirmenin cezai sorumluluktan bağımsız olarak, yalnızca ilgilinin meslekte kalmasının uygun olup olmadığından ibaret olacağı, bu bağlamda; davacının, 29/12/2015 tarihinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün, örgüte müzahir internet sitesi aracılığı ile duyurduğu eylem çağrıları üzerine Güneydoğu Anadolu bölgesindeki PKK/KCK terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonları protesto eden grubun içerisinde yer aldığı yönündeki tespit ile Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyası içerisinde, davacı hakkında PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu bilgisine yer verildiği yönündeki tespit bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının PKK/KCK yapılanması ile irtibat ve iltisakının olduğunun sabit olduğu, bu nedenle demokratik hukuk düzeninin gereklerine aykırı olarak Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönündeki talebinin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Uyap kayıtları ve dava dosyası üzerinden yapılan incelemede, davacı hakkında Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ...nolu soruşturma dosyası kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının Eğitim-Sen Sendikası üyesi olduğu, Sendika Genel Merkezince 22/12/2015 tarihli karar ile 29/12/2015 tarihinde miting ve iş bırakma eyleminin yapılacağına ilişkin karar alındığı, bu kararın 25/12/2015 tarihinde tüm kamuoyuna duyurulduğu, sendika üyesi olan davacının bu kapsamda 29/12/2015 günü Adıyaman Merkez Demokrasi Parkı önünde toplanan grup içerisinde yer aldığı, grup içerisinde atılan sloganlar nedeniyle Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma izni verilmediği anlaşıldığından davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin görüldüğü, Uyap üzerinden yapılan incelemede, davacı hakkında PKK/KCK kapsamında herhangi bir kovuşturmanın olmadığı ayrıca dava konusu işlemde davacının PKK/KCK terör örgütüyle ilişkisinin bulunduğu değerlendirmesinin gerekçesini ortaya koyacak somut bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşıldığından, bu durumda, hakkında PKK/KCK kapsamında şimdiye kadar herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturması olmayan davacının, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatını ortaya koyan bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu kabul edilerek istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca yapılan değerlendirme neticesinde, davacının terör örgütleri ve Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarıldığı sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; PKK/KCK yapılanması ile irtibat ve iltisakının olduğu yönündeki kurum kanaatinin yoruma dayalı olduğu, hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiği, katıldığı tüm eylemlerin ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamındaki sendikal eylemler olduğu, dava konusu işlem ile masumiyet karinesinin ve evrensel hukuk ilkelerinin ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapan davacı, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurusu ...tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Alenen Aşağılamak" suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu kapsamda, davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.Bu bağlamda; ilgililer hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararları ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Dava dosyasının incelenmesinden; "Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Alenen Aşağılamak" suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:...sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmış ise de, davacının üyesi olduğu ... Sendikası (...)'in ... tarihli, ... sayılı Yürütme Kurulu'nca, bağlı olduğu konfederasyonun (...) almış olduğu karar gereği 'Savaşa Karşı Barışı Savunacağız' sloganıyla üretimden gelen gücün kullanıldığından bahisle 29/12/2015 tarihinde 1 günlük hizmet üretmeme kararı alınması üzerine, davacının aynı gün okuldaki görevine gitmediği ve üyesi olduğu sendikanın da bulunduğu toplulukça yapılan basın açıklamasına katıldığı, içerisinde yer aldığı grupta yer alan bazı kişiler tarafından, "Savaşa ve Baskı Politikalarına Hayır'', "Sur'a Cizre'ye Silopi'ye Nusaybin'e Dargeçit'e Ses Veriyoruz." şeklindeki yazılı pankartlar eşliğinde basın açıklaması yapıldığı, basın açıklamasının ardından 5 (beş) dakikalık oturma eylemine geçildiği, davacı tarafından "Katil İşid İşbirlikçi ..." şeklinde slogan atıldığının açık olduğu, terör örgütünün amaç ve hedeflerine hizmet eden söylemlerin gerçekleştiği yer, zaman ve koşullar dikkate alındığında, davacının PKK/KCK terör örgütüyle irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY :Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.