Belediyede muvazaalı alt işverenlik kapsamında çalıştırılan işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının, sendika üyeliğinin asıl işverene bildirilme tarihinden itibaren hak kazanıldığına dair Yargıtay kararı.
Özet: Belediye bünyesinde alt işveren işçisi olarak çalışan davacının, belediye ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu iddiasıyla belediyenin işçisi olduğunun tespiti ve çeşitli işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin muvazaa tespit ederek alacakları kabul etmesine karşın, Yargıtayın sendika üyeliğinin asıl işverene bildirilmemesi nedeniyle toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanılamayacağı gerekçesiyle bozma kararı vermesi üzerine, ilk derece mahkemesinin bozmaya uyarak davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklara ancak üyeliğin bildirildiği tarihten itibaren sahip olduğuna hükmederek alacakları yeniden değerlendirdiği bir dava sürecidir.
9. Hukuk Dairesi         2026/2562 E.  ,  2026/2931 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/193 E., 2025/415 K.
DAVA TARİHİ : 25.12.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Belediye) nezdinde toplu taşıma araçlarında ihale alıcısı alt işverenlerin işçisi olarak çalıştırıldığını, davalı Belediyenin kadrolu işçileri ile alt işveren Şirket işçilerinin aynı organizasyonlarda ve aynı çalışma koşullarına tâbi olmasına rağmen davacının alt işveren Şirket işçisi olarak gösterildiğini, davalı ... ile alt işveren Şirketler arasındaki hizmet alımına dayalı ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu ileri sürerek davacının davalı Belediyenin işçisi olduğunun tespiti ile yıllık ücretli izin alacağı, ücret farkı alacağı, ilave tediye alacağı, bilet prim alacağı, ikramiye alacağı, fazla çalışma alacağı, fark yol parası alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava yasal süresi içinde açılmadığından öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacının yüklenici firmalarda bir yıldan az çalıştığını ve yıllık izin ödemesinin kanun ve usule aykırı olduğunu, kıdem tazminatlarının ödendiğini, alt işverenler arasındaki hizmet alımına dayalı hukuki ilişkinin usulen uygun olarak kurulduğunu ve muvazaaya dayalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli kararı ile; davalı ... ve dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğu ve toplu iş sözleşmelerinin tarafı Tüm Belediye ve ............... Sendikası (... Sendikası) üyesi olduğu anlaşılan davacının ilgili toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiği belirtilerek, emsal kadrolu işçiye yapılan ödemeler esas alınarak hesaplama yapılan bilirkişi raporu ile yapılan tespitler doğrultusunda belirlenen bilet prim alacağı, ikramiye alacağı, ilave tediye alacağı, ücret farkı alacağı ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsili yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 17.03.2022 tarihli kararı ile; davalı ... ile dava dışı Şirket arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığı, ilişkinin muvazaaya dayandığı, davacının baştan itibaren davalı Belediyenin işçisi sayılması gerektiği, davacının dava konusu edilen bilet prim alacağı, ikramiye alacağı, ilave tediye alacağı, ücret farkı alacağı ve yıllık ücretli izin alacaklarının ödendiğinin davalı işveren tarafından yasal delilleriyle kanıtlanamadığı, davacının sözü edilen alacak kalemlerine hak kazandığı, zamanaşımı def'inin dikkate alındığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1) hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 04.10.2022 tarihli kararı ile; davacının sendika üyeliğinin asıl işverene bildirilmediği, böylelikle davacının davalı Belediyenin taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden faydalanmasının mümkün olmadığı, davacının sübut bulmayan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark ücret taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı uyarınca bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, gerek bozma kararı gerekse emsal dosyada verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/(9)-595 Esas, 2024/43 Karar sayılı kararı dikkate alındığında; davalı ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, davacının davalı Belediyenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerinden, üyeliğinin davalı Belediyeye bildirilme tarihinden itibaren yararlanabileceği, davacının üyeliğinin 05.03.2018 tarihinde davalı Belediyeye bildirildiği, dolayısıyla davacının bu tarihten önce davalı Belediyenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanamayacağı, ancak muvazaanın varlığı nedeniyle 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) çerçevesinde ilave tediye ücretinden yararlanabileceği, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yaralanamayacak olan davacının genel hükümler çerçevesinde yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı ve bu hususta denetime elverişli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı ve davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı tarafından davalı aleyhine açılan Kayseri 4. İş Mahkemesinin 2019/503 Esas sayılı dosyasında yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alındığı, kararın kesinleştiği, davalı tarafça temyiz başvurusunda kesin hüküm itirazında bulunulduğu, Mahkemece davalının bildirdiği dava dosyası getirtilip incelendikten sonra yıllık ücretli izin alacağına yönelik bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olup bozmayı gerektirdiği, diğer taraftan ilave tediye alacağı hesabında bilinmeyen dönem ücreti tespit edilirken, asgari ücrete oranlama yapılmak suretiyle hesaplama yapılmasının doğru olmadığı, yapılması gerekenin ilave tediye alacağının ilişkin olduğu ve davacı ücretinin bilinemediği döneme ilişkin ücret bordrolarının celbedilmesi ve bordrolarda yazılı ücrete göre yeniden hesaplama yapılması gerekirken davacının 2014 yılı öncesine ilişkin ücretinin yazılı şekilde tespit edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, davacının, davalı Belediyenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerinden üyeliğinin davalı Belediyeye bildirildiği tarihten itibaren yararlanmaya başlayabileceği, davacının üyeliğinin 05.03.2018 tarihinde davalı Belediyeye bildirildiği, dolayısıyla davacının bu tarihten önce davalı belediyenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanamayacağı, ancak muvazaanın varlığı nedeniyle 6772 sayılı Kanun çerçevesinde ilave tediye ücretinden yararlanabileceği, yıllık izin bakımından Mahkemenin 2019/503 Esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen hüküm doğrultusunda davacının bakiye 150 günlük yıllık izin hak ettiği, bilirkişi raporunda hesaplanan davacının yıllık izin ücretinin brüt 22.350,00 TL olduğu, Mahkemenin 2019/503 Esas sayılı dosyasında davacı lehine hükmedilen 5.104,47 TL brüt yıllık izin alacağının mahsubu ile kalan 17.245,53 TL brüt yıllık izin alacağından taleple bağlı kalınarak 16.403,00 TL brüt yıllık izin alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Alacak kalemlerinin hesabı yapılırken müvekkilinin sendika üyelik tarihinin dikkate alınması gerektiğini,
2. 2014 yılında imzalanan toplu iş sözleşmesine göre hesaplama yapılması gerekirken 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39. maddesi ihlal edilerek bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fark ilave tediye ve yıllık ücretli izin alacağının hesaplanmasına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.