9. Hukuk Dairesi, asıl işveren-alt işveren ilişkisindeki muvazaa tespiti ve işçilik alacakları hakkında ilk derece mahkemesinin bozmaya direnme kararı üzerine incelemesi.
Özet: Davacı, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, asıl işveren ile alt işveren arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi, işin asıl işverenin asli faaliyet konusu olması, uzmanlık gerektirmemesi ve alt işverenin yetersizliği gerekçeleriyle muvazaa tespitinde bulunarak davacının baştan beri asıl işverenin işçisi sayılmasına karar vermiş; bu karar istinaf mahkemesince onanmış, ancak Yargıtay tarafından muvazaa araştırmasının eksikliği gerekçesiyle bozulmasına rağmen, ilk derece mahkemesi önceki hükmünde direnerek davacının asıl işverenin işçisi olduğu yönündeki tespitini sürdürmüştür.
9. Hukuk Dairesi         2026/2081 E.  ,  2026/1987 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/258 E., 2025/265 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/ 489 E., 2016/474 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/1347 E., 2016/1236 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı .. Genel Müdürlüğü (.. Genel Müdürlüğü) asıl işveren, diğer davalının ise alt işveren olarak faaliyet gösterdiği işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalılar .. Genel Müdürlüğü ile ... İnşaat ve Ticaret AŞ (... AŞ) arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu belirterek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ... ile ... AŞ arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin ücretinin davalı ... Müdürlüğünde aynı işi yapan işçilerden az olamayacağını ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, yapılan ihale ile sözleşme konusu işin anahtar teslimi davalı Şirkete verildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, davalı Şirket ile yapılan sözleşmeye göre de yüklenici işçileri ile ilgili mali ve hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiş, yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... AŞ asıl davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2017 tarihli kararı ile; davalı ... ile davalı ... AŞ arasında hizmet alım sözleşmesi imzalanarak asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulduğu, davacı vekilinin muvazaa iddiasında bulunduğu, dosya kapsamında bulunan belgelerden de sözleşmede tarif edilen hizmet alımına konu işin hazırlık denilen ve kömür üretim aşamasının bir parçası niteliğindeki davalı ... Müdürlüğünün asıl işi olduğu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, davalı ... AŞ'nin gerekli ve yeterli uzmanlığa ve teknolojik alt yapıya sahip olmadığı, araç ve gereçlerin bir kısmını davalı ... Müdürlüğünden kiraladığı ve bu hâli ile üretimin bir parçası olan işin üstlenildiği, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 2015/39401 Esas, 2015/23937 Karar sayılı kararı ile pek çok içtihadı doğrultusunda davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna karar verildiği, bu nedenle davacının baştan beri davalı ... işçisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava ile 13.06.2016 dava tarihli birleşen davanın kısmen kabulüne, 06.10.2016 dava tarihli birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 27.03.2018 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 15.02.2021 tarihli kararı ile; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, İlk Derece Mahkemesi kararının muvazaa araştırması yapılmasına yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 05.10.2021 tarihli kararı ile; davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen 05.10.2021 tarihli kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli kararı ile; Özel Daire kararında da belirtildiği üzere gerekirse tanıkların yeniden dinlenmesi ve yine gerektiği takdirde konunun uzmanı teknik bilirkişi marifetiyle işyerinde keşif icra edilmek suretiyle dosya kapsamındaki tüm deliller ilgili mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirildikten sonra davalı Şirkete verilen işin ne olduğu, asıl iş veya yardımcı iş olup olmadığı ve böylece davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 04.07.2024 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığı ve kanunen geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, dava konusu kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağının davacının fiili ücreti dikkate alınarak hesaplandığı, muvazaa iddiasına dayalı fark ücret taleplerinin ise reddine karar verildiği belirtilerek asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen 04.07.2024 tarihli kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 20.11.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda hesaplanıp hüküm altına alınan miktar, davalı ... AŞ tarafından istinaf ve temyiz edilmeyerek onun yönünden kesinleşmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozma ilâmında belirtilen bozma sebepleri sadece hükmü temyiz eden davalı ... hakkında sonuç doğurabileceği, bir başka anlatımla; hükmü istinaf ve temyiz etmeyen davalı ... AŞ yönünden de bozma sebeplerine göre değerlendirme yapılarak karar verilmesinin usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali mahiyetinde olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda davalı ... yönünden muvazaanın olmadığı ancak davalı ... AŞ yönünden Mahkemenin 13.06.2017 tarihli kararının kesinleştiğinden muvazaa iddiasına dayalı olarak alacakların hüküm altına alındığı belirtilerek asıl davanın kabulüne, birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Karara karşı davalı ... yönünden hüküm altına alınan vekâlet ücreti ile ilgili tashih talebinde bulunulduğunu ancak henüz bir karar verilmediğinden hak kaybı olmaması açısından temyize de başvurduklarını,
2. Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu hususunun aynı işyerinde çalışan işçilerin açtığı kesinleşen emsal davalarda açıklığa kavuşmuş olduğunu, bu nedenle sürpriz karar yasağı kapsamında reddedilen talepler yönünden vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; usuli kazanılmış hakka uygun hüküm kurulup kurulmadığı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.