Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin menfi tespit davasında, istinaf harç ve avans eksikliği üzerine muhtıradaki hatalı yaptırım ihtarının hukuka uygunluğunu inceleyen kararı.
Özet: Davacının senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle açtığı menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince kabul edilmesi üzerine, davalının bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun, mahkemenin eksik harç ve avans nedeniyle başvuruyu "istinaf edilmemiş saymasına" dair ek kararı; davalı vekilinin, harç tamamlama muhtırasında yasal yaptırım olan "başvurunun yapılmamış sayılmasına" yerine "vazgeçilmiş sayılacağına" ibaresinin kullanılmasının usul hatası olduğu ve bu durumun başvuruyu geçersiz kıldığı iddiasıyla incelenmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:09/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ:29/04/2026
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:09/07/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkiline ... A.Ş ....Şubesinden senet borcunun ödenmemesi halinde protesto edileceğine dair 18.07.2023 tarihinde ihbarname geldiğini, dava konusu olan 29.07.2019 tanzim, 10.08.2023 vade tarihli, 18.000-USD değerindeki senet üzerinde müvekkiline atfen atılmış bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalıya veya başka birisine böyle bir bono düzenleyip vermediğini, davanın kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; Finike mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafın kötüniyetli olarak imza itirazında bulunduğunu, 29.07.2019 düzenleme, 10.08.2022 ödeme tarihli, 14.700-USD bedelli bono bedelinin davacı ... tarafından müvekkili ...'ya ödendiğini, kira sözleşmesinde ve dava konusu bonodaki imzanın aynı olduğunun ilk bakışta anlaşılacağını, bononun kira ilişkisine istinaden düzenlendiğini belirterek davanın usulden veya esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'nun yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "... dava konusu bono altındaki davacı adına atılı bulunan imzanın davacıya ait olmadığının hüküm kurmaya elverişli 23/07/2025 tarihli ATK raporu ile tespit edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı yanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacının tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece 29/04/2026 tarihli ek karar ile; "... Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı 03/02/2026 tarihli kararının davalılar vekili tarafından 15/04/2026 tarihinde istinaf edildiği, istinaf karar harcını (nispi), istinaf avansını tamamlaması için 16/04/2026 tarihli muhtıranın davalı vekiline 21/04/2026 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin süresi içinde istinaf karar harcını (nispi), istinaf avansını mahkeme veznesine yatırmadığı ve sürenin 28/04/2026 günü mesai bitiminde dolduğu anlaşıldığından mahkememiz 03/02/2026 tarihli kararının davalı ... kendi adına asaleten davalılar adına vekaleten Av. ... tarafından istinaf edilmemiş sayılmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ek karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen 03.02.2026 tarihli karar karşı süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup Mahkemece 16.04.2026 tarihli muhtıra ile eksik nispi istinaf karar harcı ve istinaf avansının tamamlanmasının talep edildiğini, işbu muhtıra gereğinin süresinde yerine getirilmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince 29.04.2026 tarihli ek karar ile asıl kararının istinaf edilmemiş sayılmasına karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi muhtırasının hatalı yaptırım içerdiğinden yok hükmünde olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından tebliğ edilen 16.04.2026 tarihli muhtıranın ihtarat kısmında; "... aksi halde istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılacağınıza karar verileceği ihtar olunur." ifadelerine yer verildiğini, 6100 sayılı HMK m. 344 hükmünün emredici olduğunu ve kanun koyucunun harç ve giderlerin tamamlanmaması halindeki yaptırımı münhasıran "başvurunun yapılmamış sayılmasına" olarak tayin ettiğini, Hukuk Genel Kurulu'nun muhtırada yalnızca masrafın yatırılacağı yerin vezne yerine dosya olarak yazılmasını dahi tarafı yanıltıcı ve muhtırayı baştan sona geçersiz kılan ağır bir usulsüzlük olarak kabul ettiğini, çoğun içinde azda vardır (evleviyat) kuralı gereğince; salt ödeme yerinin yanlış yazılması işlemi iptal ettiriyorsa somut olayda Mahkemenin bizzat uygulanacak kanuni yaptırımı değiştirerek HMK m. 344'teki "başvurunun yapılmamış sayılmasına " yerine "vazgeçilmiş sayılmasına" gibi iradi bir ihtar yazmasının hayli hayli tarafı yanıltıcı olduğunu, Yargıtay'ın somut olayda örtüşen emsal kararında, muhtıralarda "vazgeçilmiş sayılmasına" şeklindeki ihtarların usule aykırı bulduğunu ve kanunun aradığı yaptırımın "başvurulmamış sayılacağına" kelimesi kelimesine ve açıkça yazılmasının zorunlu tutulduğunu, Kanunun lafzına aykırı yanlış yaptırım içeren ve tarafı yanıltan bir muhtıranın hukuken yok hükmünde olup hiçbir kesin süre işletemeyeceğini, bu nedenle usulsüz muhtıraya dayalı olarak verilen "istinaf edilmemiş sayılmasına" kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Mahkemenin bizzat kendi eliyle düzenlediği kanuni yaptırımı saptıran ve tarafını yanıltan usulsüz bir muhtıranın hukuki faturasının vatandaşa kesilmesinin Hukuk Devleti ilkesi ile bağdaşmayacağını, Mahkemenin kendi hatasının bir hak düşürücü engel olarak müvekkillerinin önüne koyulmasının adalete erişim yolunda bir tuzak mahiyetinde olduğunu, her ne kadar 16.04.2026 tarihli muhtıra usulsüz ve geçersiz olsa da İlk Derece Mahkemesince talep edilen 7.361,71 TL nispi istinaf karar harcı ile 1.000,00 TL istinaf avansının işbu ek kararın istinafı aşamasında taraflarınca Mahkeme veznesine eksiksiz olarak yatırıldığını ve ikmal edildiğini, harç ve masrafların an itibariyle dosyaya kazandırılmış olması karşısında muhtıranın usulsüzlüğü tespitiyle dosyanın sırf usulüne uygun yeni bir muhtıra düzenlenmesi amacıyla ilk Derece Mahkemesine geri çevrilmesinin yargılamayı lüzumsuz yere uzatacağını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibinde bono yönünden menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle ve 29/04/2026 tarihli ek karar ile davalıların istinaf başvurusunun istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ancak istinaf harçları eksik yatırıldığından nisbi istinaf karar harcı ile istinaf avansının yatırılması için davalılar vekiline HMK'nın 344. maddesi gereğince harç muhtırası tebliğ edilmiştir. Verilen kesin sürede istinaf harçlarının yatırılmaması nedeniyle, İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 344. maddesi uyarınca kararın davalılar tarafından istinaf edilmemiş sayılmasına dair ek karar verilmiş, bu ek karara karşı davalılar vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 344. maddesinde "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346'ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... Karar sayılı kararında HMK'nın 344. maddesi uyarınca çıkarılan bir muhtıranın geçerli olması için gerekli özellikler belirtilmiştir. Buna göre; Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde muhtıra gönderilerek kararı veren Hakim veya Mahkeme Başkanı tarafından 7 günlük kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı taktirde mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır. Muhtırada Hakim veya Mahkeme Başkan'ının sicili veya imzası bulunmalıdır. Muhtıra Hakim veya Mahkeme Başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla Hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.
Muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılılacak merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır.
Yargıtay'ın belirlediği bu ilkeler istinaf kanun yolunda da aynen geçerlidir.
Somut olayda; Mahkemece davalı vekiline tebliğ edilen 16/04/2026 tarihli muhtırada yatırılması gereken tutarlar açıkça ve ayrıca gösterilerek mahkeme veznesine yatırılmasının gerektiğinin, harç isminin de istinaf nispi karar harcı ile istinaf avansı olarak belirtildiği, HMK'nın 344. maddesi gereği yasal ihtarata yer verildiği, muhtıra altında Mahkeme Hakimi ile Yazı İşleri Müdürü'nün sicil ve e-imzalarının bulunduğu böylelikle muhtıranın yasal unsurları taşıdığı, muhtıra usulüne uygun olmakla istinaf karar harcı ile istinaf avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı anlaşılmaktadır
Açıklanan gerekçelerle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler ile İlk Derece Mahkemesi kararında hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptıkları istinaf yargılama masraflarının kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09/07/2026
...